22 Temmuz 2014 Salı

BAKIRKÖY MAZHAR OSMAN RUH VE SİNİR HASTANESİ'NİN RÜŞVET KARŞILIĞINDA SAHTE RAPOR DÜZENLEYEN BEŞ OROSPU ÇOCUĞU DOKTORUNU DEŞİFRE



BAKIRKÖY MAZHAR OSMAN RUH VE SİNİR HASTANESİ'NİN      RÜŞVET KARŞILIĞINDA SAHTE RAPOR DÜZENLEYEN
            BEŞ OROSPU ÇOCUĞU DOKTORUNU DEŞİFRE
 
 Eskişehir'de AKP kurucusu pislik bir mafyanın cinayetlerini ortaya çıkarmaya çalışıyordum.
Mafya olarak kamuoyuna sunduğum şirketin ismi Ilgazlar AŞ...
Patronları beş ortak:
Şenol Ilgaz, Mustafa Ilgaz, İsmail Ilgaz, Mehmet Ilgaz, Asım Çınar...
Üç pisliğin fotoğrafı işte:


Belgeli suçları: Beş cinayet, uyuşturucu ticareti, kara para aklama, antika kaçakçılığı, amirlere memurlara rüşvet, sahte ruhsatlı kaçak villa inşa etmek, sit alanlarını yağmalamak, vergi kaçakçılığı, hırsızlık, darp, gasp...

Bir gün polis tarafından gözaltına alındım. Nezarethaneye atıldım.

Eskişehir savcılarından Celalettin Karanfil ve Ekipler Amirliği'nde görevli Yozgatlı polis memuru Ömer tarafından şahsıma komplo kurulmuştu.

Bu komploya Eskişehir Devlet Hastanesi Doktorlarından Psikiyatri uzmanı Gönül Baylan Kaygısız'ı da dahil ettiler ve "Bakırköy Akıl Hastanesi'ne kapatılması uygundur" şeklinde sahte rapor düzenlettiler.

Ertesi gün iki polis nezaretinde İstanbul Bakırköy Akıl Hastanesine götürülerek  ADLİ SERVİS’e kapatıldım.

Daha önce Esk 3. Sulh Ceza Mahkemesi Hakimi Murat Karahisar tarafından yargılanmıştım ve "İftira suçu işlediğim yolunda kuvvetli şüpheler bulunduğu" için beni Mazhar Osman'a sevk etmişti. 

Asliye ceza mahkemesine itiraz hakkı tanıyan hakim, işlediğim iftira suçlarını sorduğumda cevap vermemiş, mahkeme tutanağına ısrarla yazılmasını istemiştim. Fakat tüm hakimlerin yaptığını Murat Karahisar da yaptı, anlattıklarıma tutanakta yer vermedi.

Eskişehir 2. Asliye Ceza Mahkemesi'ne yazdığım itiraz dilekçem, bizzat Başsavcı Gökhan Karaburun tarafından yırtıldı.

İşte mahkeme kararı:


Mahkeme kararında görüldüğü üzere bir Adli Tıp Uzmanı ve Devlet Hastanesi Ruh sağlığı uzmanından bahsedilmektedir.

Bu iki uzman  beni muayene etmeden "Mazhar Osman'a sevki uygundur" raporu vermiş. Her ikisini de Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na ihbar ettim fakat sonuç alamadım. Eskişehir Devlet Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Gönül Baylan Kaygısız'ın sahte raporu, sahtekar savcılarca her iki kuruma gönderilmiştir. (Adli Tıp ve Bakırköy Mazhar Osman).

BAŞSAVCI GÖKHAN KARABURUN'UN YIRTTIĞI İTİRAZ DİLEKÇEM İŞTE





 
 İstanbul Bakırköy Hastanesi’nde heyete dahi girmeden  deli raporu sahibi oldum.
Yüzünü görmediğim, bilmediğim doktorlar, uydurma raporun altını imzalamışlardı.


RÜŞVET KARŞILIĞINDA İSTANBUL BAKIRKÖY RUH VE SİNİR HASTALIKLARI HASTANESİ'NİN
          HEYETE GİRMEDİĞİM HALDE ŞAHSIMA DÜZENLEDİĞİ SAHTE RAPOR İŞTE BU


ŞAHSIMA RÜŞVET KARŞILIĞINDA UYDURUK DELİ RAPORU DÜZENLEYEN  OROSPU ÇOCUKLARININ İSİMLERİ:
Dr. Latif Ruhşat Alpkan (Bakırköy Akıl Hastanesi Başhekim Yardımcısı)
Dr. Niyazi Uygur
Dr. Nevzat Satmış
Dr. Cem Tüz
Dr. Şeref Özer
Dr. Fatih Öncü
...VE RÜŞVET YİYEREK DELİ RAPORUNA ÖNCÜLÜK EDEN İKİ OROSPU:

Dr. Gönül Baylan Kaygısız
Eskişehir Devlet Hastanesi Psikiyatri Uzmanı

Dr. Bilge Akyüz
Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hast. Pratisyen Doktor.

POLİS ZORUYLA  BAKIRKÖY AKIL HASTANESİNE KAPATILDIĞIMIN BELGESİ

İnternet siteleri yapmaya, hakimlerin ve savcıların nasıl yasadışı işlere bulaştıklarını ayrıntılarla anlatmaya çalıştığım bir sırada yine gözaltına alındım. Yine mahkeme düzenlenmiş. İfadem yok, savunmam yok, itiraz hakkı, tebligat, hiçbir şey yok… Tekrar Akıl hastanesine kapatıldım. Fakat bu defa bana zırdeli muamelesi yapıyorlar, çok ağır ilaçlar verip iğne yapıyorlardı. Kafamı kaldıramıyordum, bana neler yapıldığını anlayamıyordum. Ellerim ve yüzüm sürekli uyuşuyor, parmaklarımın ucuna kramplar giriyordu.
 
Akıl hastanesinde 120. günümdü. Beni yavaş yavaş öldürüyorlardı. Kaçmaya karar verdim. Bir yolunu bulup hastaneden kaçtım. Üzerimde pijama ve terlik… Paramı hastane görevlileri almıştı. Parasız pulsuz İstanbul’dan Eskişehir’e nasıl gidebilirim, düşünmek istiyordum fakat olmuyordu. Kütahyalı olduğunu söyleyen bir kamyoncuya anlattım derdimi,  yardımcı oldu. Beni Adapazarı’na kadar getirip bıraktı. Adapazarı’nda birkaç kamyoncuyla konuştum, derdimi anlatamadım, hiç kimse kamyonuna almak istemedi.  Çöplerden ekmek yedim, hatta Bilecik’te bir çöp bidonunda poşette pasta bulmuş ve yemiştim. Adapazarı’ndan Eskişehir’e yürüyerek  dört günde perişan bir vaziyette geldim. Ayağımdaki terlik parçalanmıştı. Tam altı ay kendime gelemedim. Bakırköy Akıl Hastanesi’nde başlayan elimdeki uyuşmalar, vücudumdaki kasılmalar hala devam ediyor. Kısacası sağlığımı elimden aldılar.
 
34 gece nezarethane… 64 gün cezaevi… 60 adet iftiralarla süslü dava…  14 sene hapis… 28 internet siteme kilit… Deli raporu… 120 gün tımarhane …
 
Artık nüfus kağıdım da yok… Kim olduğumu dahi ispatlayamıyorum. Hiçbir yerde işlem yaptıramıyorum. Çok uzaklardaki çocuklarıma para dahi gönderemiyorum.
 
Tek suçum yasadışı işleri ihbar etmekti.
 
Cinayetler, tarihi eser kaçakçılığı, sahte ruhsatlı kaçak villalar, uyuşturucu ticareti, banka horumlama, hırsızlık, sahte çek, darp, gasp…
 
Bunları yapanlar AKP’liydi…
… ve bir CHP’li ortak: Yılmaz Büyükerşen…
 
Yasadışı işler yapmak, rüşvet almak, rüşvet vermek, işte bu şahıslar için o kadar olağan bir işti ki, Eskişehir’deki hemen hemen tüm resmi makamlar, kanun tanımayan bu ortakların kuluydu, kölesiydi…

 
YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI, BAKIRKÖY MAZHAR OSMAN HASTANESİ'NİN YUKARIDAKİ
    RAPORUNU  KABUL ETMEYEREK MAHKEMELERİN VERMİŞ OLDUĞU KARARLARI BOZDU...

ESKİŞEHİR CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI, YEDİKLERİ EŞEK YÜKÜ RÜŞVETLERİ HAK ETMEK İÇİN...

GERİYE DÖNÜK OLARAK ESKİŞEHİR 4. SULH CEZA MAHKEMESİ'NDE (HAKİM NADİR SERBEST) SAHTE BİR MAHKEME KARARI ÇIKARTTILAR, BENİ (GIYABIMDA) İSTANBUL ADLİ TIP KURUMU'NA SEVK ETTİLER... 

ESKİŞEHİR DEVLET HASTANESİ PSİKİYATRİ UZMANI GÖNÜL BAYLAN KAYGISIZ'IN "MÜŞAHADE ALTINA ALINMASI GEREKMEKTEDİR" SAHTE RAPORUNU DA GÖNDERDİLER. 

ADLİ TIP KURUMU BAŞKANI YALÇIN BÜYÜK, RÜŞVET KARŞILIĞINDA, ADLİ TIP KURUMU 4. İHTİSAS KURULU'NA  GERİYE DÖNÜK BİR TARİHLİ SAHTE RAPOR HAZIRLATTI VE ESKİŞEHİR CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI'NA GÖNDERDİ.

ADLİ TIP KURUMU'NDA GÖZLEM ALTINA ALINDIĞIMI GÖSTEREN BU RAPORUN SAHTELİĞİ DE BELGELİYDİ. 

BAKIRKÖY MAZHAR OSMAN HASTANESİ'NİN RAPORUNDAKİ TARİHLE ADLİ TIP KURUMUNUN HAZIRLADIĞI RAPORUN TARİHİ AYNIYDI.  

İKİ AYRI KURUMDA AYNI GÜN HEYETE GİRMEMİN MÜMKÜN OLMADIĞINI BELGELİYORDUM. 

FAKAT İDDİALARIMI VE İHBARLARIMI KABUL EDECEK BİR DEVLET MAKAMI BULAMIYORDUM.

DAHASI: BENİ BAKIRKÖY MAZHAR OSMAN'A SEVK EDEN ESK. 3. SULH CEZA MAHKEMESİYDİ (HAKİM MURAT KARAHİSAR)... 

ADLİ TIP KURUMU'NA SEVKEDEN ESK.4.SULH CEZA MAHKEMESİ (HAKİM NADİR SERBEST)... 

MAHKEME TARİHLERİ VE SEVK TARİHLERİ DE AYNIYDI... 

İKİ AYRI MAHKEME BENİ İKİ AYRI KURUMA GÖNDERMİŞ, GÖZLEM ALTINA ALINMAM VE HEYET SONRASINDA RAPOR TALEP ETMİŞTİ...

ESKİŞEHİR CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI'NIN SAHTEKAR GİRİŞİMLERİ SONRASINDA İKİ DELİ RAPORU SAHİBİ OLMUŞTUM. 

ANAYASA MAHKEMESİ'NE AÇTIĞIM BİREYSEL DAVAYI  ETKİLEMEK İÇİN,  MAZHAR OSMAN'IN SAHTE RAPORU HÜKÜMSÜZ OLUNCA, GERİYE DÖNÜK OLARAK ALDIKLARI  ADLİ TIP KURUMU RAPORUNU ANAYASA MAHKEMESİ'NE GÖNDERDİLER.

DAHASI: DOSYAMIN YARGITAY'A TEMYİZ İÇİN BENİM AVUKATIM TARAFINDAN GÖNDERİLDİĞİNİ BELİRTMİŞLER. BENİ MÜDAFA EDECEK HİÇ BİR AVUKATIM OLMADIĞI GİBİ, HANGİ AVUKATA TEMYİZ ETTİRDİKLERİNİ DE BİLMİYORUM. 

ESKİŞEHİR CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI  ŞAHSIMA HİÇ BİR SURETTE BİLGİ VERMİYOR.   YAPTIKLARI TEK İŞ RÜŞVET KARŞILIĞINDA AKP KURUCUSU  KATİLLERE HİZMET EDİYORLAR, BU NAMUSSUZLARI KURTARMAK İÇİN SAHTE BELGELER DÜZENLİYORLARDI.

ESK 4. SULH CEZA MAHKEMESİ'NİN SAHTE MAHKEME KARARI VE ADLİ TIP KURUMU'NUN DÜZENLEDİĞİ SAHTE RAPORUN  YARGITAY'DA OLDUĞUNA DA İNANMIYORUM.

SAHTE DELİ RAPORLARIM YARGITAY'CA ONANMADIĞI HALDE, ESKİŞEHİR CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI ISRARLA BENİ AKIL HASTANESİ'NE KAPATMAYA ÇALIŞIYOR. YARIM KALAN TEDAVİMİ (!) TAMAMLATMAYA ÇALIŞIYOR. SÖZÜN KISASI BENİ ÖLDÜRTMEYE ÇALIŞIYOR.

TÜM SAHTECİLİKLERE ÖNCÜLÜK EDEN BAŞSAVCI GÖKHAN KARABURUN İZMİR'E TAYİN EDİLDİKTEN SONRA, ŞİMDİKİ SAHTEKARLIKLARA BAŞSAVCI ORHAN ÇETİNGÜL ÖNCÜLÜK EDİYOR.

EĞER ÖLDÜRÜLÜRSEM ÖLÜMÜMDEN BAŞ SORUMLU OLAN ŞAHIS ORHAN ÇETİNGÜL'DÜR.

ESKİŞEHİR BAŞSAVCISI ORHAN ÇETİNGÜL RÜŞVET YİYEREK  ANAYASA MAHKEMESİ'NDEKİ DAVAMI NASIL ETKİLEDİ?

İŞTE BELGESİ:
ESKİŞEHİR BAŞSAVCISI ORHAN ÇETİNGÜL, SAHTE MAHKEME KARARLARI VE SAHTE DELİ RAPORLARIYLA ANAYASA  MAHKEMESİ'Nİ KANDIRDI:


Yargıtay'ın onadığı bir suçum yok... Hal böyle iken suçum sabitmiş....
İŞTE BUNA ADALET DİYORLAR...
DEVLETİMİZ VE MAAŞLI HİZMETÇİLERİNİN RÜŞVET KARŞILIĞI SAHTECİLİKLERİNİ İZLEDİNİZ...
YARDIM İSTEYEBİLECEĞİM HİÇ BİR MAKAM YOK...
ÇÜNKÜ DEVLET YOK...
Kenan Akkuş (esrehber)
 YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NA SUÇ DUYURUSUDUR

 
Konu: Adli Tıp Kurumu, heyete girmediğim halde şahsıma sahte bir rapor düzenlemiştir. Suçlu şahıslar bu raporla şahsım susturmak ve tecrit etmek istemektedir. Adalet dağıtması gerekenler, adalet çetesi kurmuş, ihbarcı dürüst vatandaşları linç etmektedirler.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na,

KONU 1).

Eskişehir 2. Sulh Ceza Mahkemesi Hakimi Berrin Kanagöl Yeşilyurt'un talebiyle (Dosya No: 2007/1005) İstanbul Adli Tıp Kurumu’nda bir defa heyete girdim. Mahkeme duruşma tutanağı ilişiktedir.
Heyete girdiğim tarih: 26/01/2009
Adli Tıp No: 2008 / 68811
4. İhtisas Kurulunda heyete girdiğimin belgesi ilişiktedir.
Bunun dışında hiçbir zaman Adli Tıp Kurumu’nda heyete girmedim.

Oysa Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı, Anayasa Mahkemesi’ne 02/09/2009 tarih ve 2009/1995 Adli Tıp Kurumu numaralı rapor göndermiştir.

Heyete girdiğim tarihten 8 ay sonra tekrar heyete girdiğim görülüyor.

Öyle anlaşılıyor ki, uyduruk deli raporu karşılığında Adli Tıp Kurumu Başkanı ve 4. İhtisas Kurulu üyeleri rüşvet yemedilerse, Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı sahtekarlık yapmış ve benim yerime başka bir Kenan Akkuş’u Adli Tıp Kurumu’nda heyete sokmuşlar.

Zaten nüfus kağıdım ellerindeydi ve sahtekarlık yaparak benim kimliğimle başka bir şahısı heyete sokmuş olmalılar.

KONU 2).

Anayasa Mahkemesi’nin şahsıma gönderdiği yazısının OLAYLAR VE OLGULAR bölümünün 3’üncü maddesinde belirtilmiştir ki: Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2009/16954 soruşturma numaralı iddianamesi ile Eskişehir 4. Sulh Ceza Mahkemesi’nde dava açılmış.
Bu dava sonucunda şahsımı Adli Tıp Kurumu’na sevk etmiş…
Oysa bu tamamen sahte bir dava olup, gerçek dava dosyasında görüldüğü üzere (ilişikte)
şahsım Adli Tıp Kurumu’na değil, Bakırköy Akıl Hastanesi’ne kapatılmamla ilgilidir.

Davanın müştekileri: Yılmaz Büyükerşen, vekili Cemal Okan Yüksel, Eski Eskişehir Başsavcısı Gökhan Karaburun ve Başsavcı Vekili Coşkun Mutluer’dir.
Mahkeme kararı ilişiktedir.

Savcı ve hakim sahtekarlık yapmasına rağmen bu dava UYAP yargı sisteminde silinmiştir. Belgesi ilişiktedir.

Gıyabımda yapılmış ve sahte olsa da bu dosyanın UYAP yargı sistemine kaydedilmemesi suç değil midir?

Eskişehir 4. Sulh Ceza Mahkemesi’nde hiçbir zaman yargılanmadığım gibi yüzüme okunmuş bir karar yoktur.
Bu mahkemede 2013 yılında açılmış ilişikte iddianamesini sunduğum dava (Müştekiler: Mehmet Ali Şahin, Murat Mercan) dosyasının tebligatı şahsıma hiçbir zaman gönderilmediği gibi, yargılama gıyabımda yapılmaktadır.


KONU 3).

Anayasa Mahkemesi’nin şahsıma gönderdiği 04/10/2013 tarihli karar yazısının 6’ncı maddesinde belirtildiği üzere (ilişikte) Adli Tıp Kurumu şahsıma 02/09/2009 tarihli rapor düzenlemiş.

Bu raporun sahte bir rapor olduğunu ispat edebilirim.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Abdullah Er imzasıyla şahsıma gönderdiği bozma kararı ilişiktedir.

Eskişehir 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 16/03/2010 tarihli kararında, Bakırköy Ruh ve Sinir Hastanesi’nden alınmış bir raporla şahsıma güvenlik tedbiri uygulanması talep edilmiştir.

Adli Tıp Kurumu’ndan alınan rapor 02/09/ 2009 tarihli olduğuna göre, Eskişehir 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 16/03/2010 tarihli kararında “Adli Tıp Kurumu”ndan alınmış olan raporun belirtilmiş olması lazımdı.

Mahkeme kararından 6 ay önce alınmış bir rapor mahkeme kararında belirtilmiyor, Bakırköy Mazhar Osman Hastanesi’nin 2009/2161943 dosya nolu rapor (ilişikte) belirtilerek şahsıma güvenlik tedbirinin uygulanmasına yönelik onay bekliyorlar.

Söz konusu Adli Tıp Kurumu’nun vermiş olduğu 02/09/2009 tarih ve 2009/1995 nolu rapor sahtedir ve bu raporla ilgili hiçbir zaman heyete girmedim.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Abdullah Er imzasıyla şahsıma gönderdiği bozma kararında yazılıdır ki:

5271 sayılı CMK’nun Madde 74 / 1 fıkrasında belirtilen: Uzman hekim önerisi yoktur. Eğer bir uzman hekimden şahsım için sahte rapor alınmış ise, uzman hekimin kim olduğu tespit edilip dava açılması gerekir.

5271 sayılı CMK’nun Madde 74 / 2 fıkrasında belirtilen: Şahsıma bir müdafi görevlendirilmemiştir. Eğer bir müdafi belirlenmiş ise, görevini yapmayan ve yasaları bilmeyen müdafi hakkında da dava açılması gerekmektedir. Bu müdafinin tespit edilmesi gerekmektedir.

5271 sayılı CMK’nun Madde 74 / 3 fıkrasında belirtilen: Şahsımın Adli Tıp Kurumu’nda gözlem altına alınması konusudur. Şahsım hiçbir zaman Adli Tıp Kurumu’nda gözlem altına alınmamıştır. Bakırköy Mazhar Osman Hastanesi’nde 15 gün gözlem altına alındım fakat Eskişehir 4. Sulh Ceza Mahkemesi’nin talebiyle ilgili değil, Eskişehir 3. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 04/06/2009 tarihli kararıyla ilgilidir. 2009/717 nolu bu dosya UYAP yargı sisteminden silindiği gibi, daha sonra tedavi maksatlı olarak polis zoruyla Bakırköy’e kapatıldığım davalar da sistemden silindi.

5271 sayılı CMK’nun Madde 74 / 4 fıkrasında belirtilen : Gözlem altına alınma kararına karşı itiraz yoluna gidemedim. Çünkü bu davadan hiçbir zaman haberim olmadığı gibi duruşmalar gıyabımda yapılmış. Eğer varsa Müdafi karara itiraz etmemiş. İtiraz edilmediği için karar durdurulmamış. Anayasal haklarım yok sayılmış. Mahkeme dosyasında şahsımdan alınmış bir ifade olmadığı gibi savunma da yoktur. İtiraz hakkı da tanınmamış. Her şey gıyabımda yapılmış. Adalet bu mudur?

5271 sayılı CMK’nun Madde 74 / 5 fıkrasında belirtilen konular, hakim, savcı ve Adli Tıp Kurumu heyetinin işbirliği yaparak, şahsıma sahte bir rapor düzenleyerek şahsımdan kurtulmak istedikleri anlamına gelir ki, Bakırköy’de heyete girmediğim halde şahsıma düzenlenmiş sahte bir rapordan sonra heyete girmediğim halde Adli Tıp Kurumu’ndan da sahte bir rapor alınmış olmalı.

Adli Tıp Kurumunda bu tür sahtekarlıklar bu kadar basit ve kolay mı?

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Abdullah Er imzasıyla şahsıma gönderdiği bozma kararı 05/04/2011 tarihlidir. Bozma gerekçesi ise “Adli Tıp Kurumu yerine başka bir kurumdan alınan yetersiz, onaysız, rapor fotokopisi esas alınarak yazılı biçimde karar verilmesi ve yasaya aykırı bulunması…”

Bozma kararından sonra geriye dönük olarak önceki bir tarihli sahte raporun Yargıtay'da işleme gireceğini düşünerek rüşvet karşılığında temin ettikleri ortadadır. Belgelerle ispatladığım cinayetlerden, tarihi eser kaçakçılığından, sit alanı yağmacılığından, hortumculuktan, hırsızlıktan, rüşvetten, dolandırıcılıktan, uyuşturucu ticaretinden kurtulmanın yolunun, şahsıma verilen sahte raporlarla kurtulacaklarını sananlara cevabı yargıtay Ceza Daireleri verdi: Yasadışı bir şekilde yargılanarak şahsıma yağdırılan tüm cezaları Yargıtay esasına bakmadan bozdu.

Şahsıma iftira yoluyla yüklenmeye çalışılan suçların tamamı Yargıtay'dan dönmüştür. Onanmış hiç bir davam yoktur. Hal böyle olmasına rağmen, Anayasa Mahkemesi'nin kararında görüldüğü üzere "üzerime atılı suç sabit"miş. Savcıların rüşvetler karşılığında şahsıma yüklediği ve hakimlerin rüşvetler karşılığında onayladığı, Yargıtay'ın ise bozduğu tüm davalarda yeniden yargılanmak için ilgili mahkemelere başvuracağım.

Yukarıda belirttiğim üzere 5271 sayılı CMK’nun 74’üncü maddesinin fıkralarındaki hükümlere hiçbir surette uymayan Eskişehir 4. Sulh Ceza Mahkemesi Hakimi, Anayasal Hakları uygulamak yerine şahsımı linç etmeye çalışan savcı ve heyete girmediğim halde şahsıma rapor tanzim eden Adli Tıp Kurumu heyeti suç işlemiştir.

Adli Tıp Kurumu’nun şahsıma düzenlediği raporun, yukarıdaki sebeplerden dolayı hiçbir hükmü yoktur.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunuyorum, Anayasa Mahkemesi’nin kararının (ilişikte) incelenmesi ve yalan beyanlarla suç işleyen Eskişehir hakim ve savcıları hakkında HSYK’ya suç duyurusunda bulunulmasını istirham ediyorum.

Gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim… 28/12/2013

Kenan Akkuş
             


                              

HADİ ŞİMDİ SÖYLEYİN...
Hangi savcı bu hainler için iddianame hazırlayabilir?
Hangi hakim yargılayabilir?
... ve hangi gazete yayınlayabilir?

Bu cinayeti benden başka kamuoyuna sunan var mı?

Öldürülmeyi çoktan hak ettim de...
Beceremiyorlar...

 
Eğer ki bu hırsızlar yargılansaydı...
Binali'nin de kellesi kopardı...
Hırsız Tayyip'in de...
Tornavidacı Feridun ötmeye karar verince...
Adalet Bakanı Bozeşşeğin emriyle dava kapatıldı...
Kenan Akkuş (esrehber)