28 Şubat 2014 Cuma

BİLAL’E SAKLATTIĞIN BİR ODA DOLUSU PARANIN, 2 MİLYAR 200 MİLYON DOLARIN KAYNAĞI NE?



“KILIÇTAROĞLU’NUN BELGESİNİ GÖSTERECEĞİM” DİYOR, 54 YIL ÖNCESİNE GİDİYOR.

2002 seçimlerinde Tayyip’e OY veren bir vatandaş olarak hesap soruyorum:

“BİLAL’E SAKLATTIĞIN BİR ODA DOLUSU PARANIN, 2 MİLYAR 200 MİLYON DOLARIN KAYNAĞI NE?”

Yasin’i, Rıza’yı, Kadı’yı, Fetullah’ı karıştırmadan adam gibi soru sordum.

Ya adam gibi cevap ver.
Ya da siktir git…

Bu kadar pisliğin yeter… Bıktırdın…

Kenan Akkuş (esrehber)

https://www.facebook.com/photo.php?fbid=540225389417644&set=a.119966268110227.21113.100002905645532&type=1&theater

27 Şubat 2014 Perşembe

TAYYİP'İN BAKAN'LARI TAYYİP'İ İŞTE BÖYLE AK'LIYOR: Kaset montaj... İçime öyle doğdu...



İMAM TERBİYELİ ÇAKALLAR...
Katil Tayyip şimdilerde "İmam Hatiplilerle gençlik buluşması" yapıyormuş.
Hatiplik diye bir meslek kalmadı, ders de yok...
İmam Hatip demenin anlamı var mı?
İmam okulları diyeceksin...
İmamlığın da suyunu çıkardılar...
Çoluğa çocuğa tecavüz edenler akla geliyor.
Demek ki neymiş?
İmam Hatip'ler kapatılmalıymış...
Allah'ın izniyle o da olacak...
Bekleyin ve görün...
Kenan Akkuş (esrehber)

MEZARLIKLARA TAYYİP’İN EMRİYLE TOPBAŞ RUHSAT DÜZENLEMİŞ



MEZARLIKLARA TAYYİP’İN EMRİYLE TOPBAŞ RUHSAT DÜZENLEMİŞ

Ali Ağaoğlu, Ayazma mezarlığının kendisine rant olarak sunulması karşılığında ATV-Sabah havuzuna kaç milyon dolar bağışladı?
Cevap: 170 milyon dolar…
Peki karşılığında ne aldı?
Yüzlerce çocuk mezarı sahibinden beddua…
“Allah belanı versin Ali Ağaoğlu… Tayyip gibi göt kanserine yakalanasın da bağıra bağıra kan sıçasın…”
Halkın dediği olur…
Görürsünüz…


https://www.facebook.com/photo.php?fbid=539654862808030&set=a.119966268110227.21113.100002905645532&type=1&theater

HIRSIZ TAYYİP'İN BURDUR'DA GÖSTERDİĞİ BELGE BAKIN KİME AİT



Hırsızlıklarını ve rüşvet işlerini örtbas etmek için bin türlü takla atan Tayyip, bu defa Büyükerşen'in elindeki belge ile CHP'yi suçladı:

BÜYÜKERŞEN, BU BELGEYİ ANLATIYOR:

“27 Mayıs sabahı, babamın beni hafifçe sarsmasıyla gözlerimi açtım. Rahmetli, sabah ezanında uyanıp, namazdan sonra, bizi uyandırmayacak kadar itina ile açtığı radyodan “Köylü Saati” veya “Köye Doğru” programlarının arasındaki türkü ve şarkıları dinlemekten zevk alırdı. Bu sefer yavaş sesle “Yılmaz kalk bak, radyoda marşlar çalıyor, asker yönetime el koydu gibi laflar ediyorlar.” dedi. Yataktan fırladım. Annem ve kardeşlerim de kalkmıştı. Hepimiz radyoya kulak kesildik… Alparslan Türkeş’in sesiyle radyodan “Türk Silahlı Kuvvetlerinin devlet yönetimine el koyduğu, Senato’ya, Nato’ya bağlı olduğumuz” ve bütün illerde sıkıyönetimin ilan edildiği, sokağa çıkma yasağının konduğu söyleniyor, arada da marşlar çalıyor, Hasan Mutlucan’dan Serhat türküleriyle devam ediliyordu… Kahvaltımızı yaptık. Hava iyice aydınlanmıştı. Saat dokuza doğru, pencerenin önünde otururken, bir askeri jeep’in bizim evin önünde durduğunu gördüm. Bir astsubay indi içinden, sağa sola bakınırken, pencerenin bir kenarından onlara bakan babama doğru, “Yılmaz Büyükerşen’in evi burası mı?” diye sordu. Babamla birlikte, ben de doğruldum ve pencereyi açarak, “Evet burası.” dedim. Astsubay “Sizi Merkez Komutanlığından istiyorlar. Hemen hazırlanın sizi götüreceğiz.” dedi. Ben hemen giyinip aşağı inerken, annem ve babam endişeli gözlerle bana bakıyorlardı… Jeep, Merkez Komutanlığının bahçesine girerken, yakinen tanıdığımız ve Güzeliş Kitapevindeki Kulis’in müdavimlerinden, Merkez Komutanı Havacı Albay Muammer Atayurt, beni sevinçle kucakladıktan sonra, “Jeep’e tekrar bin ve matbaa mürettipleri ile makinistleri, git evlerinden al getir ve matbaanızın mühürlerini kopararak içeri girin. Ben size acele basacağınız bir şey getireceğim, o şeyin dağıtımını da sizin Türk Devrim Ocağı üyeleri yapacak. Onu da hemen örgütle.” dedi… Ben “Herhalde gazete basacağız” diyordum… Bir saat sonra, herkes matbaada idi. Güngör Onal (sonraları Bursa İktidasi İdari Bilimler Akademisine asistan ve Marmara Üniversitesinde Profesör oldu) bizim Devrim Ocağı Şubesi Başkan Yardımcısı idi. Babası inşaat müteahhitliği yapıyordu. Steyşın vagon, yeşil renkli bir otomobilleri vardı. Onu almış, bizim Muhtar’la beraber matbaaya gelmişlerdi. Üst kattaki kitapevinde ise, gazete patronu Abdurrahman Ünügür, CHP İl Başkanları, avukatlar, sonradan Mehmet Barlas’ın kayınpederi olan, Canan Barlas’ın babası Hasan Pertev Paker ve şehrin önde gelen siyasileri bizim “Kulis” te toplanmışlar, heyecan içinde ne olup bittiğini anlamaya çalışıyor ve tartışıyorlardı. Az sonra Merkez Komutanı Albay Muammer Atayurt da elinde bir yazı ile geldi ve “Bu el ilanından, yüzlercesini acele basın, çünkü şehirde her yere dağıtılacak. Komutanın emri!” dedi. El ilanı dediği yazı, Eskişehir Sıkı Yönetim Komutanı Tuğgeneral Bedii Kireçtepe’nin Eskişehir halkına bildirisi idi. Bildiride şunlar yazıyordu: “

Zamanı Durduran Saat Sayfa: 131

RÜŞVETÇİ PİSLİK MURAT MERCAN BU FOTOĞRAFIN CEVABINI VEREMEDİ



RÜŞVETÇİ PİSLİK MURAT MERCAN BU FOTOĞRAFIN CEVABINI VEREMEDİ

Fotoğrafta gördüğünüz AKP Kurucusu Milletvekili Murat Mercan hakkında çok sayıda suç duyurusunda bulundum:

İŞTE SUÇ DUYURULARIM:

“Bu Milletvekilini Ilgaz mafyası, kirli işlerini örtbas ettirmek için seçtirdi…”
“Bu milletvekili için Ilgaz mafyası 300 bin TL (300 Milyar TL) harcadı…”
“AKP Milletvekili, şahit olduğum cinayetlere kaza süsü verdirerek örtbas ettirdi…”
“Fotoğrafta görüldüğü üzere açılışını yaptığı lüks kaçak villalar için sahte ruhsatlar düzenletti.”
“Yağmalanan sit alanlarını ihbar ettiğim için beni iftirayla cezaevine sokturdu.”
“Ilgaz mafyasının yasadışı olarak toprak altından çıkardığı Frigya antikalarından pay aldı.. Çıkarılan antikaların içinde çok sayıda altın heykeller vardı…”
“AKP Milletvekili Murat Mercan, Ilgaz mafyasının 5 cinayetini örtbas ettirdi…”
“Ilgaz mafyasının Emlakbank’tan hortumladıkları 16 milyon doları örtbas ettirdi…”
“Ilgaz Mafyasının Eskişehir Subay Orduevi’ndeki kirli işlerini örtbas ettirdi.”
“Ilgaz mafyasının uyuşturucu ticaretini örtbas ettirdi…”
“Ilgaz mafyasının devleti dolandırdığını örtbas ettirdi…”
“Ilgaz mafyasının özel şirketleri tokatladığını örtbas ettirdi…”

BU İHBARLARIM HAKKINDA BANA DAVA AÇMAK YERİNE…
KÜFÜR ETTİĞİMİ İDDİA EDEREK DAVACI OLDU…

Mahkemelere gelmedi, avukatını da göndermedi…
Hakim Hakkı Aydoğan’a bu fotoğrafı göstererek dedim ki:
“Murat Mercan bu fotoğraf için cevap versin, ben de küfür ettiğimi kabul edeceğim. Sahte ruhsatlı kaçak villaların açılışında, Mafya babası İsmail Ilgaz’ın yanında ne işi vardı?”
Fotoğraf ve sorularım, Ankara’ya TBMM’ye defalarca gitti, geldi…
Dosyaya şu not düşüldü:
“Milletvekili Murat Mercan istenilen soruya cevap vermemiştir…”

Küfür etmediğim halde, doğruları anlattığım halde 64 gün cezaevinde yatırdı…
Eskişehir 1. Asliye Ceza Mahkemesi’ne teslim ettiğim 20 belgeyi çaldı…
Hakim Hakkı Aydoğan’ı suçuna ortak etti…
Bu pislikler ortaya çıkmasın diye uyduruk deli raporları hazırlattılar…
Şikayet edebileceğim hiçbir makam kalmadı…
Tayyip bile bu pisliklere destek çıktı…
İşte bu anlattıklarıma “adalet” dediler…

Kenan Akkuş (Esrehber)

https://www.facebook.com/photo.php?fbid=539861836120666&set=a.119966268110227.21113.100002905645532&type=1&theater



BABASI NAZFİZ MERCAN'I ZİYARET ETTİM

Tarih: 2004...

Murat Mercan'ın babası Nafiz Mercan Kızılay Dispanserinde Başhekimdi...

Ziyaretine giderek "Özel konuşmak istiyorum" dedim... 

Adam öyle babacan biriydi ki, "Elbette yavrup, odama geçelim" diyerek beni Başhekim odasında ağırladı.

Dedim ki: "Siz farkında değilsiniz fakat oğlunuz Milletvekili Murat Mercan yasa dışı işler yapıyor. Şahit olduğum bir cinayeti örtbas ediyor..."

Adamcağız telaşa kapıldı:
"Benim oğlum öyle bir şey yapmaz fakat bildiklerini yine de bana anlat" dedi.

Ben de anlattım:
"Ilgazlar AŞ patronları Şenol Ilgaz, Mustafa Ilgaz, İsmail Ilgaz, Mehmet Ilgaz, Asım Çınar isimli şahsiyetler, kendi pisliklerini örtbas ettirmek için oğlunuzu milletvekili seçtirdi. Oğlunuz kuruş para harcamadı. Şahit olduğum cinayeti Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı'na ihbar ettim, oğlunuz Başsavcıyı tehdit etti ve ihbarım örtbas edildi. Adalet Bakanı Cemil Çiçek'e ihbar ettim, yine oğlunuz devreye girdi ve Cemil Çiçek'i ikna etti, ihbarım örtbas edildi. Sahte ruhsatlı kaçak villalar, antika kaçakçılığı, uyuşturucu ticareti, kara para aklama olayları, banka hortumculuğu, devletin kurumlarından soygun, darp, gasp... Bunlar çete ve işledikleri suçları örtbas ettirmek için oğlunuzu istedikleri şekilde maşa olarak kullanıyorlar.Bilginiz olsun, oğlunuz da bu çete içinde..."

Nafiz Mercan'ın ağzı açık kalmıştı...
Söyleyecek söz bulamıyordu...

"Bu anlattıkların doğru mu, emin misin?" diye sordu...

Ben de: "Belgesiz iş yapmam, Nafiz Bey, bence oğlunuzla konuşun, Ilgaz mafyasından uzak dursun. Hem size, hep ailesine, hem anasına-babasına iyilik yapmış olur. İsmini lekelemesin..."

Dedi ki: "Oğlumla konuşacağım, bu anlattıklarını tek tek soracağım. Eğer bu suçları işlediyse evlatlıktan reddedeceğim. Sana söz... Fakat yapmaz bu kirli işleri benim evladım..."

Cep telefon numarasını istedim, verdi...

Anlattıklarımı dinlediği için teşekkür ettim ve ayrıldım.

Kısa bir süre sonra babasının verdiği telefonu aradım:
Murat Mercan'a dedim ki: "Ilgazlar hakkında konuşmak istiyorum..."
Cevap verdi: "Konuşacak bir konumuz yok..."

Ben de telefonu kapattım ve Ilgaz mafyasının yasa dışı işlerini kamuoyuna sunmaya başladım. Fakat her konuda mutlaka Murat Mercan ismine yer verdim.

Çünkü bu suç örgütünün bir parçası haline gelmişti...

AKP Genel Başkan yardımcısıydı, Recep Tayyip Erdoğan'ın sağ koluydu...

Kenan Akkuş (esrehber)


26 Şubat 2014 Çarşamba

EMNİYET GENEL MÜDÜRÜ MEHMET KILIÇLAR KATİL MAFYALARA YARDIM VE YATAKLIK EDİYOR, SAHTE BELGELER DÜZENLİYOR




EMNİYET GENEL MÜDÜRÜ KATİL MAFYALARA YARDIM

VE YATAKLIK EDİYOR, SAHTE BELGELER DÜZENLİYOR

Tayyip’in Urla’daki villalarından hiçbir farkı yoktur.
İkisi de 1. dereceden korunması gereken arkeolojik sit’tir.
Tayyip’in villalarına yıkım kararı verilirken…
Belgesini gördüğünüz bu villalar için yıkım kararı alınamamaktadır.
Çünkü her kimse rüşvet yiyor…
Savcısı, Hakimi, Bakan'ı, Başbakan'ı...
Emniyeti, Valisi, Belediye Başkanı…
Çaycısı, ayakçısı, tuvaletçisi…
Yemeyen yok…
İşte bunlardan biri de Emniyet Genel Müdürü Mehmet Kılıçlar…
Eskişehir’e Vali olduğu zamanlar işte bu belgeyi bana verdi.
Tarih: 24/04/2009

Mehmet Kılıçlar diyor ki:
“Eskişehir Kültür ve Tabiat varlıklarını Koruma Kurulu’nun 25.02.1999 gün 767 sayılı kararı ile sit sınırlarının genişletildiği, söz konusu villaların da genişlemeye ilişkin karardan sonra yapıldığı…”

Kısaca diyor ki “Bu villalar1999 yılından sonra yapıldı…”

Şimdi de alttaki belgeye bakınız:
Eskişehir Odunpazarı Belediye Başkan yardımcısı Erman Gölet de diyor ki:
“Villa inşaatları 1995 yılında başladı…”
“Tadilat ruhsatı…”
İnşaat ruhsatı değil…
Olmayan bir binaya “tadilat ruhsatı” verilir mi?
Bu soruya Büyükerşen cevap versin…

Şimdi Mehmet Kılıçlar'a soralım:
"Neden yalan söylüyorsun, kardeşim? Tayyip sana yalan söylemeyi mi öğretti?"

Dahası: Bu arazi “özel tarım alanı”…
Yani imar alanı değil, imara açılmamış…

Dahası: “İnşaat alanı kat sayısı yüzde 10’dur…”
Büyükerşen cevap versin:
Villaları ve havuzları toplarsak, yapılan inşaat kat sayısı şimdi yüzde yetmişe mi ulaşmış?
Peki bu işte suçlu kim?
Yalancı sahtekar Emniyet Genel Müdürü Mehmet Kılıçlar mı?
Büyükerşen buna da cevap versin.

Dahası: Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun, 1. dereceden arkeolojik sit alanını genişletme yetkisi var mı?

Genişletince sit alanına daha fazla villa yapılması mı gerekiyor?

1. dereceden korunması gereken arkeolojik sit alanına, koruma kurulu üyelerinin villa inşaatı için rapor düzenleme yetkisi var mı?

Birinci derece arkeolojik sit ne demektir?
Kimlerden korunması gerekir? Yasalara uyan dürüst vatandaşlardan mı?

2863 sayılı sit yasası neden yapıldı, kimler için yapıldı, kimlere uygulanıyor?

Ilgaz mafyası 70 adet süper lüks havuzlu villa yaparken, aynı sit alanında tarlası olan Fahri'ye neden çivi dahi çaktırılmıyor?

Büyükerşen bu soruya da cevap versin...

SONUÇ:
Bana bu yazıyı teslim eden Mehmet Kılıçlar’ın akıl ve ruh sağlığının yerinde olduğunu sanmıyorum. Çünkü bu yazı baştan sona yalan dolan ve suç…

Emniyet Genel Müdürü Mehmet Kılıçlar’ın yardımcılarına bakınız…
İki müdürün de sicili bozuk:

Mustafa Gülcü: İzmir’de bir suç örgütüne yardım ve yataklık etmekten cezalıydı…
Faruk Ünsal: Sakarya’da bir mafyaya bilgi sızdırmaktan cezalıydı…

Şu işe bakınız ki, Emniyet’imizin Genel Müdürü de yukarıda belgesini gördüğünüz gibi Ilgaz mafyasının sahte ruhsatlı kaçak villaları için yalanlarına yalan ekliyor, utanmadan bunu bana teslim ediyor…

Bunun adı bir suç örgütüne yardım yataklık etmek ve ölmüş dedesinin hayırına sahte belge düzenlemektir…

Oysa bu belge, Emniyet Genel Müdürü’nü makamından alaşağı edecek bir belgedir…

Emniyet Genel Müdürü’nün rüşvet yediğini iddia ediyorum ve suç duyurusunda bulunuyorum.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdiğim suç duyurusu dilekçem İçişleri Bakanlığı’na gönderilmiş, İçişleri Bakanı Beşir Atalay dilekçemi yırtmıştır…

Allah belanı versin PKK’lı hırsız çakal…


Kenan Akkuş (esrehber)

İŞTE BU BELGELERİ KAMUOYUNA SUNDUĞUM İÇİN BENİ BAKIRKÖY’E KAPATMAYA, SUSTURMAYA ÇALIŞIYORLAR…

https://www.facebook.com/photo.php?fbid=539692712804245&set=a.119966268110227.21113.100002905645532&type=1&theater

YUKARIDAKİ BELGELERİN TAM METNİ:






23 Şubat 2014 Pazar

EĞER ÖLDÜRÜLÜRSEM, ÖLÜMÜMDEN SORUMLU ŞAHISLAR ESKİŞEHİR SAVCILARI VE HAKİMLERİDİR



EĞER ÖLDÜRÜLÜRSEM,
SORUMLULAR AŞAĞIDAKİ ŞAHISLARDIR

İnternet yasasından sonra MİT yasası da .tamam…
Can güvenliğiniz bitti…
MİT tarafından öldürülebileceğiniz gibi, gazete televizyon bir yana, internette bile ölünüz duyurulamayacak…
Ben ise doğruları kamuoyuna sunmaya devam edeceğim.
Canım pahasına…
İnternet yasası, MİT yasası beni bağlamıyor…
Eğer öldürülürsem, ya da çocuklarımın başına her hangi bir şey gelirse, sorumlu şahıslar Eskişehir’de görev yapan hakimler ve savcılardır.
Hırsız Tayyip ve soyguncu çetesini suçlamayacağım.
Çünkü onlar insanlıktan tamamen çıkmış mahlukatlardır.
Hepsi  “darbe mağduru”nu oynayarak sivil darbe gerçekleştiren, ülkemizi satan sahtekar orospu çocuklarıdır.
Sahtekar orospu çocuklarının maşa olarak kullandığı hakim ve savcı şahıslar aşağıdadır:

İŞTE ESKİŞEHİR'İN CİNAYETLERİ ÖRTBAS EDEN RÜŞVETÇİ SAHTEKAR SAVCI VE HAKİMLERİ:

Eskişehir Sulh Ceza Hakimi Nadir Serbest, 
Eskişehir Savcısı Tülay Nermin Atay 
Eskişehir Asliye Hukuk Hakimi Ayhan Yılmaz
Eskişehir Cumhuriyet Başsavcısı Gökhan Karaburun, 
Başsavcı Vekili Coşkun Mutluer, 
Eskişehir Ağır Ceza Hakimi Rasim Manav, 
Eskişehir Asliye Ceza Hakimi Berrin Kanagöl Yeşilyurt 
Eskişehir Cumhuriyet Savcısı Celalettin Karanfil, 
Eskişehir Cumhuriyet Savcısı Hasan Gönen, 
Eskişehir Sulh Hukuk Hakimi Nevin Bal, 
Eskişehir Asliye Ceza Hakimi Hakkı Aydoğan
Eskişehir Cumhuriyet Savcısı Cemal Gürsel Sarıca, 
Eskişehir Cumhuriyet Savcısı Metin Kurt, 
Eskişehir Cumhuriyet Savcısı Erdal Yatmış, 
Eskişehir İcra Hakimi Derman Çönk, 
Eskişehir Sulh Ceza Hakimi Murat Karahisar, 
Eskişehir Sulh Ceza Hakimi Erol Özdemir, 
Eskişehir Cumhuriyet Savcısı Salih Gündeş, 
Eskişehir Asliye Hukuk Hakimi Ali Selman Erkuş 
Eskişehir Cumhuriyet Başsavcısı Orhan Çetingül…
Eskişehir Cumhuriyet Savcısı Galip Karayazı

İSİMLERİ SIRALI BU ŞAHISLAR, AKP İKTİDARININ BASKILARIYLA  ORGANİZE SUÇ ÖRGÜTÜ KURMUŞLARDIR.

RÜŞVET KARŞILIĞINDA ÇETELERİ KORUMA ALTINA ALMIŞLAR, CİNAYETLERİ, ANTİKA KAÇAKÇILIĞINI, UYUŞTURUCU TİCARETİNİ ÖRTBAS ETME KARŞILIĞINDA RÜŞVET ALMIŞLARDIR.

BENİM VE ÇOCUKLARIMIN HAYATIYLA OYNAYAN BU ŞAHISLARI BİR KEZ DAHA DEŞİFRE EDİYORUM, OLMASI GEREKEN ADALETİN ŞAHSIMDAN İFADE ALMASINI BEKLİYORUM…

Kamuoyuna saygıyla duyururum…


Kenan Akkuş (esrehber)

ŞİKAYET ÜZERİNE FACEBOOK HESAPLARIM KAPATILDI





KATİL TAYYİP’İN CİNAYETİNİ ÖRTBAS EDEN SAVCI

HABİP KORKMAZ ŞİMDİ ÇORLU BAŞSAVCISI

https://www.facebook.com/kenan.akkus.eskisehir (Tayyip'in emriyle kapatıldı)







HADİ ŞİMDİ SÖYLEYİN...

Hangi savcı bu hainler için iddianame hazırlayabilir?
Hangi hakim yargılayabilir?
... ve hangi gazete yayınlayabilir?

Bu cinayeti benden başka kamuoyuna sunan var mı?

Öldürülmeyi çoktan hak ettim de...
Beceremiyorlar...

Eğer ki bu hırsızlar yargılansaydı...
Binali'nin de kellesi kopardı...
Hırsız Tayyip'in de...
Tornavidacı Feridun ötmeye karar verince...
Adalet Bakanı Bozeşşeğin emriyle dava kapatıldı...

Kenan Akkuş (esrehber)





MUHSİN YAZICIOĞLU'NU BAŞBAKAN TAYYİP ÖLDÜRTTÜ

Merhum Muhsin Yazıcıoğlu öldürüldüğü günden beri ısrarla “Hizbullah'ın suikastı sonrasında öldürüldüğünü” duyurmaktayım.

Ortada kazadan öte bir olay var ve devlet büyüklerimiz ilk beyanlarında (başta cinayetleri örtbas etmekle meşhur Cemil Çiçek ve Hizbullahçı Tayyip) “Bu bir kazadır” diyerek, suikast olabileceği akla dahigetirilmeyerek önyargılarını ortaya koymuşlardır.

Zaten enkaza ilk ulaşanların ve delilleri karartanların kimler olduğu ortadadır. 3 bin kişinin ve 25 helikopterin katıldığı kurtarma operasyonu tamamen fiyasko olduğu gibi, tamamen düzmece ve göstermelik bir senaryodur.

Eğer istenseydi, kazadan 10 dakika sonra, altı kişinin de üzerinde bulunan ve bunlardan sadece bir tanesinin cep telefonunun verdiği sinyallerle kazazedelerin tam yeri tespit edilebilir, kurtarma helikopterleri bölgeye ulaşırdı. Bilgi de, teknoloji de bu iş için ülkemizde vardır. 112’yi suçlamak ise sadece ahmak kafaların “sıyrılma” çaresidir fakat bunu Kenan yemez.

Maalesef ki Döngel Köylüsünün “köylerinin üstünden ve alçaktan uçan kırmızı bir helikopter geçtiği, daha sonra da patlama sesi duyduklarını, daha sonra bu durumu ilgili makamlara telefonla ilettiklerini”… Bu sözler gerçektir…

Döngel köylüsüne “konuşma yasağı koyan” kimler dersiniz? Enkaza ilk ulaşan köy korucularını susturan, ellerinden telefonlarını alan, koruculara “konuşma yasağı” koyan kimlerdir?

Hadi, sıkıysa konuşturun köylüleri… Aralarından bir tanesi konuşup, “faili meçhul” olmak ister mi acaba?

Bu konuda anlatacaklarım çoktur. Tezgah Fetullah Terör Örgütü’nündür, “Ergenekon safsatalarıyla ilişkilendirilmek adına” tezgahlanmıştır, fakat Vatandaş Kenan bunu yememiş ve “kaza”nın olduğu gün internet sitesinin en üst sayfasında yer vermiştir.

Ergenekon safsatalarının geçmiş dalgalarını hatırlayın. Geçin dalganızı bakayım… 11’inci dalga mıydı? “Baykal’a ve Bahçeli’ye de Ergenekoncular tarafından suikast düzenlenecekti…” Bu lafları ben etmedim. Hizbullahçı Tayyip’in Ergenekon savcıları haber verdiler. Fakat içlerinde Muhsin Yazıcıoğlu da var” diyemediler…

Oysa Muhsin Yazıcıoğlu’nun bindiği kırmızı helikopter’in arka pervanesine “uzaktan kumandalı bombalı düzenek” kondu. Havalandıktan kısa bir süre sonra patlatıldı. Pilot ve yolcular yüksek gürültü çıkaran helikopterin motor sesi sebebiyle patlamayı duymadı fakat pilot kontrolü kaybederek uzun bir süre alçaktan uçtu. Üstelik pilot acemi ya da sıradan bir pilot değil, bir çok tehlikeli durumda bile kullandığı helikoptere hükmedecek tecrübeli bir pilottu ve bu olayda çaresiz kaldı, aracını yükseklere havalandıramadı.

Çok yoğun sis olduğu, dondurucu soğuk olduğu doğru fakat yoğun bir kar yağışı olduğu yalandır. Yoğun bir kar yağışı olsaydı helikopteri tamamen kapatırdı.

Helikopterde bir radar cihazı vardı ve yoğun siste bile karşısına çıkacak dağları ve tepeleri fark edebilirdi. Helikopter çok alçaktan uçarak 150 metrelik bir tepeye çarparak infilak etti. Oysa bu helikopterin yüzlerce metre yüksekten uçması gerekiyordu, çünkü yolu uzundu.

Yerden yüksekliğini gösteren cihazın çalışmaması söz konusu olamazdı. Pilot hatası olamayacağı gibi, pilotun Muhsin Yazıcıoğlu’nu bilerek ve isteyerek öldürebileceği de düşünülemezdi.

Bu tezgah Ergenekon safsatalarının bir parçası olarak düzenlendi fakat Fetullahçıların elinde patladı.

Bölgeye giden ve iki gün sonra ancak ulaşabilen ilk kurtarma timi gelmeden saatler önce Fetullah Terör Örgütü’nün elemanları olan subaylar, bildikleri tezgahın delillerini sildiler. Helikopterin içinden bazı cihazları sökerek yok ettiler.

Helikopter düştükten sonra İHA muhabiri İsmail Güneş 112 Acil Servisi aramıştır. Bu konuşmada bacağının kırık olduğunu, helikopterde bulunanlardan sadece BBP Sivas il Başkanı Erhan Üstündağ'ın inlediğini, BBP Sivas il başkan yardımcısı Murat Çetinkaya ve pilot Kaya İstektepe'den ses gelmediğini, Muhsin Yazıcıoğlu'nu ise ortada olmadığını söylemiştir.

Bu konuşmalar İsmail Güneş'in son konuşması olmuştur. Kazadan 48 saat sonra helikopterin enkazı ve Muhsin Yazıcıoğlu dâhil 6 kişinin cesedi, arama ekipleri içerisinden 17 gönüllü civar köylüsü tarafından Sisne ve Kızılöz Köyleri arasındaki Keş Dağı Kuru Dere Kanlıçukur mevkiinde bulunmuştur.

Enkaz, 48 saat süren arama çalışmalarının yapıldığı bölgenin içerisinde değil 115 km uzağındaydı.

Alman bilirkişilerin bile içinden çıkamayacağı bu tezgah öyle bir ustalıkla hazırlanmıştı ki, bu iş için uzmanlaştırılmış Fetullahçılar bile başarılarına hayran kaldı. Bundan daha temiz bir iş olamazdı.

Hadi buyurun, sıkıştırın Hizbullahçı Tayyip’i… Telefon sinyallerini birkaç dakikada kesin ve net bulabilecek bir teknolojiye sahip olan Türkiye, nasıl ve hangi sebeple 115 km ötede 48 saat oyalandı?

Enkazdan 500 metre uzaklıktaki gazeteciye, kurtarma timindeki 3 bin kişi ve 25 helikopter nasıl ulaşamadı? Donup ölmesi mi beklendi? Anlatacaklarını hiç kimsenin duymaması mı gerekti?

Acaba bu yaşananlar Tayyip’in helikopterinin başına gelseydi, Tayyip kaç saniye sonra kurtarılırdı?

Bu olayda en dikkat çekici kısım: Kurtarma timinin başına geçerek her yere telsiziyle emirler yağdıran ve köylülerin ısrarla işaret ettikleri yöne değil de ters yöne insanları gönderen bu Hizbullahçı zat kimdir?

İşte bu Hizbullahçıyı bulup konuşturursanız, Muhsin Yazıcıoğlu’nu Tayyip'in emriyle  Hakan Fidan ve MİT ajanları tarafından öldürüldüğünü bulursunuz...

Suç delillerini yok eden Binali Yıldırım ve çetesi...


11/11/2012

Kenan Akkuş (esrehber)

https://www.facebook.com/kenan.akkus.eskisehir (Kapatıldı)




MİT, TAYYİP'İN EMRİYLE SUİKAST 
PLANLARI YAPMAYA DEVAM EDİYOR
ÇOK SAYIDA TOPLU KATLİAMLAR YAPACAKLAR
MİTİNGLERİ KANA BULAYACAKLAR




FACEBOOK,
TÜRKİYE'DEKİ TERÖRE
DESTEK VERİYOR

TAYYİP’İN EMRİYLE MİT, TEMİZLİĞE DEVAM EDİYOR
ANKARA’NIN GÖBEĞİNDE DEVLET TERÖRÜ


RECEP TAYYİP ERDOĞAN'IN KATLİAM EMRİNİ VERDİĞİNİ
 SEKİZ GÜN ÖNCE KAMUOYUNA SUNDUM, ERTESİ GÜN 
 https://www.facebook.com/esrehber 
İSİMLİ FACEBOOK SAYFAM KAPATILDI...


ULUSAL KATİLİMİZ TAYYİP VE  DEVLETİN TERÖR ÖRGÜTÜ MİT

Reyhanlı Katliamı:

52 kişinin öldüğü, 146 kişinin yaralandığı korkunç olayda Recep Tayyip Erdoğan, saldırının Suriye gizli servisi tarafından yapıldığı ileri sürdü. Katliamın arkasından El Kaide terör örgütü çıktı. MİT, katliamın yapılacağını bir ay öncesinden tespit edip Recep Tayyip Erdoğan’a bildirmesine rağmen hiçbir önlem alınmadı. Jandarma Eri Utku Kalın’ın istihbarat yazışmalarını Redhack’e sızdırmasıyla olay ortaya çıktı.  Reyhanlı Katliamı’nı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla MİT tezgahlamış, El Kaide teröristleri maşa olarak kullanılmıştı. Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla  soruşturmada gizlilik kararı verildi…

Diyarbakır Katliamı:

Patlamadan birkaç gün önce bombayı koyan Orhan G’nin gözaltına alındığı  ve serbest bırakıldığı anlaşıldı.. Herkes miting meydanına didik didik aranarak girerken bu şahıs aranmadı. O kadar büyük bomba aranmadan miting meydanına soktu. Saldırgan bombayı bıraktıktan sonra elini kolunu sallaya sallaya alandan çıktı. Recep Tayyip Erdoğan PKK’yı suçlarken, katliamın arkasından IŞİD çıktı. Diyarbakır Katliamı’nı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla MİT tezgahlamış, IŞİD teröristleri maşa olarak kullanılmıştı. Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla  soruşturmada gizlilik kararı verildi…

Suruç Katliamı:

Suruç Katliamının bombacısı Abdurrahman Alagöz olduğu ortaya çıktı. Katliamda canlı bomba olarak intihar etti. Abdurrahman Alagöz IŞİD terör örgütü üyesiydi.  Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla soruşturmada gizlilik kararı alındı.  Suruç Katliamı’nı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla MİT tezgahlamış, IŞİD teröristleri maşa olarak kullanılmıştı.

Ankara Katliamı:

Şimdi Ankara katliamı ve resmi makamlara göre 97 kişi öldürülmüştü…
Oysa gizlenen rakam 127 kişi…

Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla soruşturmaya gizlilik kararı alındı…

Seçim arifesinde neden bu katliam tezgahlanmıştı?
Recep Tayyip Erdoğan ve AKP yöneticileri, muhalefet partisine oy yerenlerin miting alanlarından kaçmasını mı istiyordu?

AKP mitinglerinde kuş uçurtmayan AKP ve Recep Tayyip Erdoğan, muhalefet partilerinin seçim mitinglerinde ve protesto yürüyüşlerinde halkın güvenliğini neden ihmal etmişti?

Ölen 97 kişinin arasında polis yoktu…
Her mitingde halkın arasında görev yapan sivil polisler ve MİT ajanları, Ankara mitinginde neden yoktu?

Katliam yapılacağını polis ve MİT biliyor muydu?

Evet…. Maalesef biliyordu…

Emir büyük yerden, Recep Tayyip Erdoğan’dandı…

Tezhag MİT’in ve Hakan Fidan’ın projesiydi…

Maşa her zaman olduğu gibi IŞİD militanlarıydı…

Kenan Akkuş (esrehber)
10/10/2015

NOTUlusal Katilimiz  Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla bir çok Facebook sayfam kapatılmış, bir çok sayfam engellenmiştir. Devletin terör örgütü MİT, katliamlarda Facebook yönetimiyle ortaklık yapıyor. İhbarlar engelleniyor. Kamuoyuna suç duyurusunda bulunuyorum.


HIRSIZ TAYYİP’İN RÜŞVETÇİ FAHİŞELERİ: HÜLYA ÇOPUROĞLU



HIRSIZ TAYYİP’İN RÜŞVETÇİ FAHİŞELERİ

Kendisinin devletin müdürü olduğunu söyleyen Hülya Çopuroğlu ismindeki fahişenin bana gönderdiği yazıdan bir bölümünü görmektesiniz.

Yağmalanan 2600 Yıllık Frigya Höyüğünü ve çevresindeki kaçak yapılmış çok sayıda süper lüks villayı Kültür Bakanlığı’na ihbar etmiştim.

Sonrasında işte bu yazı tarafıma gönderildi.
Şimdi bu yazıyı dikkatle okuyalım:


“Birinci dereceden korunması gereken arkeolojik SİT’e ilişkin Müze Müdürlüğü uzmanlarının 22/11/1994 raporu ile höyüğün üzerinde yol açmak suretiyle tahrip edildiği belirtilmiş, hukuki işlemleri ilgili kurumlarca tamamlanmıştır.”
İmza: Müdür Hülya Çopuroğlu


“Hukuki işlemleri tamamlayan ilgili kurumlar” (Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı) da diyor ki:


“Birinci dereceden korunması gereken sit alanı olan arazide kazı ve inşaat yaptığı, bu nedenle hakkında 27/12/1994 tarih ve 1994/5953 esas ve 207 iddia no ile Ağır Ceza Mahkemesi’ne kamu davası açıldığı…”


(Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yazısı işte burada:https://www.facebook.com/photo.php?fbid=538117359628447&set=p.538117359628447&type=1&theater)


Şimdi Hülya Çopuroğlu ismindedki rüşvetçi fahişeye soralım. Hangisi doğru?


Müze uzmanlarının dediği gibi Frigya Höyüğü’nün üzerine yol mu açıldı?


Eskişehir Başsavcılığının dediği gibi korunması gereken sit alanında kazı ve inşaat mı yapıldı?


Bu iki belge, yani rapor dedikleri yazı ile Başsavcılığın yazısı birbirlerini yalanlıyor.


Ya da her ikisi de yapıldı fakat bu iki kurumun birbirlerinden haberi yok, kafalarına göre işlem yapıyorlar…
Müdür sıfatlı bu rüşvetçi ilave ediyor:


“Höyük üzerine yol açılmıştır fakat höyükte fiziki bir tahrifat yoktur…”


Bu kadar ahmak bir kafa olamaz. Kendi kendini yalanlıyor. Höyük üzerine fiziki olarak yol açıyorlar fakat fiziki tahrifat olmuyor… 


Müdür sıfatlı bu rüşvetçi son noktayı koyuyor:


“Anılan höyük etrafındaki yapılaşmalara (sahte ruhsatlı kaçak 50’den fazla süper lüks villaları kastediyor) ilişkin 2863 sayılı yasa ve ilgili mevzuat doğrultusunda gerekli çalışmalar devam etmektedir.”


Orospu müdür benimle dalga geçiyor.


Aşağıda fotoğrafı görülen Mafya babası Mustafa Ilgaz da televizyonlara çıkıp diyor ki: 


“Her sene 7 lüks villa ilave ediyoruz. 45 villa yaptık, 35 daha yapacağız…”


Sahi bu orospu müdür “Gerekli çalışmalar devam etmektedir” derken neyi kastetmektedir?


Rüşvet karşılığında tam 20 sene boyunca (1994-2014) göz yumduklarını mı anlatmaktadır?


Bu rüşvetçi orospunun anlattıklarına bilgisi olmayan insanlar inanabilir.


Kendileri de inanmış olabilirler.


Bana gönderidkleri yazıda sözünü ettikleri “2863 sayılı yasa ve ilgili mevzuat”ı bir daha okusunlar, ondan sonra bu yazıyı bana tekrar postalasınlar…


Yoksa onların analarını sikerim…


Eskişehir İl Kültür Müdürü’nün, Müze Müdürü’nün, Koruma Kurulu Üyeleri’nin…


Koruma Kurulu üyeleriymiş… Rüşvetçi Orospu çocukları…


Fotoğrafını gördüğünüz mafya babası Mustafa Ilgaz’ın babası olacak pezevenk Şenol Ilgaz hakkında açılan ve “kazı ve inşaat yaptığı” belgede anlatılan “27/12/1994 tarih ve 1994/5953 esas ve 207 iddia no ile Ağır Ceza Mahkemesi’nin sonucunu da iletelim hemen:


İddianameyi hazırlayan Savcı’ya, yargılayan Ağır Ceza Hakimi’ne, İl Kültür Müdürü’ne, Müze Müdürü’ne, Koruma Kurulu Üyeleri’ne bol keseden rüşvetler dağıtılmış, AKP kurucusu Şenol Ilgaz’ın cezaevine girmesi engellenmiştir.
Bunu sıradan bir vatandaş yapsa 10 sene hapisle cezalandırılırdı.


İşin en ilginç tarafı:
Villaları bir buçuk milyon dolar ödeyerek satın alan Eskişehir zenginleri, bu lüks villaların sahte ruhsatlarla kaçak olarak yapıldığını, arazinin korunması gereken birinci dereceden arkeolojik sit olduğunu, altında 2600 yıllık Frigya Antik Şehri’nin bulunduğu’nu biliyorlar.


Bile bile satın alıyorlar, suç işliyorlar… Suçlu şahısların suçlarına ortak oluyorlar. Suçlu şahıslara yardım ve yataklık ediyorlar.

SONUÇ OLARAK:

Söz konusu korunması gereken sit alanında (yaptığım araştırmalara göre) 70 defa villa inşaat temel kazısı yaparak 2863 sayılı sit yasaları 70 kere ihlal edilip suç işlenmiş, 70 defa inşaat yaparak 2863 sayılı sit yasaları 70 kere ihlal edilip suç işlenmiş, toplam 140 defa yasadışı iş yapılmış, hakimler ve savcılar da rüşvet yiyerek bu kirli işleri 20 sene boyunca örtbas etmişlerdir.

İşin daha da tuhaf olan kısmı ise:
1). Bu lüks villalarda bol miktarda ordu mensubu ikamet etmekte: Generaller, albaylar…Bir albay bir buçuk milyon doları nasıl bir araya getiriyor da süper lüks villa satın alıyor, Fosgeneral Necdet Özel beyefendinin görev alanına giriyor…

2). Nasıl oluyor da tam 20 senedir birinci dereceden korunması gereken lüks villalara belediyeler sahte inşaat ruhsatı düzenleyebiliyor? Mesela CHP’li Büyükereşen bu cesareti nereden alıyor? AKP’li Burhan Sakallı sahte rapor karşılığında ne kadar rüşvet yiyor?

Tam 20 sene boyunca Ilgaz soyadlı orospu çocukları sahte ruhsatlı dümen işini nasıl sürdürebiliyorlar…
20 sene boyunca Belediye başkanları, müdürüler, memurlar hep rüşvet çarkında mıydı?
Durum bunu gösteriyor…
Oysa sit alanları milletin ortak malıdır ve yasalarla korunma altına alınmıştır.
Eğer korunmuyorsa ve bir takım hırsızlara peşkeş çekiliyorsa yasa yapmanın ne gereği vardır?
Anayasa yapmanın ne gereği vardır?
Vatandaşa saygısı kalmamış orospu çocukları…

Dürüst insanlara her zaman saygılar…

Kenan Akkuş (esrehber)

NOT: Orospu Çocuğu AKP süzmesi Mustafa Ilgaz'ın "Her sene 7 adet süper lüks villa inşa ediyoruz" dediği görüntüler işte burada: http://ilgazmafyasi.blogspot.com.tr/2013/11/orospu-cocugu-mustafa-ilgaz-bakin-neler.html



Orospu Çocuğu AKP'li Şenol Ilgaz, Ağır Ceza hakimine bile rüşvet yedirebiliyor. Peki bu rüşvetçi hakim kim? Savcı Dursun Ali Yağcı bu hakimi de açıklasın:

https://www.facebook.com/photo.php?fbid=538115796295270&set=a.119966268110227.21113.100002905645532&type=1&theater


ŞERREFSİZ BİR VALİNİN YAPTIKLARINA BAKINIZ: ULAN SEN KİMSİN Kİ BENİM YAZIMI FACEBOOK'TAN SİLDİRİYORSUN




ULAN SEN KİMSİN Kİ BENİM YAZIMI FACE'BOOK'TAN SİLDİRİYORSUN, 

ORRRROSPU ÇOCUĞU...

Aşağıdaki yazım, Kırklareli Valisi'nin ricasıyla Facebook'tan silinmiştir. Ben Türkiye Cumhuriyetinin şerefli bir adamı olarak bir daha paylaşıyorum:

KIRKLARELİ VALİSİ SENİN ANANI SİKEYİM, OROSPU ÇOCUĞU

ŞERREFSİZ BİR VALİNİN YAPTIKLARINA BAKINIZ

Kırklareli Valisi Mustafa Yaman, bilindiği üzere Atatürk düşmanıdır.
Aynı zamanda Tayyip’in bir numara göt yalayıcısıdır.
Tunceli’de valilik yaptığı zamanlar, elektiriği olmayan köylülere buzdolabı dağıtan işte bu valiydi…
Yine o zamanlar, suyu olmayan köylülere çamaşır makinesi dağıtan da işte bu valiydi…
Şimdi Kırklareli Valisi…
Kırklareli’ne Vali olarak atanınca ilk işi Atatürk resimlerini duvarlardan indirmek ve rutubetli depoya attırmak olmuş…
Atatürk sevdalısı bir öğretmenimiz de tepkisini dile getirmiş…
Facebook’ta paylaşmış…
Bir hain Vali’nin, Atatürk’e olan nefretini hoş görmeyen onlarca arkadaşımız yorumlar yazmış, hakaret ve küfür edenler olmuş…
Demişler ki “adam gibi as yerine, Atamızın resmini”…
Asmamış… Adam olamamış…
Hakareti de, küfürü de hak etmiş…
Fakat olay farklı…
En az 30 kişi hakaret ve küfür etmiş…
Sadece 2 kişiye ulaşabilmiş savcılar.
IP numarasından 2 kişiyi yakalayıp karakollarda ifadesini aldırmışlar.
Hangi savcı ifade aldırdıysa ona diyorum ki:
“Be orospu çocuğu, Atatürk’e hakaret eden şerefsiz vatan haininden neden ifade almıyorsun da, Atatürk’e hakaret eden, küfreden şerefsiz bir valiye tepkisini gösterenden ifade aldırıyorsun?”
Saygı duyulacak bir insanın resmini kaldırmak, rutubetli depoya attırmak, aklı sıra Atatürk’ten intikam almak, bu ülkeye ve vatandaşlarına ağır küfürdür…
Bulduklarını yargıla… Bulamadıklarını öbür dünyaya bırak…
Adalete bak…
Hangi savcıysan ve hangi akıla hizmet ediyorsan, savcı gibi senin ananı sikeyim…
Vali bozuntusuna da diyorum ki: Liderini de seni de sikeyim…
Orospu çocukları…
Asılacak günleriniz yaklaştı…
Sikinizden asacağım, sikinizden…

Kenan Akkuş (esrehber)

NOT: Facebook’ta yorum yazan arkadaşlara dava açan savcılara ana avrat küfredeceğimi daha önce açıklamıştım. Sözümü tutmaya devam edeceğim.

Yüzde 40 özürlü Atatürk sevdalısı Nedim arkadaşımıza destek için…
Atatürkçü olan, 28 Şubat 2014 günü Ankara 7. Sulh Ceza Mahkemesi önünde olur…
Atatürk düşmanlarını protesto etmek için…
Ben de orada olmak isterdim…
Hakkımda onlarca yakalama kararı varken… Zor…
Saygılar…

BU HAİN VALİYLE İLGİLİ HABER İŞTE BURADA:
https://www.facebook.com/photo.php?fbid=570702062970293&set=a.570702039636962.1073742528.117212904985880&type=1&theater

21 Şubat 2014 Cuma

HİZBULLAHÇI HIRSIZ TAYYİP’E MESAJ



HİZBULLAHÇI HIRSIZ TAYYİP’E MESAJ:

ILGAZ MAFYASININ CİNAYETLERİNİ ÖRTBAS ETMESEYDİN, BUNLARI YAPMAZDIM

Tam 10 senedir Ilgaz mafyası yüzünden seninle uğraşıyorum.
24 adet internet sitemi yasadışı bir şekilde kapattırdın.
e-mail hesaplarımı yasadışı bir şekilde kapattırdın...
Yüzlerce dava açtırdın...
33 gece nezarethanelerde sabahlattın...
64 gün cezaevinde yatırdın...
2 tane sahte deli raporu aldırdın...
120 gün tımarhaneye kapattırdın...
Onlarca iftira attırdın...
Bir o kadar uyduruk sahte deliller ürettirdin...
14 sene hapis cezası yüklettin...
Ailemin peşine karanlık mafyaları taktırdın...
Polislere, savcılara tezgahlar hazırlattın...
2 defa öldürtmek için pusu kurdurttun...

Hadi söyle, aşşağılık pislik şerefsiz Tayyip...
Ne geçti eline?
Beni yıldırabildin mi?
Davamdan vazgeçirebildin mi?

Ana avrat küfretmeye başladım...
Engelleyebildin mi?

Diyorlar ki yeni internet yasası getirmişsin, 
Yazdıklarımı sildirecekmişsin...

Eski yasalarla 10 senedir yazdıklarımı sildirdin, ben yine yazdım...
Sen sildirdin, ben yine yazdıdım...
Hakimlerinin, savcılarının analarını belleye belleye...
Doğrulardan vazgeçtim mi?

Bence şu inadından vazgeçmenin zamanı geldi, geçiyor...
Böyle gidersen ya kanserden mefta olacaksın, ya sandıktan…

Gel Ilgaz mafyasının anasını birlikte sikelim...
Kaçak villalarını birlikte başlarına geçirelim...
2600 yıllık antik şehri birlikte turizme kazandıralım...
Hortumladıkları paraları gırtlaklarından söke söke çıkaralım...
Devletten çaldıklarını geri alalım, tüm mal varlıklarına el koyalım...

Bunları yapmadığın sürece benden her şeyi bekle...
Beni engellemeye senin gücün yetmez...
10 senedir engelleyemediğin gibi...

TIK'la bak neler var: https://www.google.com.tr/search?q=esrehber&source=lnms&tbm=isch&sa=X&ei=uKMGU8jWCsPMygOsh4LACg&ved=0CAkQ_AUoAQ&biw=1241&bih=666
Sen sildireceksin, ben yine yazacağım…

Kenan Akkuş

NOT: Bu fotoğrafı başkası yapsaydı, inanıyorum ki kodesten çıkarmazdın... Suçluluk duygusuyla ya da çok pisliğini bildiğim için bana dokunamıyorsun...

https://www.facebook.com/photo.php?fbid=488525427920974&set=a.119966268110227.21113.100002905645532&type=1&theater