24 Kasım 2013 Pazar

BÜLENT ARINÇ'A SUİKAST MASALINININ GERÇEK YÜZÜ



BÜLENT ARINÇ'A SUİKAST MASALINININ GERÇEK YÜZÜ

Genelkurmay binası içinde Fethullahçılar için köstebeklik yapan, bilgi sızdıran, Albay rütbesinde bir ordu mensubu tespit edilmişti.

Ordumuzun istihbarat birimleri harekete geçti ve Fethullahçılar için çalışan bu Albay'ı takibe aldı. 

Tayyip'in AKPİT'i (Hizbullah Terör Örgütü) durumu farketti ve onlar da istihbarat subaylarını takibe aldı.

Fethullah'ın köstebeği Albay'a durum bildirildi.

Zincirleme takip yaklaşık bir ay sürdü.

İstihbarat subaylarımız, köstebeklik yapan Albay'ın kimlerle irtibat kurduğunu çözmeye çalıştığı bir sırada, 19 Aralık 2009 günü, Tayyip'in AKPİT'i olaya el koydu ve durumu Hizbullahçı polislere bildirdi.

Amaç, istihbarat subaylarımızın KÖSTEBEK ALBAY'a ulaşmasını engellemekti ve başardılar.

Bu köstebek, Bülent Arınç'la bire bir iletişim kuruyor, Genelkurmay Binası içinde olan biteni eksiksiz iletiyordu.

Son bir yıl içinde eşiyle birlikte çok kere Bülent Arınç'ın Çukurambar’daki evinde konuk olduğu gibi, en az elli defa da telefon konuşmaları gerçekleşti.

Fakat istihbarat subaylarımız, Köstebek Albay'ın Bülent Arınç'a bilgi sızdırdığını bilmiyorlardı.

Çukurambar ve civarında oturmadığı tesbit edilen bu Köstebek Albay defalarca takip edilmiş, Bülent Arınç'ın ikamet ettiği binaya girmişti.

Yine aynı Köstebek Albay, aynı semt civarında farklı zamanlarda başka binaları da ziyaret etmiş, istihbarat subaylarınca takibe alınmıştı.

Sonuca ulaşmak üzereyken, Tayyip'in AKPİT'i, Ordumuz içindeki yüzlerce köstebekten biri olan bu hain Albay'ın ele geçirilmesine engel oldu.

Tayyip, Fethullah'ın köstebeğinin deşifre olmaması için, düzmece iftiralar hazırlatıldı ve Bülent Arınç da bu iftiraları bizzat kamuoyuna açıkladı:

"Subayımız şaşal su istemiş ... Elindeki kağıt parçasını yutmak istemiş ... Karakoldaki polisler bu işe engel olup kağıdı almışlar... Kağıtta Bülent Arınç'ın apartmanının ismi yazılıymış..."

Oysa anlattıklarının hiç biri yaşanmadı. Bülent Arınç bu yalanları kusarken, aslında kendi pisliklerini kapatıyordu.

Ordumuzun tasfiye edilmesi için uygulanan iftira kampanyalarına biriydi bu.

Tıpkı terörist ilan edip cezaevlerine kapattıkları subaylarımıza uygulanan linçler gibi, bu suikast iftirası sonrasında çok sayıda subayları cezaevine göndermenin planları yapılıyordu.

Bülent Arınç'ın telefon kayıtlarının incelenmesi gerekiyordu. Kimlerle kaç defa irtibat kurduğu ortaya çıkarılmalıydı.

Sözkonusu subayların linç edilmesi olunca, Bülent Arınç kısmı karartıldı.

Yaşananlar Tayyip’in sivil bir darbesiydi. Ordumuza yönelik ilk darbeydi ve başarıldı.

Tayyip’in talimatıyla, “Bülent Arınç’a suikast” bahanesiyle tüm gizli kapılar Hakim Kadir Kayan tarafından açıldı.

Tüm gizli bilgiler Hizbullah Terör Örgütü’nün eline geçti.

Bu kanlı örgütün, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni çökertmek için hiçbir engeli kalmadı.

Ermeni ve Arap kırması Bülent Arınç'ın hainlikler dolu iftiralarını, basına anlattığı tüm hikayelerin yalan ve düzmece olduğunu, aslında kendi pisliklerini kapattığını, suikast olayının "Türk Silahlı Kuvvetlerini bitirme planları"nın bir parçası olduğu da böylece ortaya çıktı.

İhanet dolu bu hizmetinden sonra Hakim Kadir Kayan’a yüzlerce polisten oluşan bir koruma ordusu ve son model bir zırhlı otomobil hediye edildi…


Unutmayınız:

Türkiye’de rejimi değiştirip şer'i hükümlere dayalı bir devlet kurmayı hedefleyen başta Hizbullah terör örgütü olmak üzere Nur’cu Fetullah Terör örgütü, İBDA/C, Tevhid-Selam, İslami Hareket, Hizb-Üt Tahrir, Acz-i Mendi gibi irticai örgütlerin üst düzey yöneticileri ve kilit noktalarındaki mensupları Ermeni, Süryani, Rum ve Gürcü asıllılardan oluşmaktadır.

İşte bunlardan biri de Bülent Arınç’tır…

Kenan Akkuş (esrehber)

https://www.facebook.com/photo.php?fbid=494146494025534&set=a.119966268110227.21113.100002905645532&type=1&theater