30 Eylül 2013 Pazartesi

28 Eylül 2013 Cumartesi

ESKİŞEHİR'İN ORTASINDA GİZLENEN BİR ANTİK ŞEHİR

ESKİŞEHİR'İN ORTASINDA GİZLENEN BİR ANTİK ŞEHİR



Sayın Murat Bardakçı,

Programınızı fırsat buldukça izliyorum. Özellikle Osmanlı tarihini konu ediniyorsunuz.
Osmanlı mezar taşlarının yurt dışına kaçırıldığı bilgisine  siz kısaca değinince, Eskişehir'deki yasadışı talanı sizlere iletme gereği duydum.
Osmanlı öncesi Anadolu tarihi de çok önemlidir. Tarihe merak saran biri olduğum için Eskişehir'in tarihini araştırdım ve 2600 yıllık bir antik şehri ortaya çıkardım.
Araştırdığımda devlet büyüklerimizin bu tarihi gizlediği, antik şehrin üzerine havuzlu lüks villalar yapıldığını tespit ettim. Bu villaların ortasında 2600 yıllık Frigya höyüğü var ve arazi sahipleri olan patronlarımca (Ilgaz aş ortakları) talan edildiğine, çok sayıda antika çıkarılıp Yunanistan'a kaçırıldığına şahit oldum.
Birinci dereceden korunması gereken bu antik sit üzerine 77 kaçak villa yapılmış ve sahte ruhsatlar düzenlenmişti.
İncelemeniz için size üç belge gönderiyorum:

1. Antik şehrin üzerinde yapılmış havuzlu kaçak villaların uydudan çekilmiş fotoğrafı ve  şimdi Emniyet Genel Müdürü olan Mehmet Kılıçlar'ın, bu villaların bulunduğu arazinin sit alanı olduğunu gösterir imzalı belgesi.


2. Kültür Bakanlığı'na ihbarımdan sonra şahsıma gönderilen bir yazı.


3. Eskişehir Kültür Varlıklarını Koruma Müdürlüğü'nün şahsıma gönderdiği ve yalan söylediği yazı.


Sözünü ettiğim bu olayı gündeme taşımanızı devletim adına istirham ederim.
Çünkü sit alanları halkımızın ortak malıdır.
Saygılarımla. 29/09/2013

Kenan Akkuş



27 Eylül 2013 Cuma

SAYIŞTAY'A İHBAR: OSMANGAZİ ÜNİVERSİTESİ'NDE YOLSUZLUKLAR

OSMANGAZİ ÜNİVERSİTESİ'NDE YOLSUZLUKLAR


SAYIŞTAY'A İHBAR


Sayıştay Başkanlığı’na,

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nin tüm inşaat işlerini  20 senedir Ilgaz AŞ ortakları (Şenol Ilgaz, Mustafa Ilgaz, İsmail Ilgaz, Mehmet Ilgaz, Asım Çınar)  yapmıştır.

Şahsım, Ilgaz AŞ’de çalışmış biri olarak, Üniversite rektörleri ile Ilgaz AŞ ortakları arasında 20 sene boyunca yasadışı ihale yapılmadan yasadışı anlaşmalar yapılmış, onlarca okul, hastane, hastane ek binaları, asfalt işleri ve her türlü inşaat işleri yasadışı bir şekilde gerçekleştiğini iddia ediyorum.. 

İhaleye fesat karıştırmaktan öte, Üniversite rektörleri, Ilgaz AŞ ortaklarıyla bir olup üniversiteyi soymuştur.

Osmangazi Üniversitesi’nde 20 yıl boyunca yapılan inşaat ihalelerinin, gerçekleşen inşaat işlerinin incelenmesi gerekmektedir.

Gelmiş geçmiş tüm rektörlerin haksız kazanç elde ettiklerini, rüşvet yediklerini, Ilgaz AŞ ortaklarına haksız kazanç sağladıklarını ihbar ediyorum, incelenmesi için Osmangazi Üniversitesi’ne  Sayıştay Müfettişlerinin gönderilmesini ve gereğinin yapılmasını istirham ediyorum.

Saygılarımla…

Kenan Akkuş

Telefonum: 

Adresim: 




25 Eylül 2013 Çarşamba

Fetullah Gülen’in Alevileri “kardeş” olarak görebileceğine inanacak kadar ahmak mısınız?






ALEVİLERİN BU KADAR APTAL OLDUĞUNU BİLMEZDİM

Şimdi diyeceksiniz ki: “Bize hakaret mi ediyorsun?”
Bence bu soruyu kendine sor, fakat önce yazdıklarımı oku, Alevi kardeş…

Fetullah’ın ne kadar hin oğlu hin olduğunu onlarca kere anlattım.
Yazdıklarımın özeti şuydu:
“Fetullah Gülen şarlatandır, sözüne itibar edilmez…”

Fetullah Gülen denen yaratık, öküzlerin cirit attığı şu garip ülkede hinliğini ve çenesini kullanarak 200 milyar dolar servetin, bir bankanın, onlarca tv, gazete ve radyoların, sermaye olsun diye kurduğu şelale gibi akan birkaç yardım derneklerinin, adını tüm dünyaya duyuracak çok sayıda örgütlerin sahibi oldu…

Aslında onun hiçbir şeye ihtiyacı yoktu. Fakat amacı çoktu…

Amaçlarından ikisi : Sünni İslam dünyasına halife olabilmek, diğeri Alevileri yok etmekti…

Hele bir düşünün:

Cami ile cem evini yan yana yapma fikrini kim attı ortaya?
Fetullah Gülen…

Alevilere “Sapkınlar, sapıklar, çalgıyla cümbüşle ibadet mi olur?” diyen bir din adamı, caminin yanına cem evinin yapılmasına neden öncülük eder?

72 yıllık ömründe Fetullah Gülen kaç tane cami yaptırmaya öncülük etti de şimdi cami ile cem evi yapılmasına öncülük ediyor?

“Camiye gitmeyin, namazlarınızı evlerde topluca kılın” fetvasını veren Fetullah Gülen değil mi?

Yıllarca camilerde vaaz veren Fetullah Gülen, Kenan Evren darbesinden sonra neden camilere girmedi?


Fetullah Gülen’in ve müridlerinin camiye ve cem evine ihtiyaçları olmadığı gibi, Şeriat ile yönetmeyi planladıkları bir ülkede cici gözükmek dışında başka bir amacı var mı?.
Yok…

Gizli saklı icraatları göstermektedir ki, Fetullah Gülen sinsi bir şeytandır. Aklınca takiye yapmaktadır.

Tayyip Erdoğan: “Benim kürt kardeşlerim, laz kardeşlerim, gürcü kardeşlerim” diyerek toplumu bölerken…

Fetullah Gülen de “Cem evi ile cami yan yana olursa, bu sapkınlar bir gün olur doğru yolu bulur, kimisi de yolunu şaşırıp camiye giriverirler” derken…

Alevileri bölmenin yolunun cem evleri ile camileri yan yana yapmaktan geçtiğini, aynı mekanda birbirlerini gördükçe “yezid ve kızılbaş damarı” atacağını, birbirlerine olan düşmanlıkların daha bir kabaracağını düşünmedi mi sanırsınız?

Alevileri birbirine kırdırmanın yolu işte bu: Aynı bahçede cem evi ve cami projesi…
Derneklerle, vakıflarla bölünen Alevilerin birbirlerine olan düşmanlıkları başladı:
Olaya hoşgörüyle bakan ahmaklar da var, kötü niyetin farkına varanlar da var…

Oysa Müslümanların iki ayrı ibadethanesi olmaz.
“Cami” kelimesi “cem evi” kelimesinden türemiştir.
Cami kelimesi kaldırılmalı, ibadethanelere “cem evi” denmelidir.
Sünniler 5 vakit namazını kılarken…
Aleviler, namaz kılınmayan saatlerde cem ayinleri yapmalıdır.

İmamlar ve dedeler öncülük etmeli…
Sünni cemaat cem ayinlerine katılarak Alevilerin ibadetini öğrenmeli…
Aleviler de Sünnilerle birlikte beş vakit namazını kılmalıdır.
İşte İslam kardeşliği budur…

Hangi bir Sünni vatandaş kabul eder ibadethane paylaşma kardeşliğini?
Hiç biri…
Hani Sünnilerle Aleviler kardeşti?

Fetullah Gülen’in Alevileri “kardeş” olarak görebileceğine inanacak kadar ahmak mısınız?
Aklınız varsa gidin dağ başına yapın cem evinizi…
Camilerden uzak durun…

Fetoş’çuların iftiralarla dolu “Kızılbaş hikayeleri”ne, pislik dilli yobazların “mum söndü masalları”na yenileri eklenerek düşmanlıklar çoğaltılıyor…
Farkında değilsiniz…

Mışıl mışıl uyumaya devam edin dostlarım… İyi uykular…


Kenan Akkuş (esrehber)

NOT: Bir Sünni olarak, Alevi bir hanımefendiyle 30 sene evli kaldım. Alevileri de Sünnileri de iyi bilirim. Sizlere gözlemlerimi ve şahit olduklarımı anlattım. Alevilerle Sünniler evlenebilirler, hatta kardeş olabilirler. Fakat aynı mekanda asla ibadet edemezler... İnsanları kandırmanın gereği yok.
Konuya bir de bu yönden bakın: http://www.odatv.com/n.php?n=alevileri-bolecekler--2209131200


ANAFEN DERSANELERİ, FETOŞ'UN ORDUSUNA ASKER YETİŞTİRİYOR


FETOŞ'UN ÇOCUKLARIMIZA HAZIRLADIĞI HAİN TUZAK:

ANAFEN DERSANELERİ,
               İMAMIN ORDUSUNA ASKER YETİŞTİRİYOR

Kenan Akkuş (esrehber)
https://www.facebook.com/photo.php?fbid=462148717225312&set=pb.100002905645532.-2207520000.1380152622.&type=3&theater



MUTLAKA OKUYUNUZ

Bir dersane sahibinin anıları - Fettullah kimmiş?

Dershane yoğunluğu ile Fethullah'ın eğitim sisteminde neleri değiştirdiğini anlatmak için ancak fırsat bulabildim. Konu gerçekten çok geniş. Belki dile getireceğim şeyler pek çok arkadaşın bildiği şeyler. Buna karşın olabildiğince ayrıntıya inerek ülkenin bu hale gelişinin en büyük sorumlularından birinin nereden başlayıp nereye geldiğini özetlemek istiyorum. Ne tür bir eğitim aldığı belirsiz, Cumhuriyet içinde medrese mantığını taşıyan "salya sümük ağlayıcı" bu adam buraya nasıl geldi? Ne yazık, benim yaptığım işi yaparak: Dershanecilikten. Çok ilginç, bugün varlığını bile kabul
suçlunun da iyi çalışmayan, "Bu paraya bu kadar iş." diyen milli eğitim öğretmenleri olduğunu düşünürüm. Bu, ayrı tartışılması gereken bir konu.

1980'li yıllarda, idealizmin her aşamada sonlanmasından, "yorgun demokrat"ların kendin dertlerine düşmelerinden sonra bozulan eğitim, gençleri dershaneciliğe itti. Ülkenin her yerinde onlarca, yüzlerce dershane açılmaya başladı. 1990'a kadar cesareti olanın denediği bu iş kolu, o yıllardan sonra ayrı bir meslek grubu olarak
gelişmeye başladı. 1990'a kadar açılan dershanelerin çok büyük çoğunluğu, milli
eğitimden ayrılmış girişimci öğretmenlerin ortaklaşa kurduğu dershanelerdi. Azınlık olan da "Akyazılı Dershaneleri" adıyla İzmir'de başlayan, Fethullahçı grubun dershaneleriydi. Öğretmenlik mesleği dışında biri, neden eğitim sisteminin can alıcı
noktalarından birine niçin girer? O günlerde bu sorunun yanıtını vermek zordu. Herkes, bunun küçük bir dini hareket olduğunu düşünüyor; bu durumu kimse
ciddiye almıyordu.

1986'da, Isparta çevresinden henüz dershane bulunmadığı için, iki basamaklı sınavın birincisinden sonra, bir buçuk aylık arayı değerlendirmek için İzmir'e gittim. Kadifekale'ye yerleşmiş hemşehri varoşçuluğunun etkisiyle Akyazılı Dershanesi'ni
tanıdım. O yıllarda İzmir’de pek az dershane adı anımsıyorum. Basmane'deki dershaneye kaydoldum. Bozyaka girişindeki özel okulu da yurt olarak
kullanıyorduk. İkisi de Fethullah'ındı . Okulun yatakhaneleri, en üst kattaki spor salonu, o tarihlerde pek az okulun ulaşabileceği modernlikteydi. Ayın sonunda olağanüstü spor salonunda moral gecesi düzenlendi. VHS videoya kaset kondu. Fethullah Gülen'i ilk defa orada gördüm. Cumhuriyet karşıtı eylemlerinden dolayı aranıyordu. Kasette Fethullah "Kıbrıs'ı Yunanlılara terk etmeliyiz, oradaki Türkler,
Türklüklerini yitirmişler." diyordu. Bu cümlelerden sonra on kişilik grup geceyi
terk ettik. Fethullah, bu garip tümcesiyle aklımda kaldı.

Üniversiteyi Ankara'da, Hacettepe'de okudum. 90 yılına kadar da çevremde Fethullah Gülen'le ilgili dikkat çekici bir yapılanma görmedim. Bunun, Hacettepe'nin demokratik yapısıyla ilgisi olabilir, bunu şimdiye kadar düşünmedim. Sanırım Fethullah'ın işi, Türkiye dershaneciliğinin başlangıç noktası İzmir’deydi daha çok.

93'te Kayseri'ye atamam yapılınca, Fethullah'ın bu boşluğu nasıl değerlendirdiğini gördüm. Nevşehir'de, Kayseri'de çok yoğun bir örgütlenme içindeydiler ve Fethullahçıların yaptıkları işler, artık dershaneciliğin amaç dışında ve üzerindeydi.
Yalnız Nevşehir'de, Kayseri'de "Serhat Dershaneleri" adıyla değil, ülkenin her yerinde... Isparta'da Gölcük, Konya'da Sabah, Ankara'da Maltepe, İzmir’de Körfez,
İstanbul’da FEM... Ülkenin her yerinde farklı adlarla dershane sektörünü ele geçirmiş durumdalar. Yüz bin dershane çalışanının büyük çoğunluğu onların elindeki öğretmenlerden oluşuyor ve iç düzenekleri "tayin" esasına bağlı. Himmet felsefesine göre asgari ücretin biraz üzerinde çalıştırılan öğretmenler, Fethullah dershanesinden Fethullah özel okuluna, oradan Türk Cumhuriyetlerdeki okullara tayin esasıyla
çalıştırılıyorlar.

Sistemleri özetle şu: Bulundukları illerde muhafazakar insanlarla, ticari bağ kurup iletişime geçiyorlar. Hemen her ilde, dershane ve okulların sorumluluğunu üstlenmiş büyük bir ticaret adamı var. "Himmet" adı altında bağış toplanıyor. Yani gelirleri yalnızca özel öğretimden değil. Bağışlar ve özel okullardan toplanan paralarla "Işık Evleri" açılıyor. Işık Evleri'nde yoksul ve zeki çocuklar barındırılıyor. Öğle yemeği yiyecek parayı bulamayan genç, iyi niyetle onların arasına düşüyor; kendini onlara borçlu hissettiği için yaşam boyu ellerinden kurtulamıyor. Işık Evleri, bulundukları illerin en iyi semtinde. Sözgelimi Kayseri'de, en lüks semt Alparslan Mahallesi'ndeler. Kayseri'de kiralar avro üzerindendir ve yıllık üç bir avro ile yedin bir avro arasında kira istenir. Işık Evleri en az beş bin avroluk evlerdir. Rastlantıyla alt katımda ve üst katımda Işık Evi vardı. Apartman yaşamını yeni tanıyan yoksul aile çocukları, Türki
Cumhuriyetlerden gelen öğrenciler, lise öğrencileri; hatta ilköğretim öğrencileri evin
müdavimleridirler. Evde kimin yaşadığını belirlemek olanaksızdır. Size ikamet verirken bin dereden su getiren muhtar onlara bu ikameti nasıl düzenler, mahalleden sorumlu polis karakolu, onca şikayete rağmen neden evleri basmaz; bilemezsiniz. Komşulara Fethullah kitapları hediye ederler. Aynı şeyi bana denediklerinde karakola düştüğümüzü, orada ben "Burası hücre evi midir?" diye ortalığı ayağa kaldırırken saflıkla karakol amirinin özür diletmesiyle eve döndüğümü, büyük bir fırsatı kaçırdığımı utanarak yazmak zorundayım. 

Poliste Fethullahçı yapılanmanın çoktan tamamlandığını o anda düşünemedim.
Ben karakoldayken evin yarım saat içinde boşaltıldığını öğrendim. Çok seri
biçimde arabalar evimizin önüne yanaşmışlar ve apartmandan otuz öğrenci bavullarıyla birlikte çıkmışlar. İki evin de sahibi tek kişiydi, tahliyesini istediğimizde yanıt şuydu: "Niye çıkarayım, her yıl aynı gün beşer bin avroyu tanımadığım birileri
getirip elime sayıyor. Niye çıkarayım ki?" Işık Evleri'nde, yurtlarda, özel okulların
yatakhanelerinde Atatürk karşıtı söylevler veriliyor. Gece yarısı zikir sesleriyle
uyanıyorsunuz. Herkese işleyen kanunlar bunlara işlemiyor. Herkes merak ediliyor, bunlar edilmiyor.

Kayseri'den örneklemeye devam edeyim. Burada "Hisarcıklıoğlu, Yelkenoğlu, Kılıçaslan, Akansu..." gibi özel okulları var. Servis şirketlerine kadar Fethullahçıların kendi ellerinde. Türkiye çapında da marka olmuş Kayserili işadamları, iş ilişkilerinde
"Benim çocuğum da orada..." diyebilmek için, yani ticari ilişkilerini zinde tutmak
için, çocuklarını o okullara gönderiyorlar. Karşılarındaki tek rakip TED Koleji.
Fethullah'ın Kayseri'deki temsilci iş adamı bir benzin istasyonu sahibi. Yaptığı göstermelik iş, bu. İl genelinde 12 bin öğrencilik dershane öğrencisinin yüzde altmışı onların elinde. Dershane binalarının pek çoğu kendilerinin. Fen lisesi, kaliteli Anadolu lisesi öğrencileri ücretsiz ya da başarısına göre aylık verilerek alınıyor. M1 adını
verdikleri derece sınıfları oluşturarak, rekabet ortamı isteyen çocukların o sınıflara
yalvararak girmesini sağlıyorlar. Kayseri'de Serhat Dershanelerine giden 8 bin öğrencinin elli kadarı derece için yetiştiriliyor; diğer çocuklar finansör olarak dershaneye alınıyor. O öğrencilerden de ailenin izlemediği, orta halli, öğretmenlik gibi bir mesleğe ulaşabilecek çocuklar belirlenip Işık Evleri'ndeki abilere, ablalara
teslim ediliyor. Abla, abi gibi derecelendirmeler, bir üst noktaya çıkmaya çalışan delikanlıya cazip geliyor. Derece arttıkça gizli bilgiler, sorumluluklar, takiyye eğitimi artıyor. Derece için olağanüstü yoğunlukla yetiştirilen öğrencilere her ilde derece
yaptırılıyor; bu da sonraki yılın eğitimden anlamayan velilerinin dikkatini çekiyor. Veli zannediyor ki çarpım tablosunu bilmeyen çocuğunu Fethullahçı dershaneye teslim ederse doktor olarak teslim alacak. Olağanüstü bir sahtekarlık, olağanüstü bir
vicdansızlık. İnsanların umutlarıyla oynamak...
Kayseri'de yüz civarında Işık Evi'in bulunduğundan söz ediliyor. Öğrenciler üniversiteye girince de kalacakları yerlere kadar ayarlanıp örgütle bağlantılarının sürmesi sağlanıyor. Genç, mezun olduktan sonra bağını koparamıyor; artık "Himmetçilik" anne babanın bile yerine geçmiştir. Çocuk, evleneceği eşinin bile yukarıdan gelen emirle belirlenmesine karşı çıkmıyor. Çevrem, ilk başlarda
tehlikenin ayrımına varmayan; örgüte kaptırdıkları çocuğu geri alamadıkları için
ağlayan anne babalarla dolu.


Genç, sonsuz dünya düşüyle; Atatürk'ü dışarıda öven, içeride lanetleyen bir bilinçle yetiştirilerek, tümüyle takiyyeci bilincin davranış biçimine ulaşıyor. Erkeklerin saçları uzuyor, kot montlarının ceplerinde Said-i Nursi'nin risalelerini taşıyıp her
fırsatta okuyor, okutuyorlar. Yalnız, Türki Cumhuriyetlerdeki okulların amaçları
farklı. Onlar daha çok Amerikan tarzı, İngilizce ağırlıklı dersler veriyorlar. Bu yüzden
Türki Cumhuriyetlere daha çok kendi bünyelerinde yetişmiş İngilizce öğretmenleri gönderiliyor.

Daha kötüsü, daha şaşırtıcı olanı; dershane piyasasında kullanılan kitap, yaprak test, tarama, deneme gibi yayımların ülke çapında yüzde doksan beşine Fethullahçılar hükmediyor. Güvender Yayınları tümüyle onlara ait. Türkçede, Köy Enstitülerini eleştiren, Dil Devrimi'ni derinden derine iğneleyen on binlerce yazıya rastlayabiliyorsunuz. Bu konular, bir şekilde çocukların beynine yerleşiyor.
Kaynak, Fem, Pi Analitik, Sabah, Körfez gibi ülke çapındaki pek çok yayın grubu onlara ait. Zaman Gazetesiyle birlikte deneme veriyor, Türkiye Geneli sınavları yapıyor, bir şekilde öğrenciye "Kendi konumun hakkında en iyi veri alabileceğin yer Güvender'dir. " mesajı veriliyor. Herhangi bir öğrenciyle, hangi aile yapısında yetişmiş olursa olsun Güvender'e bağlı yayınların farklı amaçlı olduğunu, kalitesiz
olduğunu tartışabilmek, öğrenciyi buna ikna edebilmek, şu anda gerçekten
olanaksız. Asker bile çocuklarını onların dershanelerine gönderebiliyor.

Okulların bütün resmi verilerini kendi dershaneleri için kullanabiliyorlar. İyi durumdaki bir öğrencinin evi Fethullah'ın dershanesi tarafından arandığında şaşırıyorsunuz. İstedikleri her türlü bilgiye kolaylıkla ulaşabiliyor ve bu bilgileri sanırım yalnız dershane için kullanmıyorlar. Internet ortamına "tümüyle" hakimler. Her yere sızıyorlar. Referanslı üyelik önerimle daha çok bunu düşünmüştüm; ama onu bile aşabilirler.

Her ildeki bu yapılanmanın ülke boyutunda nerelere ulaştığını siz tahmin edin. Paralar hangi yolla, Fethullah'a nasıl aktarılıyor, belirsiz. Ama himmet adındaki bağışlar, özel okul gelirleri, dershane gelirleri, yayın gelirleri ile inanılmaz bir ekonomik hakimiyetleri var. Onları devirebilmek olanaksız. Banka bağları, inşaat sektöründeki eylemleri, Shell gibi uluslararası firmalarla bağlantıları benim mesleğimin dışında kalan, yorumlayamayacağım şeyler. Orduya sızma boyutu da öyle. Genç teğmenlerin onursal kılıçlarını Fethullah'a armağan ettiklerini duyuyorum. Gazeteler, Amerikan tarikatlarıyla bağlar; daha sayılabilecek onlarca örgütsel etkinlik... Basit bir benzetme ile, Cumhuriyet adında bir ağaç eviniz var. Çocuklarınızla o evde mutlusunuz. O evin altındaki ağaç kurtlar tarafından kemiriliyor. Bir gün ağaç yıkıldığında ya çocuklarınızla birlikte yıkılıp öleceksiniz ya da çocuklarınızın o kurtlara dönüşümünü izleyeceksiniz. "Ben demokratım, çocuğum düşüncelerinde özgürdür. Neye inanırsa onu yaşar." derdi yorgun demokratlar. Umarım bu söylemden vazgeçerler; çünkü çocuğunuzun ellerinizden kayıp gittiğini görürsünüz ve çaresiz kalırsınız. Adı Deniz olan, Taylan olan pek çok Fethullahçı genç olduğunu söylesem şaşırır mısınız?

Prof. Necip Hablemitoğlu' nun altın şirketlerince öldürüldüğü lanse edildi. O, Fethullah'ın iç yüzünü belgelediği "Köstebek" adlı kitabının ilk sayfasına düştüğü bir numaralı dipnot yüzünden öldürüldü: "Bu, bu adamla ilgili hafif çalışmam. Daha
büyük çalışma bin sayfa dolayında, hazır; düzeltmeleri için uğraşıyorum. O kitapla
işim bittiğinde Fethullah'ın kim olduğunu daha iyi anlayacaksınız. " "Köstebek" kitabını piyasada bulamıyorsunuz. İkinci kitabınsa ne notlara var piyasada, ne adı...

Dershanecilikle başlayan, ülkeyi karşı devrimin zaferine götüren olgunun mantığı bu arkadaşlar. Bu eylemlerin Emperyalizm' in denetiminde gerçekleştiği açık. Kanımca her eylemleri dışarıdan planlanıyor. Kimlerle ne tür ilişkilere geçecekleri, kimi ortadan kaldırmaları gerektiği, zeki planlar dahilinde Fethullahçılara veriliyor. Fethullahçıların böyle bir organizeyi yapabilecek zeka ve duyusal birikime sahip olduklarına inanmıyorum.

Ben, insanlara elimden geldiğince mesleğimle ilgili neler yaptıklarını anlatmaya çalışıyorum. Elimden gelen daha fazlası değil. "Enseyi karartmayalım. " deyim oldu Çetin Altan'ın sayesinde; güzel bir umut sözü. Ama bana şu an anlamsız geliyor. Ense çoktan karardı bile... Hasan Sabbah'ın intihar fedaileriyle karşı karşıyayız. "Şakirtler" bu dünyadan çoktan vazgeçmişler. Yeni bir Ulusal Kurtuluş Savaşına gereksinim duymamayı dilemekten başka yapabilecek bir şeyim yok... Lanet olsun ki; yok, yok, yok! Anlatacak sayfalar var, umut yok.


TAYYİP'İN EMRİYLE TUTANAKLARA SARİN GAZI YERİNE ANTİFİRİZ YAZILDI



ÇAKAL TAYYİP’İN SON ÇAKALLIĞI İŞTE:

YAKALANAN SARİN GAZI
http://www.radikal.com.tr/turkiye/adanada_el_nusra_operasyonu_2_kilo_sarin_gazi_bulundu-1135579

SARİN GAZI ANTİFİRİZ ÇIKTI
http://www.radikal.com.tr/turkiye/polisin_sarin_gazi_operasyonu_bilmeceye_donustu-1150282

KAMUOYUNA DUYURURLUR:

El Nursa teröristlerinin elindeki antifirizleri (!) Konya’da bir kimya fabrikasında üretiliyor.
Fabrikanın sahibi Fetullahçı…
Çok yakında kamuoyuna sunacağım…

Kenan Akkuş (esrehber)


19 Eylül 2013 Perşembe

ILIMLI İSLAMCI MENDERES İLE YUMUŞAK İSLAMCI TEYYUP



ILIMLI İSLAMCI MENDERES İLE YUMUŞAK İSLAMCI TEYYUP

Menderes bir zamanlar Türkiye'yi savaşa sokmuştu...
Türk askerleri gözlerini, bacaklarını, kollarını kaybetmişti...
3500 gazi…
1500 şehit...
Şu meşhur Kore Savaşı...
ABD'nin önayak olduğu, koyun sürüsünü (Türk askerlerini) ön saflarda savaşa soktuğu bir savaştı…
Düşman belliydi: Sovyetler Birliği (bugünkü adıyla Rusya) ve Çin…
Sonuç ne olmuştu: Kuzey Kore (Komünist Kore), Güney Kore...

Gönüllü gittiği söylenen fakat aslında zorla götürülen 5 bin Türk askeri… Silahsızdı…
Güneydoğu’nun, Doğu Anadolu’nun fakir fukara gençleriydi…

Bunları savaşa zorla götüren Menderes de futbolcuydu, Karşıyaka’da…

Savaşın üzerinden 60 sene geçmişti…
Menderes'in kopyası bir kukla sahnedeydi...
Şu tesadüfe bakınız ki bu da futbolcuydu, Kasımpaşa’da oynamıştı.
Adı Teyyup’tu... Lakabı Bakatoğlu (Rumcada anlamı İsyancıoğlu)...
Türkiye'yi savaşa sokmak üzereydi...
Kiraladığı terörist katiller Türkiye Cumhuriyeti adına değil, Tayyip adına savaşıyordu...
Adı: Suriye Savaşı...

Silahlar, her türlü mühimmat Türkiye Cumhuriyeti’nin kasasından karşılanıyordu.
ABD'nin önayak olacağı, koyun sürülerini (Türk askerlerini) ön saflarda savaşa sokacağı bir savaş yakındı…
Düşman yine Rusya’ydı…

Sonuç şimdiden belliydi : Kuzey Suriye (Kürdistan)... Güney Suriye (Baas)

Kore Savaşı'nda Türk askerini telef ettiren Menderes'in akibeti vatana ihanetten asılmak oldu...

Ya Tayyip'in akibeti ne olacaktı?
Asılmak mı? Öldürülmek mi? Göt kanserinden geberip gitmek mi?

Türkiye Cumhuriyeti devleti adına hangi milli menfaatimiz vardı bu savaşta?

Beşar'ın öldürdükleri ve Türkiye’ye sığınan masum halk, Tayyip'in ve bizim kardeşimizdi...

Muhalif denen Çeçen, El Kaide ve Hamas teröristlerinin katlettikleri çocuklar, tecavüz ettikleri kadınlar, kafalarını uçurdukları Iraklılar kardeşimiz değil miydi?

Tayyip'e göre değildi..

Çünkü onlar Aleviydi…

Bakatoğlu Rum Teyyup'un torunu Yahudi Tayyip ve Yahudileşmiş Sünni Muhaliflerin tek derdi işte buydu:

Aleviler öldürülmeli ve Suriye’de bir Sünni İslam Devleti kurulmalıydı…

Fakat Türk Milleti savaş istemiyordu. Çünkü Alevi de, Sünni de Müslümandı ve kardeşti…

Türklere göre Beşar Esad ve Suriye Alevileri değil, iki yüzlü Tayyip ve onun namussuz şerefsiz hırsız çetesi yok edilmeliydi…

İşte o zaman bu dünyaya gerçek barış gelecekti…

Kenan Akkuş (esrehber)



SARAR GİYİM ZEHİR SAÇIYOR

Cemalettin Sarar, 1. dereceden korunması gereken sit alanı üzerindeki fabrikasında elbiseler üretiyor.
Ceket, pantolon, gömlek, ev tekstili…

Bu ürünlerin tamamında yüksek derecede kanserojen içeren kimyasal boyalar kullanıyor.
Elbiseleri giyen, ev tekstilini kullanan insanlar bu zehirli kimyasallara maruz kalıyor…
İnsanlarımız kanser oluyor…


Cemalettin Sarar, fabrikasından çıkan zehirli atık suyu, yaptığı arındırma tesisinde aklı sıra arındırıyor.
Arındırdığı suyu Porsuk Çayı'na bırakıyor...
Hadi bir inceleyelim, Porsuk'ta canlı kalmış mı?

Bu fabrika Cemalettin Sarar'ın eline geçmeden önce Porsuk Çayı içinde 2 kiloluk sazan balıklara şahit oldum.
Şimdi solucan dahi yaşamıyor...

Şehrimizde iki tane üniversite var… Al birini vur öbürüne...
Oysa bu konuları gündeme getirmek, araştırmak, ilgili makamları uyarmak üniversitelerin görevi...

Ucunda rüşvet varsa ve rektörlerimizin mayası bozuksa…
Diyecek bir sözümüz kalmıyor…

Hırsız Tayyip’in can dostu Cemo…
Bu dünya sana da kalmaz…
İnsanları zehirleyerek kazandığın her kuruş, götünden kan olup akacak...
Bekle ve gör...

Kenan Akkuş (esrehber)



FAHİŞE DOKTOR GÖNÜL BAYLAN KAYGISIZ…

SEN TÜRKİYE'NİN BİR NUMARALI OROSPUSUSUN...
SENİN ÜSTÜNDEN ÖNCE ESKİŞEHİR SAVCILARI GEÇMİŞ DE HABERİM OLMAMIŞ...
KALTAK SÜRTÜK...

KAMUOYUNA VE BASINA DOĞRULARI İTİRAF ETMEDİĞİN SÜRECE BU SAYFALARDAN SENİN AMINA KOYACAĞIM...

Eskişehir savcılarından Celalettin Karanfil’in tezgahıyla,
Ilgaz mafyasının 5 cinayetini, antika kaçakçılığını,
Sahte ruhsatlı 70 kaçak süper lüks villayı,
Yağmalanan Frigya höyüğünü,
Subay Orduevi’nde yapılan sahtekarlıkları,
Devlete yapılan hırsızlıkları,
Özel şirketlere yapılan sahtecilikleri,
Uyuşturucu ticaretini örtbas eden savcı ve hakimlerle suç birliği yapan,
Ilgaz mafyasından bol sıfırlı rüşvet yiyen,
Eskişehir Devlet Hastanesi Psikiyatri Uzmanı

DR. GÖNÜL BAYLAN KAYGISIZ…

Adli Tıp Kurumu’ndan “SAĞLIKLIDIR” raporum olmasına rağmen...

Beni hiçbir surette muayene etmeden…

“Kenan Akkuş’un Bakırköy Akıl Hastanesine kapatılması uygundur” raporu tanzim etmiştir.

Allah belanı versin, orospu…

Senin yüzünden 4 ay boyunca zırdeli muamelesi görerek tedavi edildim...

4 ay boyunca uyuşturucu iğneler yeyip dilin dışarıda perişanlığı bilir misin kaltak doktor?

100 adet zırdeli arasında neler yaşadığımı tahmin edebilir misin?

Namusun ve şerefin üzerine yemin ettiğin mezuniyet gününü hatırlayıp, ne kadar namussuz ve şerefsiz olduğunu bir gün suratına vuracak birinin karşına çıkabileceği hiç aklına gelmedi mi?

Hadi bunları geçtik...

Bana aldırdığın uyduruk deli raporunu Yargıtay bozdu…
Şimdi ne bok yiyeceksin orospu?

Benim, ailemin, çocuklarımın hayatıyla oynayan fahişe kaltak…

Eğer bu ülkenin adaleti senin diplomanı iptal etmezse, senin geleceğini de ben iptal edeceğim…

Bekle ve gör…

Amına koyduğumun orospusu…

Kenan Akkuş (esrehber)
https://www.facebook.com/photo.php?fbid=448324478607736&set=a.119966268110227.21113.100002905645532&type=1&theater

NOT: Gönül Baylan Kaygısız isimli fahişenin fotoğrafı lazım. Elinde olan varsa lütfen adresime postalasın.

eskrehber@gmail.com




FETULLAH'IN MÜRİDLERİ KATİLLER TEFECİLİK YAPIYOR

VATANDAŞI SOYMAK, SOYDURMAK HAK OLMUŞ...
ESKİŞEHİR BAŞSAVCILIĞI HALA GÖZ YUMUYOR...
ESKİŞEHİR VALİSİ HALA GÖZ YUMUYOR...
ÇÜNKÜ SOYANLAR HEM AKP'Lİ, HEM FETULLAHÇI...
GÖZ YUMANLAR HAKİM, SAVCI, VALİ...
ALLAH HEPİNİZİN BELANIZI VERSİN...
TEZ GÜNDE BOYNUNUZ DEVRİLSİN...
ALDIĞINIZ MAAŞLAR GÖTÜNÜZDEN KAN OLUP AKSIN...
ÇOLUĞUNUZDAN, ÇOCUĞUNUZDAN ÇIKSIN...

Fetullahçı katiller altın satıyor.
Fakat nasıl satıyor?
Bankaların vermiş olduğu kredi kartıyla satıyor.
Altın satışı yapılmış gösteriliyor.
Satış 12 taksite bölünüyor…
Müşteriye altın yerine para ödeniyor.
Fetullah’ın katil müridleri yüzde 25 komisyon alıyor.
10 bin liradan aşağı işlem yapılmıyor.
Her müşteriden anında 2 bin 500 lira net gelir…
Ödenen bu paralar tarihi eser kaçakçılığından geliyor.
Bunları yapanlar Ermeni Fetullah’ın katil müridleri:
Şenol Ilgaz, Mustafa Ilgaz, İsmail Ilgaz, Mehmet Ilgaz…
Eskişehirlinin kanını emen orospu çocukları…
Tayyip’in mağdur ettiği Eskişehirliler, işte bu namussuzların kapısında alıyor soluğu…
Tefeciden kurtuluş bekliyorlar…
Oysa bu işlemler yasadışı…
İhbar edilen binlerce tefeci hakkında dava açıldı.
Fakat ILGAZ soyadlı orospu çocuklarına dava açılamıyor.
Çünkü hem AKP kurucusu, hem Fetullahçı…
Eskişehirlilerden gasp ettiklerini işte bu savcılarla bölüşüyorlar:

ESKİŞEHİR CUMHURİYET SAVCISI CELALETTİN KARANFİL
ESKİŞEHİR CUMHURİYET SAVCISI HASAN GÖNEN
ESKİŞEHİR CUMHURİYET SAVCISI ERDAL YATMIŞ…
ESKİŞEHİR CUMHURİYET SAVCISI SALİH GÜNDEŞ
KOCAELİ CUMHURİYET SAVCISI CEMAL GÜRSEL SARICA
BURSA CUMHURİYET SAVCISI COŞKUN MUTLUER
İZMİR CUMHURİYET BAŞSAVCI VEKİLİ GÖKHAN KARABURUN

Kamuoyuna duyururum. 23/04/2013
Kenan Akkuş (esrehber)

ESKİŞEHİR CUMHURİYET BAŞSAVCISI ORHAN ÇETİNGÜL’E MESAJ:
ESKİŞEHİR HALKININ KANINI EMEN BU FETULLAHÇILARIN PİSLİK İŞLERİNE DAHA FAZLA GÖZ YUMACAĞINIZA İNANMAK İSTEMİYORUM.
BU BİR İHBARDIR, SİZİ GÖREVE DAVET EDİYORUM...

İsmail Ilgaz ismindeki anasını siktiğimin çocuğu benim adıma site satın almış.

http://kenanakkus.com/

Aklı sıra deli olduğumun belgesini kamuoyuna sunuyor.

Bu uyduruk deli raporunun sahte olduğunu ispatlamadım mı orospu çocuğu?
Yargıtay, Anayasa mahkemesi bile kale almadı...
Akıllı raporunun üstüne deli raporu verilir mi piç?

Uyduruk raporun altındaki imza sahibi orospu çocuklarına ana avrat küfretmedim mi?

Kimler Onlar?
Latif R. Alpkan, Bakırköy Akıl Hastanesi Başhekim yardımcısı...
ANASINI KARISINI SİKEYİM...

Dr. Niyazi Uğur
ANASINI KARISINI SİKEYİM

Dr. Nevzat Satmış
ANASINI KARISINI SİKEYİM

Dr. Cem Tüz
ANASINI KARISINI SİKEYİM

Dr. Şeref Özen
ANASINI KARISINI SİKEYİM

Dr. Fatih Öncü
ANASINI KARISINI SİKEYİM

Haber ver de bana dava açsın orospu çocukları.
Benim dilekçelerimi Eskişehir Savcıları yırttığı için dava açamıyorum.

Anasını bacısını siktiminin piçi, deli raporumdan başka koyacak bir şey bulamadın mı?
Başka malzemen yok mu?
Korsan CD sattığımın belgelerini de koysana sitene?
Sabıka belgemi de koysana...

Karısını siktiğim şerefsizi...
İnsan karısına küfür ettirir mi ulan pezevenk?

Buluşsana benimle... Korkak orospu çocuğu...
Götün yemiyor değil mi?

Ta ananı avradını sikeyim...

Kenan Akkuş (esrehber)

Ilgaz mafyasının resmi web sitesi:





18 Eylül 2013 Çarşamba

SARAR GİYİM ZEHİR SAÇIYOR



SARAR GİYİM ZEHİR SAÇIYOR

Cemalettin Sarar, 1. dereceden korunması gereken sit alanı üzerindeki fabrikasında elbiseler üretiyor.
Ceket, pantolon, gömlek, ev tekstili…

Bu ürünlerin tamamında yüksek derecede kanserojen içeren kimyasal boyalar kullanıyor.
Elbiseleri giyen, ev tekstilini kullanan insanlar bu zehirli kimyasallara maruz kalıyor…
İnsanlarımız kanser oluyor…


Cemalettin Sarar, fabrikasından çıkan zehirli atık suyu, yaptığı arındırma tesisinde aklı sıra arındırıyor.
Arındırdığı suyu Porsuk Çayı'na bırakıyor...
Hadi bir inceleyelim, Porsuk'ta canlı kalmış mı?

Bu fabrika Cemalettin Sarar'ın eline geçmeden önce Porsuk Çayı içinde 2 kiloluk sazan balıklara şahit oldum.
Şimdi solucan dahi yaşamıyor...

Şehrimizde iki tane üniversite var… Al birini vur öbürüne...
Oysa bu konuları gündeme getirmek, araştırmak, ilgili makamları uyarmak üniversitelerin görevi...

Ucunda rüşvet varsa ve rektörlerimizin mayası bozuksa…
Diyecek bir sözümüz kalmıyor…

Hırsız Tayyip’in can dostu Cemo…
Bu dünya sana da kalmaz…
İnsanları zehirleyerek kazandığın her kuruş, götünden kan olup akacak...
Bekle ve gör...

Kenan Akkuş (esrehber)



FAHİŞE DOKTOR GÖNÜL BAYLAN KAYGISIZ…

SEN TÜRKİYE'NİN BİR NUMARALI OROSPUSUSUN...
SENİN ÜSTÜNDEN ÖNCE ESKİŞEHİR SAVCILARI GEÇMİŞ DE HABERİM OLMAMIŞ...
KALTAK SÜRTÜK...

KAMUOYUNA VE BASINA DOĞRULARI İTİRAF ETMEDİĞİN SÜRECE BU SAYFALARDAN SENİN AMINA KOYACAĞIM...

Eskişehir savcılarından Celalettin Karanfil’in tezgahıyla,
Ilgaz mafyasının 5 cinayetini, antika kaçakçılığını,
Sahte ruhsatlı 70 kaçak süper lüks villayı,
Yağmalanan Frigya höyüğünü,
Subay Orduevi’nde yapılan sahtekarlıkları,
Devlete yapılan hırsızlıkları,
Özel şirketlere yapılan sahtecilikleri,
Uyuşturucu ticaretini örtbas eden savcı ve hakimlerle suç birliği yapan,
Ilgaz mafyasından bol sıfırlı rüşvet yiyen,
Eskişehir Devlet Hastanesi Psikiyatri Uzmanı

DR. GÖNÜL BAYLAN KAYGISIZ…

Adli Tıp Kurumu’ndan “SAĞLIKLIDIR” raporum olmasına rağmen...

Beni hiçbir surette muayene etmeden…

“Kenan Akkuş’un Bakırköy Akıl Hastanesine kapatılması uygundur” raporu tanzim etmiştir.

Allah belanı versin, orospu…

Senin yüzünden 4 ay boyunca zırdeli muamelesi görerek tedavi edildim...

4 ay boyunca uyuşturucu iğneler yeyip dilin dışarıda perişanlığı bilir misin kaltak doktor?

100 adet zırdeli arasında neler yaşadığımı tahmin edebilir misin?

Namusun ve şerefin üzerine yemin ettiğin mezuniyet gününü hatırlayıp, ne kadar namussuz ve şerefsiz olduğunu bir gün suratına vuracak birinin karşına çıkabileceği hiç aklına gelmedi mi?

Hadi bunları geçtik...

Bana aldırdığın uyduruk deli raporunu Yargıtay bozdu…
Şimdi ne bok yiyeceksin orospu?

Benim, ailemin, çocuklarımın hayatıyla oynayan fahişe kaltak…

Eğer bu ülkenin adaleti senin diplomanı iptal etmezse, senin geleceğini de ben iptal edeceğim…

Bekle ve gör…

Amına koyduğumun orospusu…

Kenan Akkuş (esrehber)
https://www.facebook.com/photo.php?fbid=448324478607736&set=a.119966268110227.21113.100002905645532&type=1&theater

NOT: Gönül Baylan Kaygısız isimli fahişenin fotoğrafı lazım. Elinde olan varsa lütfen adresime postalasın.

eskrehber@gmail.com




FETULLAH'IN MÜRİDLERİ KATİLLER TEFECİLİK YAPIYOR

VATANDAŞI SOYMAK, SOYDURMAK HAK OLMUŞ...
ESKİŞEHİR BAŞSAVCILIĞI HALA GÖZ YUMUYOR...
ESKİŞEHİR VALİSİ HALA GÖZ YUMUYOR...
ÇÜNKÜ SOYANLAR HEM AKP'Lİ, HEM FETULLAHÇI...
GÖZ YUMANLAR HAKİM, SAVCI, VALİ...
ALLAH HEPİNİZİN BELANIZI VERSİN...
TEZ GÜNDE BOYNUNUZ DEVRİLSİN...
ALDIĞINIZ MAAŞLAR GÖTÜNÜZDEN KAN OLUP AKSIN...
ÇOLUĞUNUZDAN, ÇOCUĞUNUZDAN ÇIKSIN...

Fetullahçı katiller altın satıyor.
Fakat nasıl satıyor?
Bankaların vermiş olduğu kredi kartıyla satıyor.
Altın satışı yapılmış gösteriliyor.
Satış 12 taksite bölünüyor…
Müşteriye altın yerine para ödeniyor.
Fetullah’ın katil müridleri yüzde 25 komisyon alıyor.
10 bin liradan aşağı işlem yapılmıyor.
Her müşteriden anında 2 bin 500 lira net gelir…
Ödenen bu paralar tarihi eser kaçakçılığından geliyor.
Bunları yapanlar Ermeni Fetullah’ın katil müridleri:
Şenol Ilgaz, Mustafa Ilgaz, İsmail Ilgaz, Mehmet Ilgaz…
Eskişehirlinin kanını emen orospu çocukları…
Tayyip’in mağdur ettiği Eskişehirliler, işte bu namussuzların kapısında alıyor soluğu…
Tefeciden kurtuluş bekliyorlar…
Oysa bu işlemler yasadışı…
İhbar edilen binlerce tefeci hakkında dava açıldı.
Fakat ILGAZ soyadlı orospu çocuklarına dava açılamıyor.
Çünkü hem AKP kurucusu, hem Fetullahçı…
Eskişehirlilerden gasp ettiklerini işte bu savcılarla bölüşüyorlar:

ESKİŞEHİR CUMHURİYET SAVCISI CELALETTİN KARANFİL
ESKİŞEHİR CUMHURİYET SAVCISI HASAN GÖNEN
ESKİŞEHİR CUMHURİYET SAVCISI ERDAL YATMIŞ…
ESKİŞEHİR CUMHURİYET SAVCISI SALİH GÜNDEŞ
KOCAELİ CUMHURİYET SAVCISI CEMAL GÜRSEL SARICA
BURSA CUMHURİYET SAVCISI COŞKUN MUTLUER
İZMİR CUMHURİYET BAŞSAVCI VEKİLİ GÖKHAN KARABURUN

Kamuoyuna duyururum. 23/04/2013
Kenan Akkuş (esrehber)

ESKİŞEHİR CUMHURİYET BAŞSAVCISI ORHAN ÇETİNGÜL’E MESAJ:
ESKİŞEHİR HALKININ KANINI EMEN BU FETULLAHÇILARIN PİSLİK İŞLERİNE DAHA FAZLA GÖZ YUMACAĞINIZA İNANMAK İSTEMİYORUM.
BU BİR İHBARDIR, SİZİ GÖREVE DAVET EDİYORUM...

İsmail Ilgaz ismindeki anasını siktiğimin çocuğu benim adıma site satın almış.

http://kenanakkus.com/

Aklı sıra deli olduğumun belgesini kamuoyuna sunuyor.

Bu uyduruk deli raporunun sahte olduğunu ispatlamadım mı orospu çocuğu?
Yargıtay, Anayasa mahkemesi bile kale almadı...
Akıllı raporunun üstüne deli raporu verilir mi piç?

Uyduruk raporun altındaki imza sahibi orospu çocuklarına ana avrat küfretmedim mi?

Kimler Onlar?
Latif R. Alpkan, Bakırköy Akıl Hastanesi Başhekim yardımcısı...
ANASINI KARISINI SİKEYİM...

Dr. Niyazi Uğur
ANASINI KARISINI SİKEYİM

Dr. Nevzat Satmış
ANASINI KARISINI SİKEYİM

Dr. Cem Tüz
ANASINI KARISINI SİKEYİM

Dr. Şeref Özen
ANASINI KARISINI SİKEYİM

Dr. Fatih Öncü
ANASINI KARISINI SİKEYİM

Haber ver de bana dava açsın orospu çocukları.
Benim dilekçelerimi Eskişehir Savcıları yırttığı için dava açamıyorum.

Anasını bacısını siktiminin piçi, deli raporumdan başka koyacak bir şey bulamadın mı?
Başka malzemen yok mu?
Korsan CD sattığımın belgelerini de koysana sitene?
Sabıka belgemi de koysana...

Karısını siktiğim şerefsizi...
İnsan karısına küfür ettirir mi ulan pezevenk?

Buluşsana benimle... Korkak orospu çocuğu...
Götün yemiyor değil mi?

Ta ananı avradını sikeyim...

Kenan Akkuş (esrehber)

Ilgaz mafyasının resmi web sitesi:








5 Eylül 2013 Perşembe

YILDIZ BEKTAŞ'TAN TEKRAR TEKRAR ÖZÜR DİLERİM



OSMANGAZİ ÜNİVERSİTESİ PERSONELİNE AİT TÜM SES KAYITLARINI BELGE VE BİLGİLERİ YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI'NA TESLİM ETMEYE KARAR VERDİM.

DOĞRU OLANLARI YARGITAY SAVCILARI ORTAYA ÇIKARSIN...

EĞER YANLIŞ BİLGİLENDİRMELER SONRASI HAKSIZ YERE KALBİNİ KIRDIĞIM, ÜZDÜĞÜM, TOPLUM İÇİNDE KÜÇÜK DÜŞÜRDÜĞÜM BİRİLERİ VARSA, ÖZÜR DİLERİM. 

KISKANÇLIK KRİZLERİNE GİREN BAYAN PERSONELDEN BIKTIM...

YILDIZ BEKTAŞ'TAN TEKRAR TEKRAR ÖZÜR DİLERİM.

TIP FAKÜLTESİ'NDE YAŞANAN OLAYLARI YÜKSEK YARGIYA HAVALE ETTİĞİMİ BİLDİRİR, SAYGILAR SUNARIM.

Kenan Akkuş (esrehber)

3 Eylül 2013 Salı

OSMANGAZİ TIP FAKÜLTESİ BAŞMÜDÜRÜ MESUT SARIBARDAK'IN GERÇEK METRESİ KİMMİŞ?



OSMANGAZİ ÜNİVERSİTESİ PERSONELİNE AİT TÜM SES KAYITLARINI BELGE VE BİLGİLERİ YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI'NA TESLİM ETMEYE KARAR VERDİM.

DOĞRU OLANLARI YARGITAY SAVCILARI ORTAYA ÇIKARSIN...

EĞER YANLIŞ BİLGİLENDİRMELER SONRASI HAKSIZ YERE KALBİNİ KIRDIĞIM, ÜZDÜĞÜM, TOPLUM İÇİNDE KÜÇÜK DÜŞÜRDÜĞÜM BİRİLERİ VARSA, ÖZÜR DİLERİM. 

KISKANÇLIK KRİZLERİNE GİREN BAYAN PERSONELDEN BIKTIM...

YILDIZ BEKTAŞ'TAN TEKRAR TEKRAR ÖZÜR DİLERİM.

TIP FAKÜLTESİ'NDE YAŞANAN OLAYLARI YÜKSEK YARGIYA HAVALE ETTİĞİMİ BİLDİRİR, SAYGILAR SUNARIM.


Kenan Akkuş (esrehber)

CEMALETTİN SARAR ESKİŞEHİR HALKINI İŞTE BÖYLE ZEHİRLİYOR?



CEMALETTİN SARAR ESKİŞEHİR HALKINI İŞTE BÖYLE  ZEHİRLİYOR?



Yavşak Cemalettin,

Eskişehir Sümer Mahallesi’ndeki fabrikanı ne zaman şehir dışına taşımayı düşünüyorsun?
Ben ana avrat küfür etmeye başlayınca mı?

Taşıman için üç sebep:
1. Fabrikanın bulunduğu arazi birinci dereceden korunması gereken antik sit.

2. Eskişehir içinde senin fabrikan dışında başka fabrika kalmadı. Şehir imar planında senin fabrikanın arazisi 1. dereceden korunması gereken 2600 yıllık antik şehir gözüküyor. Fabrikanın altında antik şehir var ve Eskişehir turizmine kazandırılması gerekiyor.

3. Fabrikanın zehirli kimyasal atığını Porsuk çayına bırakıyorsun. Eskişehir halkını zehirliyorsun. Porsuk’ta bir adet canlı kalmadı. Yaptırdığın arıtma tesisini, Eskişehir halkının gözünü boyamak için yaptırdın. Fabrikandan çıkan kimyasal zehirin arınması mümkün değil. Sen kimi kandırıyorsun şerefsiz adam…

Al sana fabrikanı şehir dışına taşıman için üç önemli sebep.

Sen Ak Parti’li değil de bir başka partiden olsaydın, Tayyip şimdi senin ananı bellerdi…

Dua et ki Tayyip’in en yakın arkadaşısın…

Ve şerefsiz Tayyip, Eskişehir halkının zehirlenmesi pahasına senin her türlü pisliğini kapatıyor…

İkinizin de Allah belasını versin…

Pislik köpekler…

Kenan Akkuş (esrehber)

https://www.facebook.com/photo.php?fbid=423663211075978&set=a.114835681958734.18878.100002969084133&type=1&theater


1 Eylül 2013 Pazar

ESKİŞEHİR TIP FAKÜLTESİNE HASTA GELEN ÖLÜ ÇIKIYOR




“HASTA GELEN ÖLÜ ÇIKIYOR”


MISIR’LA MURSİ’YLE, RABİA’YLA  YATIP KALKAN ŞEREFSİZLER…
HASTANELERİMİZ PİSLİK YUVASI… İLGİLENEN YOK MU?…
ALLAH BELANIZI VERSİN…

OSMANGAZİ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ’NİN
ACİL SERVİSİNDEN  BİR PERSONELLE MUHABBET EDİYORUZ:



MT: “Ben acilde intörnlerin kalp masajı yaptıkları bir hastaya dansla bu işi yaptıklarına şahit oldum.
Hala burada görev yapıyorlar.”

Anlayamadım?

MT: “Ölmüş birisini hayata döndürmenin yolu dans ederek kalp masajı yapmak olmuş.”

Geri gelen oluyor mu?

MT: “Ben şahit olmadım fakat şahit olan arkadaşlar var.”

Acil'in başhekimi kim? Bu konuyu biliyor mu?

MT: “Arif Alper ÇEVİK. Doçent. Dönerden ayda aldığı para 10 bin lira.  Acilin döneri ayrı, hastane ona karışamıyor”

On bin lira mı?  Müthiş… Acil servisinin başındaki bu doçent ne iş yapar ACİL’de?.

MT: “Hastalara baktığına şahit olmadım. Odasına gelir,  bilgisayarda biraz takılıp gider. Yarı ömrü Amerika seyahatlerinde geçer.”

Servisiyle ilgilenmeyen bu Alper, nasıl bir doktordur? Mesleğine ihanet mi ediyor sizce?

MT:” Tanıdığım en ş… doktordur. Kendisiyle anlaşamayan bir doktora uzmanlığını vermemişti. O doktor da çok iyi bir insandı ve protesto olsun diye pazarda soğan sattı. Hatırlamıyor musunuz bu haber  Sakarya  gazetesinde çıktı. Soğan satan doktor diye başlık yapmışlardı.”

Evet hatırladım. Sözün kısası  Eskişehir Tıp Fakültesinin bu bölümü de facia mı diyorsunuz?

MT: “Doğru söylüyorsunuz. Acilin  neresinden tutarsanız tutun her yer facia…  İnceleme geçirse kapatılacak ilk hastane burası olur inanın bana… “

Fakat başımızdakiler AKP’li, Osmangazi’nin rektörü Hasan Gönen de AKP’li… Demek ki hastaneyi incelemek mümkün değil…

MT: “Doğru söylüyorsunuz. Allah hastalarımıza şifa versin de bu pislik yere gelmesinler… Hasta gelen ölü çıkıyor, inanın bana… İsyan ediyorum fakat yapabileceğim hiçbir şey yok… Üzülüyorum…”

DEVAMI VAR…

Kenan Akkuş (esrehber)


NOT: Ülkemiz’deki sorunlarla kim ilgilenecek? Mısır’ın devrik lideri Mursi mi?  Mursinize koyayım…



BÜYÜKERŞEN 2004 SEÇİMLERİNDE 16 BİN OY ÇALDI




BÜYÜKERŞEN 2004 SEÇİMLERİNDE 16 BİN OY ÇALDI

        28 Mart 2004 belediye seçimlerinde, Doğru Yol Partisi adına “sandık görevlisi” olarak  Eskişehir Odunpazarı’nda görev yaptım. Ancak şunu başta belirteyim, hangi iktidar başta ise ya da hangi belediye başkanı şehire hakim ise, bu iktidarın ya da başkanın şaibeli işleri muhakkak vardır. “YOK” diyen sadece kendini kandırır. Eskişehir’de belediye seçimlerinde yine şaibeler yaşandı ve bunu Eskişehir halkının bir çokları  bilmedi. Bu şaibeleri ve Rüşvetçi Büyükerşen’in seçimlerdeki icraatlarını hatırlayalım ve sunalım:

         Gece iki sularında,  televizyondan verilen oran ve rakamlara göre sandıklardan gelen oyların birleştirilmesi işleminin yüzde 86’sı tamamlanmıştı. AKP adayı, 7 bin 200 oy farkla Büyükerşen’in önünde gidiyordu. Yani oyların  yüzde 86’lık bir kısmının sayılması sebebiyle  Büyükerşen’e “kaybetti” gözüyle bakıyorduk. İşte o anda elektrikler kesiliverdi, ardından da bilgisayar çöktü…

             Hiçbir gece kesilmeyen elektrik, seçim gecesi kesiliverdi. Elektrik kesintisinden “çöken” bir bilgisayar görmedim.  Kısacası işin içine “çiş” girdi ve kaybedeceğini anlayan Büyükerşen, önceden hazırlanmış B planını süratle uyguladı. Birleştirilme işleminin yapıldığı salona hiç kimse alınmadı ve içerideki görevliler Büyükerşen adına “hırsızlık yaparak” Büyükerşen’i öne geçirdiler. 7 bin 200 farkı kapattığı gibi, AKP’li Faruk Karaçay’a dokuz bin Oy fark atmıştı.  Bu durum, kalan yüzde 14’lük sayılmayan bölümün matematik hesabıyla 16 bin oyun tamamının DSP’li Büyükerşen’e çıkması mümkün olamazdı. Çünkü bu sayılmayan yüzde 14’lük oyları kapsayan sandıklar Odunpazarı  semtini kapsayan mahallere aitti ve Odunpazarı  sakinleri Büyükerşen’i kesinlikle sevmez ve OY’unu da vermez.  Kaybeden AKP adayı olduğu için sesimi çıkarmadım. Ve şimdi çıkarıyorum:

          2004 senesinin seçim gecesinde yaşanan olaylarda ve Büyükerşen’in kazanmasında rol oynayan  şahıs bir Hakim’dir… Adalet mekanizmasında Türk halkına “adalet” dağıtan bir hakim. İsmi: Mustafa Kemal Tüfenk… Salon içinde bu yamuk işlere “yardım” eden de yine bir salon görevlisi: Taceddin Aktaş… Bu hizmetinden sonra Taceddin Aktaş, Büyükerşen’in “özel kalem” i oldu. Adaletimin Sayın Hakimi’ne de “kıyak”  geçildi ve kızı  Sıla Tüfenk’e, seçim sonrası Belediye içinde bir kadro açıldı. Komplolarla ve hırsızlıkla geçen bir seçim.

         Fakat şimdi durum değişti… 2004 senesinde Hakimler ve Savcılar “özerk” idiler, şimdi Adalet Bakanlığı’nın himayesinde ve emirlerinde… Bu seçimlerde Büyükerşen aynı hilelere başvursun da göreyim… Dizginler Tayyib’in elinde olduğundan, şaibe ve hile işlerini Büyükerşen bekleyebilir… İtiraz etme hakkı da tanınmayacak… Tayyib’e kim itiraz edebilir ki? Görürsünüz…

         CHP 2004 belediye seçimlerinde “kasıtlı olarak” seçime katılmadı. “Zamanında başvuru yapamadıkları” gerekçesiyle… 

             Danışıklı döğüş sadece Tayyib’e özgü değil ki… 

             Atatürk ilkelerini kendine “ilke” seçmiş bir partinin ahlaksız işlere bulaşması kadar vahim ne olabilir?  

          Utanç duyması gereken bu insanlar, Eskişehir yerel seçimlerinde yine Rüşvetçi Büyükerşen’e destek olma yarışında… Tüm sol partiler… 

              Rüşvetçi ve hırsız ve hatta komplocu kişiliğine bayılıyor olmalılar ki… 

            Ya da kendi partilerinin içinde Eskişehir halkına hizmet edecek namuslu ve şerefli bir adam bulamıyorlar ki Rüşvetçi Büyükerşen’e sarılıyorlar… 

             Buyurun devam edin, hepinizin Allah belasını versin… 

               Ecevit gibi dürüst bir liderin partisinde şimdi Rüşvetler, hırsızlıklar, komplolar… Hainlikler…  

             Yapan  tek bir şahıs: Yılmaz Büyükerşen… 

            Tüm bu pislikleri bilindiği halde DSP hala bu hırsızı “aday” gösteriyor… Yazıklar olsun…  

               Yukarıda anlatılan konu ve olaylar tamamen gerçektir. Ortada şaibeden öte “komplo” vardır. Koployu hazırlayan da Büyükerşen ve devletimin bir Hakimi’dir.  05/11/2008   

Kenan Akkuş (esrehber)

Bu yazı Büyükerşen, CHP'ye iltica etmeden önce yazılmıştır.

http://vaken.freetzi.com/146.htm



1 Eylül 20013

Ben AKP'li değilim. Tayyip'in de kanserli götüne koyayım... Fakat Büyükerşenle ilgili anlattıklarım doğru... Hem de belgeli... İnanmayan sorsun Büyükerşen'e ya da pis sümüklü avukatı Cemal Okan Yüksel'e... Seçim yaklaşıyor... AKP'lilerle birlikte Büyükerşen'i de rezil kepaze edeceğim... Bu ülkeye namuslu şerefli onurlu düzgün insanların başkan olma zamanı geldi. Hangi partiden olursa olsun... Yeter ki Büyükerşen gibi orospu çocuğu olmasın...

Türkiye'nin en büyük borç batağındaki belediyesi Eskişehir Büyükşehir Belediyesi... Alınan borç paraların nereler harcandığını bile gösteremiyorlar... Borç trilyon dolara ulaşmış durumda... Ortaya çıkmasın diye hala Başkanlığa aday oluyor... Anlaşılan makamında ölecek... Rezil kepaze olacağı günleri aklı sıra görmeyecek... Fakat bu defa işi yaş... Sayıştay'dan ısrarla müfettiş talep ediyorum. Büyükşehir'in son 10 senelik defterlerini karıştırmak için... Seçimden önce becereceğime de inanıyorum. Bekleyelim...


Yazdıklarımı okumayanlara: Ben AKP'li değilim. Tayyip'in de amına koyayım. Tayyip hırsız diye Büyükerşen'in de mi hırsız olması gerekiyor? İftira attığımı söyleyenler bir zahmet Büyükerşen'e sorsun. Büyükerşen Eskişehir'in anasını sikti... Farkında değilsiniz... Eskişehir'in 2600 yıllık antik şehrini yok etti... Türkiye'de ve hatta dünyada bir ilk... Gözünüzü açın da Eskişehir'deki yasadışı işleri görün artık. Ceplerini dolduranlar Büyükerşen, Sarar ve Ilgazlar... Eskişehir kaybetti... Eskişehir halkı doğruları anlattığım için bana küfrediyor. Büyükerşen'i savunanlar Eskişehir adliyesindeki dönen dolapları da bilmiyor. Hepsini anlatacağım. Belgeleriyle... Sabrediniz...

Semih Basda'ya: Başkan'a cevap hakkı doğdu diyorsun. Büyükerşen beni defalarca mahkemeye verdi. Sor bakalım kaç mahkemeyi kazandı. Eskişehir savcılarına ve hakimlerine rüşvetler yağdırdı... Yine de benimle baş edemedi. Rüşvet verdiği hakimler: 1. Sulh Ceza Hakimi Erol Özdemir, 3. Sulh Ceza hakimi Murat Karahisar, 4. Sulh Ceza Hakimi Nadir Serbest, Savcı Hasan Gönen, Savcı Cemal Gürsel Sarıca, Savcı Salih Gündeş... Daha bir çok isim verebilirim... Mahkemelere Büyükerşen gelmediği gibi, sümüklü avukatı Cemal Okan Yüksel'i de göndermedi... İkisinin de anasını sikeyim... Davalar şimdi kayboldu... Uyap denen sistemden silinmiş... Diyorum ya Büyükerşen, Türkiye'nin bir numaralı rüşvetçisidir ve hırsızıdır... Orospu çocuğu...


Eskişehir Başsavcısıyla hangi pislik rüşvet işleri içinde olduğunu da biliyorum. Adliye kapısındaki Atatürk büstünü neden yaptı da hediye ettiğini sanıyorsunuz? Atatürk eğer Büyükerşen'i tanısaydı, dilini koparırı götüne sokardı şerefsiz piçin... Atatürkçü geçiniyor. Anasını siktiğim orospu çocuğu...



Semih Basta, takip ettiğin için sağol... Fakat ben 10 sene önce yemin ettim. Her ne olursa olsun, başıma ne gelirse gelsin, belgelediğim doğrulardan asla şaşmayacağım. Büyükerşen'i ben de severdim. Fakat Ilgazlarla olan yasadışı işlerine şahit olduktan sonra bunları kapatmamı isteyen kim olursa olsunbeni defterinden silsin. Çünkü kaybeden benim şehrim, Eskişehir'im... Buna asla müsade eetmeyeceğim. 10 senedir tek başıma karşılarına dikilip mücadele ettiğim gibi... Eğer bu pislik işleri örtbas etseydim, şimdi bu ülkenin en zenginlerinden biri olurdum. Susmam karşılığında önüme koyulan paraları kim biliyor? Hiç kimse... Sorun bakalım bana iftiralar atarak cezaevlerine gezdiren orospu çocuğu savcılara... Yukarıda isimlerini sıraladım... Benim hiç bir banka hesabım var mı? Benim altımda arabam var mı? Evim var mı? Arsam, bahçem? Hiç bir zaman paranın esiri olmadım. Aileme ve çocuklarıma bakmayı de bildim. Arslan gibi 4 evlat yetiştirdim... Pisliklere bulaşmadan... Yaptığım her şey Eskişehir içinde... Esişehirlilerin bana küfretmelerine de alıştım zaten... Umurumda değil. Benim derdim kandırılmış seçmenle değil. Benim derdim götü kanserli şerefsiz Tayyiple ve Eskişehir'in anasını belleyen Büyükerşen itiyle... İkisinin de anasını sikeyim...

Yerel basınmış... Sakarya gazetesi Büyükerşen'in işbirlikçisi... Beni ve mücadelemi en iyi bilen Sakarya gazetesi, Büyükerşen'in avukatı Cemal Okan Yüksel'le bir olup bana iftira atıyorlar ve bunu birinci sayfada yayınlıyorlar. Anasını siktiğim orospu çocukları. Yazı işleri Müdürü Hakkı Sağlam ve Büyükerşen'in avukatı... Başsayfada benim fotoğrafım ve altında kocaman başlık: "Ilgazlar'ı soyan hırsız Kenan, Eskişehir Başsavcısını tehdit etti..." Anasını siktiğim Hakkı'sı... Her şeyi biliyor, Büyükerşen'i ve Ilgazlar'ı korumak adına bana iftira atıyordu... Bu mı yerel basın? Götüne koyduğum İbneleri... Gazeteye giderek Hakkı Sağlam'a ağzıma geleni söyledim. Kanını siktiğim piçi... Üstün Ünügür'e mektup yazdım: Sizin basın ahlakınız ve haber namusunuz bu mu? Şerefsiz köpekler? Yiyin Büyükerşen'in bokunu... Afiyet olsun... Bunun hesabını soracağım günler, gırtlağınıza basacağım günler gelecek... Orospu çocukları...

Büyükerşen'in affedilecek bir tarafı kalmadı ve ben de onun anasını sikeceğim... Seçim yaklaşıyor...