27 Şubat 2014 Perşembe

HIRSIZ TAYYİP'İN BURDUR'DA GÖSTERDİĞİ BELGE BAKIN KİME AİT



Hırsızlıklarını ve rüşvet işlerini örtbas etmek için bin türlü takla atan Tayyip, bu defa Büyükerşen'in elindeki belge ile CHP'yi suçladı:

BÜYÜKERŞEN, BU BELGEYİ ANLATIYOR:

“27 Mayıs sabahı, babamın beni hafifçe sarsmasıyla gözlerimi açtım. Rahmetli, sabah ezanında uyanıp, namazdan sonra, bizi uyandırmayacak kadar itina ile açtığı radyodan “Köylü Saati” veya “Köye Doğru” programlarının arasındaki türkü ve şarkıları dinlemekten zevk alırdı. Bu sefer yavaş sesle “Yılmaz kalk bak, radyoda marşlar çalıyor, asker yönetime el koydu gibi laflar ediyorlar.” dedi. Yataktan fırladım. Annem ve kardeşlerim de kalkmıştı. Hepimiz radyoya kulak kesildik… Alparslan Türkeş’in sesiyle radyodan “Türk Silahlı Kuvvetlerinin devlet yönetimine el koyduğu, Senato’ya, Nato’ya bağlı olduğumuz” ve bütün illerde sıkıyönetimin ilan edildiği, sokağa çıkma yasağının konduğu söyleniyor, arada da marşlar çalıyor, Hasan Mutlucan’dan Serhat türküleriyle devam ediliyordu… Kahvaltımızı yaptık. Hava iyice aydınlanmıştı. Saat dokuza doğru, pencerenin önünde otururken, bir askeri jeep’in bizim evin önünde durduğunu gördüm. Bir astsubay indi içinden, sağa sola bakınırken, pencerenin bir kenarından onlara bakan babama doğru, “Yılmaz Büyükerşen’in evi burası mı?” diye sordu. Babamla birlikte, ben de doğruldum ve pencereyi açarak, “Evet burası.” dedim. Astsubay “Sizi Merkez Komutanlığından istiyorlar. Hemen hazırlanın sizi götüreceğiz.” dedi. Ben hemen giyinip aşağı inerken, annem ve babam endişeli gözlerle bana bakıyorlardı… Jeep, Merkez Komutanlığının bahçesine girerken, yakinen tanıdığımız ve Güzeliş Kitapevindeki Kulis’in müdavimlerinden, Merkez Komutanı Havacı Albay Muammer Atayurt, beni sevinçle kucakladıktan sonra, “Jeep’e tekrar bin ve matbaa mürettipleri ile makinistleri, git evlerinden al getir ve matbaanızın mühürlerini kopararak içeri girin. Ben size acele basacağınız bir şey getireceğim, o şeyin dağıtımını da sizin Türk Devrim Ocağı üyeleri yapacak. Onu da hemen örgütle.” dedi… Ben “Herhalde gazete basacağız” diyordum… Bir saat sonra, herkes matbaada idi. Güngör Onal (sonraları Bursa İktidasi İdari Bilimler Akademisine asistan ve Marmara Üniversitesinde Profesör oldu) bizim Devrim Ocağı Şubesi Başkan Yardımcısı idi. Babası inşaat müteahhitliği yapıyordu. Steyşın vagon, yeşil renkli bir otomobilleri vardı. Onu almış, bizim Muhtar’la beraber matbaaya gelmişlerdi. Üst kattaki kitapevinde ise, gazete patronu Abdurrahman Ünügür, CHP İl Başkanları, avukatlar, sonradan Mehmet Barlas’ın kayınpederi olan, Canan Barlas’ın babası Hasan Pertev Paker ve şehrin önde gelen siyasileri bizim “Kulis” te toplanmışlar, heyecan içinde ne olup bittiğini anlamaya çalışıyor ve tartışıyorlardı. Az sonra Merkez Komutanı Albay Muammer Atayurt da elinde bir yazı ile geldi ve “Bu el ilanından, yüzlercesini acele basın, çünkü şehirde her yere dağıtılacak. Komutanın emri!” dedi. El ilanı dediği yazı, Eskişehir Sıkı Yönetim Komutanı Tuğgeneral Bedii Kireçtepe’nin Eskişehir halkına bildirisi idi. Bildiride şunlar yazıyordu: “

Zamanı Durduran Saat Sayfa: 131