8 Ocak 2014 Çarşamba

SAHTEKAR DOKTOR GÖNÜL BAYLAN KAYGISIZ HAKKINDA SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDUK




ESKİŞEHİR'İN BİR NUMARA FAHİŞESİ BİR DOKTOR:

GÖNÜL BAYLAN KAYGISIZ

ESKİŞEHİR DEVLET HASTANESİ'NDE GÖREV YAPAN PSİKİYATRİ UZMANI DR. GÖNÜL BAYLAN KAYGISIZ HAKKINDA, YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI'NA SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDUK.

İHBAR ETTİĞİMİZ SUÇLARI: SAHTE BELGE ÜRETMEK, ADALETİ YANILTMAK, ÇETELERİN CİNAYETLERİNİ, TARİHİ ESER KAÇAKÇILIĞINI, SİT ALANI YAĞMACILIĞINI, DEVLETTEN YAPILAN HIRSIZLIKLARINI VE UYUŞTURUCU TİCARETİNİ ÖRTBAS ETMEYE YARDIM VE YATAKLIK ETMEK...

KAMUOYUNA DUYURULUR. 09/01/2014
Kenan Akkuş (esrehber)



ESKİŞEHİR'İN BİR NUMARA FAHİŞE DOKTORU GÖNÜL BAYLAN KAYGISIZ…

SEN TÜRKİYE'NİN BİR NUMARALI OROSPUSUSUN...
SENİN ÜSTÜNDEN ÖNCE ESKİŞEHİR SAVCILARI GEÇMİŞ DE HABERİM OLMAMIŞ...
KALTAK SÜRTÜK...

KAMUOYUNA VE BASINA DOĞRULARI İTİRAF ETMEDİĞİN SÜRECE BU SAYFALARDAN SENİN AMINA KOYACAĞIM... 

Eskişehir savcılarından Celalettin Karanfil’in tezgahıyla,
Ilgaz mafyasının 5 cinayetini, antika kaçakçılığını,
Sahte ruhsatlı 70 kaçak süper lüks villayı,
Yağmalanan Frigya höyüğünü,
Subay Orduevi’nde yapılan sahtekarlıkları,
Devlete yapılan hırsızlıkları,
Özel şirketlere yapılan sahtecilikleri,
Uyuşturucu ticaretini örtbas eden savcı ve hakimlerle suç birliği yapan,
Ilgaz mafyasından bol sıfırlı rüşvet yiyen,
Eskişehir Devlet Hastanesi Psikiyatri Uzmanı

DR. GÖNÜL BAYLAN KAYGISIZ…

Adli Tıp Kurumu’ndan “SAĞLIKLIDIR” raporum olmasına rağmen...

Beni hiçbir surette muayene etmeden…

“Kenan Akkuş’un Bakırköy Akıl Hastanesine kapatılması uygundur” raporu tanzim etmiştir.

Allah belanı versin, orospu…

Senin yüzünden 4 ay boyunca zırdeli muamelesi görerek tedavi edildim...

4 ay boyunca uyuşturucu iğneler yeyip dilin dışarıda perişanlığı bilir misin kaltak doktor?

100 adet zırdeli arasında neler yaşadığımı tahmin edebilir misin?

Namusun ve şerefin üzerine yemin ettiğin mezuniyet gününü hatırlayıp, ne kadar namussuz ve şerefsiz olduğunu bir gün suratına vuracak birinin karşına çıkabileceği hiç aklına gelmedi mi?

Hadi bunları geçtik...

Bana aldırdığın uyduruk deli raporunu Yargıtay bozdu…
Şimdi ne bok yiyeceksin orospu?

Benim, ailemin, çocuklarımın hayatıyla oynayan fahişe kaltak…

Eğer bu ülkenin adaleti senin diplomanı iptal etmezse, senin geleceğini de ben iptal edeceğim…

Bekle ve gör…

Amına koyduğumun orospusu…

Kenan Akkuş (esrehber)

EĞER Kİ ADLİ TIP KURUMU'NUN SAHTE DOSYASINDAN DA SENİN SAHTE RAPORUN ÇIKSIN...
SENİN SÜLALENİ KAZIRIM KADIN....
AMINA KOYDUMUNUN OROSPUSU...
DEĞİL Mİ Kİ SEN BUNLARI BAŞIMA AÇTIN...

ESKİŞEHİR’İN EN SAHTEKAR DOKTORU GÖNÜL BAYLAN KAYGISIZ’A:

Senin yüzünden AKP’li katil mafyalarla savaşmayı bıraktım…
AKP köpeği rüşvetçi pislik şerefsiz savcı ve hakimlerle savaşmaya başladım.
Allah belanı versin sahtekar doktor Gönül Baylan Kaygısız.
Senin düzenlediğin sahte belgeyle başlayan deli raporlarımdan biri bozuldu.
Bakırköy Akıl Hastanesi’nin uyduruk raporunun hükmü yok artık.
Eskişehir Adliyesindeki rüşvetçi orospu çocukları boş durur mu?
Şimdi de Adli Tıp Kurumu’ndan rüşvet karşılığında sahte bir rapor daha aldırmışlar.
Anayasa Mahkemesi’nin şahsıma gönderdiği yazıdan öğrendim.
Orospu çocuklarının cinayetlerden, tarihi eser kaçakçılığından, uyuşturucu ticaretinden kurtuluş çareleri kalmadı zaten…
Son oyunlarını oynuyorlar.
Fakat senin gibi şerefsiz namussuz bir sahtekar doktor bulamadıkları için…
Senin düzenlediğin sahte raporu bu defa Adli Tıp Kurumu’na götürmüşler sanırım.
Adli Tıp Kurumu da Uzman Doktor Gönül Baylan Kaygısız’ın uzman görüşüne dayanarak bana zırdeli belgesi hazırlamış…
Eskişehir Adliyesi’ndeki orospu çocukları yenilgiye doymamış olmalılar ki…
Dahası: Hakim ve savcı sıfatlarının yanında namussuzluğu ve orospu çocukluğu sıfatlarını iyice kendilerine yakıştırır olmuşlar ki, AKP’li Ilgaz mafyasının ballı yarağını yemeye devam ediyorlar.
Afiyet bal şeker olsun orospu çocuklarına…
Bence mahsuru yok…
Analarını sikmeye devam edeceğim…
Savcı olduklarını… Hakim olduklarını… Bu milletten vergi adıyla alınan paraların bu şerefsizlere maaş olarak dağıtıldığını anlayana kadar…
Bu savaş sürerken tabi benim elim de armut toplamayacak…
Adli Tıp Kurumu’nun düzenlediği yeni sahte raporumun arkasından yine sen Gönül Baylan Kaygısız’ın raporu çıkarsa…
Yandı gülüm keten helva…
Altına yattığın piç savcı Celalettin Karanfil büyük bir ihtimalle yine senin sahte raporunu kullandı.
Çok yakında görüşeceğiz…
Beni telefonlarla aramana bile gerek kalmayacak…
Orospu kaltak… 02/01/2014

Kenan Akkuş (esrehber)





KATİL TAYYİP’İN CİNAYETİNİ ÖRTBAS EDEN SAVCI

HABİP KORKMAZ ŞİMDİ ÇORLU BAŞSAVCISI

https://www.facebook.com/kenan.akkus.eskisehir (Tayyip'in emriyle kapatıldı)







HADİ ŞİMDİ SÖYLEYİN...

Hangi savcı bu hainler için iddianame hazırlayabilir?
Hangi hakim yargılayabilir?
... ve hangi gazete yayınlayabilir?

Bu cinayeti benden başka kamuoyuna sunan var mı?

Öldürülmeyi çoktan hak ettim de...
Beceremiyorlar...

Eğer ki bu hırsızlar yargılansaydı...
Binali'nin de kellesi kopardı...
Hırsız Tayyip'in de...
Tornavidacı Feridun ötmeye karar verince...
Adalet Bakanı Bozeşşeğin emriyle dava kapatıldı...

Kenan Akkuş (esrehber)





MUHSİN YAZICIOĞLU'NU BAŞBAKAN TAYYİP ÖLDÜRTTÜ

Merhum Muhsin Yazıcıoğlu öldürüldüğü günden beri ısrarla “Hizbullah'ın suikastı sonrasında öldürüldüğünü” duyurmaktayım.

Ortada kazadan öte bir olay var ve devlet büyüklerimiz ilk beyanlarında (başta cinayetleri örtbas etmekle meşhur Cemil Çiçek ve Hizbullahçı Tayyip) “Bu bir kazadır” diyerek, suikast olabileceği akla dahigetirilmeyerek önyargılarını ortaya koymuşlardır.

Zaten enkaza ilk ulaşanların ve delilleri karartanların kimler olduğu ortadadır. 3 bin kişinin ve 25 helikopterin katıldığı kurtarma operasyonu tamamen fiyasko olduğu gibi, tamamen düzmece ve göstermelik bir senaryodur.

Eğer istenseydi, kazadan 10 dakika sonra, altı kişinin de üzerinde bulunan ve bunlardan sadece bir tanesinin cep telefonunun verdiği sinyallerle kazazedelerin tam yeri tespit edilebilir, kurtarma helikopterleri bölgeye ulaşırdı. Bilgi de, teknoloji de bu iş için ülkemizde vardır. 112’yi suçlamak ise sadece ahmak kafaların “sıyrılma” çaresidir fakat bunu Kenan yemez.

Maalesef ki Döngel Köylüsünün “köylerinin üstünden ve alçaktan uçan kırmızı bir helikopter geçtiği, daha sonra da patlama sesi duyduklarını, daha sonra bu durumu ilgili makamlara telefonla ilettiklerini”… Bu sözler gerçektir…

Döngel köylüsüne “konuşma yasağı koyan” kimler dersiniz? Enkaza ilk ulaşan köy korucularını susturan, ellerinden telefonlarını alan, koruculara “konuşma yasağı” koyan kimlerdir?

Hadi, sıkıysa konuşturun köylüleri… Aralarından bir tanesi konuşup, “faili meçhul” olmak ister mi acaba?

Bu konuda anlatacaklarım çoktur. Tezgah Fetullah Terör Örgütü’nündür, “Ergenekon safsatalarıyla ilişkilendirilmek adına” tezgahlanmıştır, fakat Vatandaş Kenan bunu yememiş ve “kaza”nın olduğu gün internet sitesinin en üst sayfasında yer vermiştir.

Ergenekon safsatalarının geçmiş dalgalarını hatırlayın. Geçin dalganızı bakayım… 11’inci dalga mıydı? “Baykal’a ve Bahçeli’ye de Ergenekoncular tarafından suikast düzenlenecekti…” Bu lafları ben etmedim. Hizbullahçı Tayyip’in Ergenekon savcıları haber verdiler. Fakat içlerinde Muhsin Yazıcıoğlu da var” diyemediler…

Oysa Muhsin Yazıcıoğlu’nun bindiği kırmızı helikopter’in arka pervanesine “uzaktan kumandalı bombalı düzenek” kondu. Havalandıktan kısa bir süre sonra patlatıldı. Pilot ve yolcular yüksek gürültü çıkaran helikopterin motor sesi sebebiyle patlamayı duymadı fakat pilot kontrolü kaybederek uzun bir süre alçaktan uçtu. Üstelik pilot acemi ya da sıradan bir pilot değil, bir çok tehlikeli durumda bile kullandığı helikoptere hükmedecek tecrübeli bir pilottu ve bu olayda çaresiz kaldı, aracını yükseklere havalandıramadı.

Çok yoğun sis olduğu, dondurucu soğuk olduğu doğru fakat yoğun bir kar yağışı olduğu yalandır. Yoğun bir kar yağışı olsaydı helikopteri tamamen kapatırdı.

Helikopterde bir radar cihazı vardı ve yoğun siste bile karşısına çıkacak dağları ve tepeleri fark edebilirdi. Helikopter çok alçaktan uçarak 150 metrelik bir tepeye çarparak infilak etti. Oysa bu helikopterin yüzlerce metre yüksekten uçması gerekiyordu, çünkü yolu uzundu.

Yerden yüksekliğini gösteren cihazın çalışmaması söz konusu olamazdı. Pilot hatası olamayacağı gibi, pilotun Muhsin Yazıcıoğlu’nu bilerek ve isteyerek öldürebileceği de düşünülemezdi.

Bu tezgah Ergenekon safsatalarının bir parçası olarak düzenlendi fakat Fetullahçıların elinde patladı.

Bölgeye giden ve iki gün sonra ancak ulaşabilen ilk kurtarma timi gelmeden saatler önce Fetullah Terör Örgütü’nün elemanları olan subaylar, bildikleri tezgahın delillerini sildiler. Helikopterin içinden bazı cihazları sökerek yok ettiler.

Helikopter düştükten sonra İHA muhabiri İsmail Güneş 112 Acil Servisi aramıştır. Bu konuşmada bacağının kırık olduğunu, helikopterde bulunanlardan sadece BBP Sivas il Başkanı Erhan Üstündağ'ın inlediğini, BBP Sivas il başkan yardımcısı Murat Çetinkaya ve pilot Kaya İstektepe'den ses gelmediğini, Muhsin Yazıcıoğlu'nu ise ortada olmadığını söylemiştir.

Bu konuşmalar İsmail Güneş'in son konuşması olmuştur. Kazadan 48 saat sonra helikopterin enkazı ve Muhsin Yazıcıoğlu dâhil 6 kişinin cesedi, arama ekipleri içerisinden 17 gönüllü civar köylüsü tarafından Sisne ve Kızılöz Köyleri arasındaki Keş Dağı Kuru Dere Kanlıçukur mevkiinde bulunmuştur.

Enkaz, 48 saat süren arama çalışmalarının yapıldığı bölgenin içerisinde değil 115 km uzağındaydı.

Alman bilirkişilerin bile içinden çıkamayacağı bu tezgah öyle bir ustalıkla hazırlanmıştı ki, bu iş için uzmanlaştırılmış Fetullahçılar bile başarılarına hayran kaldı. Bundan daha temiz bir iş olamazdı.

Hadi buyurun, sıkıştırın Hizbullahçı Tayyip’i… Telefon sinyallerini birkaç dakikada kesin ve net bulabilecek bir teknolojiye sahip olan Türkiye, nasıl ve hangi sebeple 115 km ötede 48 saat oyalandı?

Enkazdan 500 metre uzaklıktaki gazeteciye, kurtarma timindeki 3 bin kişi ve 25 helikopter nasıl ulaşamadı? Donup ölmesi mi beklendi? Anlatacaklarını hiç kimsenin duymaması mı gerekti?

Acaba bu yaşananlar Tayyip’in helikopterinin başına gelseydi, Tayyip kaç saniye sonra kurtarılırdı?

Bu olayda en dikkat çekici kısım: Kurtarma timinin başına geçerek her yere telsiziyle emirler yağdıran ve köylülerin ısrarla işaret ettikleri yöne değil de ters yöne insanları gönderen bu Hizbullahçı zat kimdir?

İşte bu Hizbullahçıyı bulup konuşturursanız, Muhsin Yazıcıoğlu’nu Tayyip'in emriyle  Hakan Fidan ve MİT ajanları tarafından öldürüldüğünü bulursunuz...

Suç delillerini yok eden Binali Yıldırım ve çetesi...


11/11/2012

Kenan Akkuş (esrehber)

https://www.facebook.com/kenan.akkus.eskisehir (Kapatıldı)




MİT, TAYYİP'İN EMRİYLE SUİKAST 
PLANLARI YAPMAYA DEVAM EDİYOR
ÇOK SAYIDA TOPLU KATLİAMLAR YAPACAKLAR
MİTİNGLERİ KANA BULAYACAKLAR




FACEBOOK,
TÜRKİYE'DEKİ TERÖRE
DESTEK VERİYOR

TAYYİP’İN EMRİYLE MİT, TEMİZLİĞE DEVAM EDİYOR
ANKARA’NIN GÖBEĞİNDE DEVLET TERÖRÜ


RECEP TAYYİP ERDOĞAN'IN KATLİAM EMRİNİ VERDİĞİNİ
 SEKİZ GÜN ÖNCE KAMUOYUNA SUNDUM, ERTESİ GÜN 
 https://www.facebook.com/esrehber 
İSİMLİ FACEBOOK SAYFAM KAPATILDI...


ULUSAL KATİLİMİZ TAYYİP VE  DEVLETİN TERÖR ÖRGÜTÜ MİT

Reyhanlı Katliamı:

52 kişinin öldüğü, 146 kişinin yaralandığı korkunç olayda Recep Tayyip Erdoğan, saldırının Suriye gizli servisi tarafından yapıldığı ileri sürdü. Katliamın arkasından El Kaide terör örgütü çıktı. MİT, katliamın yapılacağını bir ay öncesinden tespit edip Recep Tayyip Erdoğan’a bildirmesine rağmen hiçbir önlem alınmadı. Jandarma Eri Utku Kalın’ın istihbarat yazışmalarını Redhack’e sızdırmasıyla olay ortaya çıktı.  Reyhanlı Katliamı’nı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla MİT tezgahlamış, El Kaide teröristleri maşa olarak kullanılmıştı. Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla  soruşturmada gizlilik kararı verildi…

Diyarbakır Katliamı:

Patlamadan birkaç gün önce bombayı koyan Orhan G’nin gözaltına alındığı  ve serbest bırakıldığı anlaşıldı.. Herkes miting meydanına didik didik aranarak girerken bu şahıs aranmadı. O kadar büyük bomba aranmadan miting meydanına soktu. Saldırgan bombayı bıraktıktan sonra elini kolunu sallaya sallaya alandan çıktı. Recep Tayyip Erdoğan PKK’yı suçlarken, katliamın arkasından IŞİD çıktı. Diyarbakır Katliamı’nı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla MİT tezgahlamış, IŞİD teröristleri maşa olarak kullanılmıştı. Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla  soruşturmada gizlilik kararı verildi…

Suruç Katliamı:

Suruç Katliamının bombacısı Abdurrahman Alagöz olduğu ortaya çıktı. Katliamda canlı bomba olarak intihar etti. Abdurrahman Alagöz IŞİD terör örgütü üyesiydi.  Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla soruşturmada gizlilik kararı alındı.  Suruç Katliamı’nı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla MİT tezgahlamış, IŞİD teröristleri maşa olarak kullanılmıştı.

Ankara Katliamı:

Şimdi Ankara katliamı ve resmi makamlara göre 97 kişi öldürülmüştü…
Oysa gizlenen rakam 127 kişi…

Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla soruşturmaya gizlilik kararı alındı…

Seçim arifesinde neden bu katliam tezgahlanmıştı?
Recep Tayyip Erdoğan ve AKP yöneticileri, muhalefet partisine oy yerenlerin miting alanlarından kaçmasını mı istiyordu?

AKP mitinglerinde kuş uçurtmayan AKP ve Recep Tayyip Erdoğan, muhalefet partilerinin seçim mitinglerinde ve protesto yürüyüşlerinde halkın güvenliğini neden ihmal etmişti?

Ölen 97 kişinin arasında polis yoktu…
Her mitingde halkın arasında görev yapan sivil polisler ve MİT ajanları, Ankara mitinginde neden yoktu?

Katliam yapılacağını polis ve MİT biliyor muydu?

Evet…. Maalesef biliyordu…

Emir büyük yerden, Recep Tayyip Erdoğan’dandı…

Tezhag MİT’in ve Hakan Fidan’ın projesiydi…

Maşa her zaman olduğu gibi IŞİD militanlarıydı…

Kenan Akkuş (esrehber)
10/10/2015

NOTUlusal Katilimiz  Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla bir çok Facebook sayfam kapatılmış, bir çok sayfam engellenmiştir. Devletin terör örgütü MİT, katliamlarda Facebook yönetimiyle ortaklık yapıyor. İhbarlar engelleniyor. Kamuoyuna suç duyurusunda bulunuyorum.