7 Ocak 2014 Salı

ESKİŞEHİR CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI'NDA İT İTİ ISIRMIYOR




İT, İTİ ISIRMIYOR… ÇÜNKÜ HEPSİ İT OĞLU İT…

Bakırköy Mazhar Osman’a kapatılmadan önceki bir tarih…
Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan bir tebligat geldi, ikamet adresime.
O güne kadar çağırıldığım her makama tereddütsüz gittiğim gibi, Tülay Nermin Atay’ın makamına da gittim.
Dava dosyalarımdan belgeler çalmalarına, Anayasal haklarımı yok saymalarına ve aleyhime çalışmalarına rağmen savcılar ve hakimler hakkında hala olumlu düşünmeye çalışıyordum.

Tülay Nermin Atay’ın ilk sözleri şöyle oldu:

“Başsavcı Gökhan Karaburun’a ve Başsavcı Vekili Coşkun Mutluer’e internet yoluyla hakaret etmişsiniz…”

Ben de cevap verdim: “-Yooo… Ben kimseye hakaret etmem. Doğru olan ne ise onu anlatırım.”

“Doğru olan nedir” diye sordu. Cevap verdim:
“Şahit olduğum bir cinayeti bizzat Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı’na gelerek hem yazılı, hem sözlü olarak ihbar ettim. Bizzat sözlü olarak ihbar ettiğim Başsavcı Vekili Coşkun Mutluer benden ifade almak yerine dalga geçti, alay etti, sonra da sepetledi…”

“Öldürülen şahısın ismi Ruhi Güner. Öldürenler Ilgaz mafyası. Cinayete kaza süsü verdiler. Jandarma’dan rüşvet karşılığında sahte tutanak hazırlattılar.Bu katiller AKP kurucusu oldukları için cinayet örtbas ediliyor. Başsavcı Gökhan Karaburun’a mektup yazıp anlattım. Mektubumu iade etti.”

“Ben de internette siteler kurarak bu konuları yalana sapmadan anlattım. Başsavcı, şahit olduğum cinayeti örtbas ederken, yardımcısı Coşkun Mutluer, şahit olduğum tarihi eser kaçakçılığını, şahit olduğum korunması gereken sit alanı talanını, sahte ruhsatlı kaçak villaları örtbas etti. Belgelediğim yasadışı işleri kamuoyuna internet yoluyla anlattıysam, bunun neresinde suç var, neresinde hakaret var?”

Tülay Nermin Atay : “Ekleyeceğiniz başka bir şey var mı?” diye sordu.
Cevabım: “Evet var. Başsavcı Gökhan Karaburun ve yardımcısı Coşkun Mutluer’in örtbas ettiği diğer yasadışı işler: Emlak bankasının hortumlanması… Kara para aklama… Uyuşturucu ticareti… Kamu kurumunda çalışan memurlara rüşvet… Devlete karşı çok sayıda soygun amaçlı sahtekarlıklar… Özel şirketlere bol miktarda tokat… İhale yolsuzlukları ve daha bir sürü pislikler… Bu konularda benden ifade alan ilk savcısınız. Ayrıntı isterseniz her şeyi anlatırım.”

Tülay Nermin Atay’ın cevabı: “Tamam, bu kadar yeter. Gidebilirsiniz…”
…..

Hakkımda Eskişehir 3. Sulh Ceza Mahkemesi’nde dava açılıyor:

“KENAN AKKUŞ’UN BİRDEN FAZLA KAMU GÖREVLİSİNE, GÖREVİNDEN DOLAYI HAKARET VE BİRDEN FAZLA İFTİRA SUÇLARINI İŞLEDİĞİ YOLUNDA KUVVETLİ ŞÜPHELER BULUNDUĞU, ŞÜPHELİ AKIL HASTASI İSE NE ZAMANDAN BERİ AKIL HASTASI OLDUĞU, BAKIRKÖY MAZHAR OSMAN HASTANESİ’NDE GÖZLEM ALTINA ALINMASINA…

Davayı açan da başka bir şerefsiz savcı: Celalettin Karanfil…
Ilgaz mafyasından 2 milyon dolar rüşvet yiyen bir pislik…

Evimde gece yarısı paketleniyorum, nezarethane faslından sonra ellerimi kelepçeleyen Ömer isminde Yozgatlı bir polis memuru (ekipler amirliğinde) beni Eskişehir Devlet Hastanesi’ne götürüyor.

Psikiyatri Uzmanı Dr. Gönül Baylan Kaygısız’a gösteriyor:
“Bu adam herkese hakaretler yağdırıyor. Adli vaka. Lütfen bir rapor istirham edeyim” diyor.

Gönül Baylan Kaygısız isimli orospu doktor da beni muayene etmeden, istenen raporu tereddütsüz veriyor:

“Bakırköy Mazhar Osman Akıl Hastanesi’ne kapatılması ugundur…”

Bu olaylar sizin başınıza gelse ne yaparsınız?
Bence susarsınız…

Zaten sustuğunuz için Türkiye ve Adalet’i bu hallere gelmedi mi?

Tülay Nermin Atay'ın benden aldığı ifadenin tutanaklara geçirilmediği zaten ortadadır.

Fakat unuttukları bir konu var ki: Bu ifade işinin ses kaydı bende mevcuttur.

Kenan Akkuş

RÜŞVET YİYEREK SÜREKLİ SAYFALARIMIZI SİLEN FACEBOOK HESAPLARIMIZI KAPATTIK. BUNDAN SONRA SADECE TWİTTER’DEYİZ: