28 Temmuz 2013 Pazar

CİNAYETLERİ ÖRTBAS EDEN MEHMET ALİ ŞAHİN'E HAKARET İÇEREN MEKTUPLARIM





CİNAYETLERİ ÖRTBAS EDEN 

MEHMET ALİ ŞAHİN'E HAKARET İÇEREN MEKTUPLARIM


ADALETİMİZDEN SORUMLU BAKAN MEHMET ALİ ŞAHİN'E MEKTUP 

Sayın Bakan,

Nereye "baktığınızı", bilmiyorum fakat, sorumluluk üstlendiğiniz Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı makamına "bakmadığınızı" çok iyi biliyorum. Üstelik bu memlekette "adalet dağıttığınıza" da inanmıyorum.

Tam dört senedir kapınızı çalıyorum. Tam dört senedir Eskişehir Savcılarını ve Ilgaz Çetesi'ni makamınıza bizzat gelerek, mektuplarla ve dilekçelerle şikayetler yağdırıyorum. Fakat siz ve sizden önceki Bakan Cemil Çiçek, göreviniz olan "adalet dağıtma" sorumluluğunuzu yerine getirmediğiniz gibi, bu memleketin sorumluluk taşıyan gerçek vatandaşlarını mağdur ve perişan etmekten başka hiç bir icraatta bulunmadınız. Bu sebeple siz Sayın Mehmet Ali Şahin'i ve Cemil Çiçek'i nefretle kınıyorum.

Sayın Bakan, hiç bir örgüte ya da partiye mensup olmamama rağmen, sadece vatandaşlık sorumluluğuma dayanarak, "cinayetlere ve yasadışı işlere şahit olduğum" Eskişehir'deki bir avuç katili ve bu şerefsizlere "yardım ve yataklık eden" bir düzine savcıyı, öncelikle makamınız olan Adalet Bakanlığı'na belgelerle bildirdim. Adalet Bakanlığınızın Baş Müfettişlerine ifadeler verdim. AKP'li Milletvekilleriyle görüştüm. Hatta Cemil Çiçek beyefendiyle görüştüm.

Devletim adına sorumluluk taşıyan bu insanlarla görüştüm de ne oldu, Sayın Bakan? Kendini bilmez Milletin Vekilleri beni açık açık tehdit ederken, belgelerle suçlu savcıları AK'lama yoluna gitmekten başka ne yaptınız, Sayın Adaletimizin Bakanı? Ilgaz Çetesi'nin cinayetlerini örtbas etmekten başka ne yaptınız Sayın Bakan? Bu cinayetlerde sizin parmağınız da mı var, Sayın Bakan? Bu cinayetlere ortak mı oldunuz da dört senedir sürekli örtbas ediyorsunuz?

Devletin Bankası Emlakbank'ı, Ilgaz Çetesi ile birlikte mi hortumladınız? Kamu makamlarını Ilgaz Çetesi ile birlikte mi soydunuz? Kara paraları Ilgaz Çetesi ile birlikte mi akladınız? Subay Orduevi'nde kolonu birlikte mi patlattınız? Eskişehir'in 2600 yıllık tarihini birlikte mi talan ettiniz? Sit alanlarını birlikte mi yağmaladınız? Sit alanı üzerindeki "inşaat ruhsatı" olmayan 30 lüks villayı birlikte mi yaptınız? Paha biçilemez tarihi eserleri birlikte mi Yunanlılara sattınınız? Bu yasadışı işlerde parmağınız yoksa, neden sürekli örtbas ediyorsunuz? Neden Eskişehir Valisi'ne ve Eskişehir Emniyet Müdürü'ne baskı uyguluyorsunuz? Bu iki makam, Eskişehir'de yapılan tüm kirli işleri bilen ve gereğinin yapılmasını isteyen iki şerefli şahsiyeti "susturmakla" adalet dağıtmak yerine, "adaletsizlik dağıtma" ısrarlarınızdaki amacınız ne olabilir? Siz kimin hesabına çalışıyorsunuz, Sayın Bakan? Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne çalışmadığınız ortada...

Sayın Bakan, devlete karşı düzinelerce yasadışı işleri belgeli bu Ilgaz Çetesi'ni koruma, himaye etme, "yardım ve yataklık etme" işindeki bu ısrarınız neden? Kire pisliğe bulaşmış şerefsizleri himaye etmek hoşunuza mı gidiyor? Yasa dışı işler yapan şerefsizler, yaptıkları her iş için sizlere rüşvet mi veriyor? Sahi sayın Bakan, Allah aşkına, lütfen dürüst olun da cevap verin artık, namussuzlara özerklik sunmaktaki amacınız ne? Neyin peşindesiniz?

Sayın Bakan, hiç bir kimse, hiç bir namussuz için kendini ateşe atmaz. Ilgaz Çetesi ne kadar suçluysa, onları dört sendir himaye edip şahsımı sürekli mağdur eden Başbakan başta olmak üzere, bu pisliklerde bir şekilde tuzu olan yüzlerce kimse devletimize hainlik içindedir. Ilgaz Çetesi ne kadar suçluysa, dört senedir ısrarla duyurduğum tüm Milletvekillerim de suçludur. Sizler ne kadar suçluysanız, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen de o kadar suçludur. Başsavcı ve tüm savcıları hedef gösterip suçluyorsam, araştırmak ve gereğini yapmak yerine neden hala direnip, "hiç bir şey olmamış" gibi Adalet Bakanlığı Makamı'nda oturabiliyorsunuz? O makamda görevinizi yaptığınıza inanıyor musunuz? Ben inanmıyorum ve sizi kamuoyu önünde nefretle kınıyorum.

Sayın Bakan, taahhüt ettiğim doğruları söylediğim için sürekli cezaevlerinde susturuluyorum. Bu mektuptan sonra bir defa da siz susturup cezaevine postalayınız. Umurumda bile olmayacak. Aslanlar gibi yatıp, çıktığım zaman yine taahhüt ettiğim doğruları kamuoyuna anlatmaya devam edeceğim. Beni susturmaya sizlerin gücü yetmez. Çünkü benim yanımda Yüce Allah var. Sizin arkanızda kim var, Sayın Bakan? Allahsızlar ve Kitapsızlar Partisi'nin Başkanı Şeyh Tayib mi var? Nereye kadar arkanızda olacak?

Sayın Bakan, ben ülkeme ve Milletime hizmet için savaş veriyorum. Beni bu savaşta mağdur eden her kimse vatan hainidir, namerttir, şerefsizdir.

Sizleri Allah adına "dürüstlüğe" davet ediyorum ve "gereğinin yapmanızı" son olarak arzediyorum.

06/03/2008 günü Eskişehir'de mahkemem var. Eğer yüreğiniz varsa, bu güzel ülkenin sorumlu bir Bakanı iseniz, hele hele Allah'ınız ve Kitab'ınız varsa, buyurun bekliyorum. Anlatacaklarımı dinleyin de biraz vicdan sahibi olun artık. Bu ülke hepimizin, şerefsiz Ilgaz Çetesi'nin değil...

Makamınıza saygılarımı sunuyorum. 04/03/2008
Kenan Akkuş
Sayın Bakan'ım Bu Nasıl Bir Adalet?

ADALET'İMİZİN BAKANI'NA AÇIK MEKTUP

Bu ülkede adaleti adaletlice dağıtmak neden zor?
Kişiye göre adalet olur mu?
Yasalar ne için yapılır?
Yasalar kimler için vardır ve kimlere uygulanır?

Bu soruları bir kaç yıl önce Adalet Bakanı Cemil Çiçek'e de sormuş fakat cevap alamamıştım. Mahkemelerde sürünmüştüm.

Şimdi, adaletimizin yeni Bakan'ı Mehmet Ali Şahin'e soruyorum ve cevap istiyorum:

Sayın Adalet Bakanı'nın eğer vicdanı varsa, bu memleketin bir evladıysa, hele hele bir de testisi varsa mutlaka bu mektubu okur, vicdan muhasebesi yapar, gereğini de uygular.

Ilgaz Mafyası'yla ve bu mafyanın suç ortakları Ak Parti Eskişehir Milletvekili Murat Mercan ile, yine Ilgaz Mafyasının suç ortaklarından Eskişehir Cumhuriyet Başsavcısı Gökhan Karaburun ile olan "ONUR SAVAŞI"m dört senedir sürmektedir.

Bu mektubumda geçen konuların ve olayların doğruluğunu taahhüt ediyorum, araştırılmasını istiyorum. Eğer herhangi biri doğru çıkmazsa, TC Adaletinin yakamı bırakmamasını ısrarla bekliyorum.

Ilgaz mafyasının yasadışı işlerini ısrarla deşifre etmiştim ve bir çok devlet makamını bu yasadışı işlerinde kullanıldığını ısrarla belirtmiştim. Geçmiş dört senede neler yaşadığımı, Türkiye Cumhuriyeti Adaleti'nin şahsıma uyguladığı kanunsuzlukları anlatarak sürekli eleştirdim. Üstelik tam iki sene önce, sözkonusu Ak Partili Milletvekili, Eskişehir Başsavcısı ve Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen adına, Ilgaz Mafyasından iki milyon YTL "susma parası" aldığımı ilgili makamlara bildirdiğim gibi, darp edildiğimi, hatta defalarca ölümle tehdit edildiğimi ilgili tüm makamlar biliyor.

Şahsıma pusular kurup zorla birçok belge imzalatılmaya çalışıldığını, Şerefli Silahlı Kuvvetlerimizin şerefsiz bir Albayı'yla işbirliği yapılıp Eskişehir Orduevi'nde şahsıma pusu kurulduğunu tüm ilgili makamlara bildirmeme rağmen, dahası, Adaletimizin iki Başmüfettişine her konuda bilgi vermeme rağmen...

Dahası, Cemil Çiçek'e makamında tüm yasadışı işlerin belgelerini teslim etmeme rağmen, şahsım dışında hiç bir kimseden ifade alınmadığı gibi, hiç bir zaman araştırma yapılmamıştır.

Şahsımdan alınan ifadeler yasadışı işler konusunda değil, Ilgaz Mafyasına "mafya" diyerek hitap ettiğim için, Başsavcı'ya "efendi" diyerek hitap ettiğim için mahkemelere sevkedildim. Yüzlerce soruşturma ve yüzlerce mahkemeye çıktım.

Doğruları belgelerle ilgili makamlara sunmamın bedeli, devletimin çıkarlarını korumamın bedeli "GIYABIMDA KARAR VERİLEN" beş sene hapis cezası olmuştur. Belgelerle suçladığım şahıslar devletimi hala hortumlarken, ilgili makamlar hala bu namussuzlara göz yummaktadır. İhbarlarımı belgelerle isbat ettiğim için, mafyanın şahsıma uyguladığı dağ kanunlarını görmezden gelen Eskişehir Savcıları gözlerini kapatıp kulaklarını tıkarken, Eskişehir Valisi ve Eskişehir Emniyet Müdürü şahsıma sahip çıkmış fakat Başsavcının gücü karşısında ellerinden bir şey gelmemiştir. Şahsım cezaevine atılmış, zaman zaman nezarethanelerde sabahlatılmıştır. Bu uygulamalar aynen devam etmektedir. Fırsat bulundukça şahsım nezarete atılmak için fırsat kollanmaktadır. Amaç susturmaktır.

Şahsıma hiç bir zaman "iftira davası" açılmamıştır. "Hakaret" ve "küfür" ettiğim iddia edilerek, Ak Parti Milletvekili Murat Mercan'ın şikayeti üzerine hapse atıldım ve 31 gün cezaevinde kaldım. Bu şahısa hakaret etmediğim gibi küfür de etmedim. İsbat edemediler. Fazla rezil olmamak için davayı geri çektiler. Bunun hesabını kim verecek?
Belgelerle doğruları anlatan şahsım hangi adalete sığınacak?

Başsavcı zaten bu mafyanın yalakası. Murat Mercan da bu mafyanın hizmetkarı, suç ortağı. Başsavcı, şahsıma uyguladığı icraatları Ilgaz Mafyasından aldığı emirler doğrultusunda yapıyor. Ilgaz mafyasına olan gebeliği nereden geliyor? Rüşvet mi alıyor? Yoksa sit alanındaki 30 villadan biri mi hediye edildi? Dedesinin hayırına namussuzluk yapan bir Başsavcı'ya rastlamadım. Neden araştırılmadı bunlar?

Şikayet ve ihbar dilekçelerimi sürekli yırtan bu Başsavcı'ya dört senedir anlatıklarıma gelince: "Ilgaz AŞ adıyla faaliyette bulunan beş ortaklı bu şirket bir iş şirketi değil, suç şirketidir. Ortakları Şenol Ilgaz, Mustafa Ilgaz, İsmail Ilgaz, Mehmet Ilgaz ve Asım Çınar'dır.

Tarım Alanı olan, imara açılmamış 1. derece sit alanına 35 adet lüks villalar yaparak astronomik fiyatlarla satmışlardır. Bu villalar "tadilat ruhsatlı"dır. Yani sahte ruhsatlıdır ve yasadışıdır. Vilaların ortasından geçen "Eski Değirmen Yolu" iki taraftan kapatılmıştır. Oysa bu yol umuma açık olması gerekmektedir.

Pafta ve parsel numaralarını ilgili tüm birimlere bildirdiğim bu kaçak villaların temel kazılarında ortaya çıkarılan 2600 senelik tarihi eserler yasadışı yollarla Yunanlılara satılmıştır. Ilgaz mafyasının antikacılık belgesi olmadığı gibi, bu yasadışı işlerinden, Eskişehir Kaçakçılık Şube Müdürlüğü'nün tüm personelinin haberi vardır ve göz yumulmuştur. Çıkarılan tarihi sesrlerin nerelere saklandığını bildirmeme rağmen, bu ihbarlarım hiç bir zaman değerlendirilmemiş, baskın yapar görünmüşlerdir. Ayrıca Ilgaz Mafyasının tarihi eser ticareti yaptığını, daha doğrusu eserleri Yunanistan'a kaçırdığını Eskişehir Kültür Müdürü ve Müze Müdürü de biliyordu fakat sürekli gözyumdular.

35 adet bu kaçak villanın yapılışından bitişine kadar Yılmaz Büyüerşen öncülük etmiştir. Üstelik açılışında kurdelayı da Yılmaz Büyükerşen kesmiştir.

Yılmaz Büyükerşen, Ilgaz mafyasının görünmeyen ortağıdır. Anadolu Üniversitesi Rektörü'yken, Ilgaz mafyasının yağlı-ballı teklifine "hayır" dememiş, Üniversitenin tüm inşaat işlerini ihalesiz Ilgaz mafyasına teslim etmiştir. Karşılığında Büyükerşen'in kızı, Ilgaz Mafyasına ait olan Shell Petrol istasyonuna ortak edilmiştir.

Yılmaz Büyükerşen'e iki defa mektup yazdım ve dilekçeme cevap hakkımı ısrarla istedim. İnternet yoluyla bu hakkımı defalarca iletmeme rağmen, şahsıma hiç bir cevap ulaşmadı ve Büyükerşen, alışkanlık haline getirdiği suçlarına bunu da ekledi. Dilekçeme cevap hakkımı dört senedir hala beklemekteyim. Hakaretlerime rağmen şahsıma dava açmadı. Bir insan bu kadar onursuz olamaz. Neden korkuyor acaba? Bunların hesabını kim soracak? TC Adaleti mi? Hani nerede?

Ilgaz mafyası Emlak Bank'tan 16 Milyon dolar hortumladı. Israrla ihbar etmeme rağmen hangi makam bunu araştırdı? Hortumlanan bu para Başsavcı'nın babasının parası mı ki kapattı? Bu para devletimin parası. Fakir fukaradan alınan vergiler..

Bu hortumlanan para fakir fukaradan alındı. Hesabını kim soracak? TC Adaleti mi? Hani nerede? Ilgaz mafyası zaten alışmış hırsızlığa ve hortumculuğa.
Eskişehir Şehirlerarası Terminalinin yapımı bu mafyaya verildi. Hangi makam araştırdı, bu ihaledeki yolsuzlukları?
Kütahya Yolu Fuar Kavşağındaki Üst Köprüyü Ilgaz Mafyası yaptı. Israrla bu ihalenin ve yolsuzlukların araştırılmasını istedim. Kim ilgilendi?
Osmangazi Üniversitesi'nin tüm binalarını Ilgaz mafyası hem de ihalesiz yaptı. Bu üniversitede olan yolsuzlukları kim soruşturdu? Şahsıma telefon açıp "Anlat kardeşim bildiklerini" diyen neden olmadı? Karayolları ile Ilgaz mafyasının yasadışı işlerini, ısrarla ihbar etmeme rağmen kim araştırdı? Allah rızası için bir yetkili cevap versin.

"Haberim olmadı" diyen ilgili ve yetkili namussuzdur ve de alçaktır.

Ilgaz Mafyasının Trafik polislerine verdiği rüşvetleri zaman zaman ilgil birimlere ilettim. Hani nerede araştıran ve karıştıran?

Ilgaz mafyasının arabalarını şarampollere attırıp sigorta şirketlerini dolandırdığını anlattığım gibi, dolandırdığı şirketlerden birine de ihbar ettim. Ne oldu?
Zavallı memleket...

Eskişehir Subay Orduevi'nde yenileme işinde bu mafyanın kolon patlattığını, Başsavcılık tarafından bunun örtbas ettiğini, üstelik listesini ilgili makamlara ilettiğim bir çok malzemede sahtecilik yaptıklarını ısrarla anlattım. Kim ilgilendi kardeşim? Şahsımı iknaya çalışan bir kaç "Binbaşı" dışında kimler araştırdı bu konuyu? Bu önemli konuyu ısrarla söylüyorum ve Subay Ortduevi Binası'nın çelik kontrüksiyonlarla desteklenmesi gerektiğini yetkililerden istiyorum. Altında can verecek subayların kanı bir gün yakanıza yapışabilir. Unutmayın ki Eskişehir deprem bölgesi içindedir.

Gelelim iki cinayete. Birincisi Ilgaz mafyasının Baba'sı Şenol Ilgaz tarafından Yunusemre Caddesinde işlendi. Mercedes marka otomobiliyle bir şahsı ezik ezik ezdi, hem de ileri geri giderek defalarca adamı çiğnedi. Böyle bir kaza olabilir mi? Üstelik bu cinayeti gören bir savcı vardı ve parayla susturuldu. Bu savcı kim? Hadi araştırın da bulun. Fakat araştıracak adalet ve savcı nerede?

Bu cinayete kaza süsü verildi ve kaza, Ilgaz Mafyasının şöförlerinden birinin üstüne yüklendi. PTT'den emekli, Yunusemre Köyü'nden Müeyyid isimli bir şahıs. Mafya Baba'sı Şenol Ilgaz'ın çekmesi gereken hapis cezasını üstlendi. Şimdi mezarda.
İkinci cinayete gelince. Mafya Babası Şenol Ilgaz'ın biricik alkolik evladı Mehmet Ilgaz'ın ısrarlarıyla, Ilgaz mafyası içinde kamyon tamir işlerine bakan alkolik bir Usta, zorla mazot yüklü tankere bindirildi ve tankeri 20 kilometre mesafedeki şantiyeye götürmesi istendi. Alkolik ustanın "Aşırı alkollüyüm, tankeri götüremem, gözümü önünü bile göremiyorum" laflarına aldırış etmeyen Mehmet Ilgaz, bu adama küfreder, zorla bindir ve adam ister istemez yola çıkar. Banaz Petrol'den çıkarken, petroldeki pompacılar bu ustanın elinden kontak anahtarını alırlar fakat Mehmet Ilgaz'ın ısrarları sonrasında anahtarı bu ustaya geri verirler. Sağa sola çarparak petrolden çıkan usta, 17 kilometre sonra beton elektrik direğine bindirerek can verir. Arabanın üzerindeki tanker çarpma esnasında yerinden koparak tarlaya düşer. Olay yerine gelen Çukurhisar Jandarma ekipleri, Mehmet Ilgaz'ın isteği doğrultusunda ifade alırlar. "Şöför alkolsüzdür. Hatalı sürücü kazası" olarak zabıt tutulur. Israrlarıma rağmen bu konu araştırılmamıştır, karıştırılmamıştır. Cinayete kurban giden bu ustanın alkolik olduğuna dair belge vardır. Ilgaz mafyası öyle güçlüdür ki, hatta TC Cumhuriyetinden daha güçlüdür ki, ölen Usta'ya otopsi yapılmasını bile engellemiştir. Öyle güçlüdür ki, dört senedir hiç bir savcı bu mafyadan hesap soramamıştır, ifadesini dahi alamamıştır.

Vah zavallı memleketim vah...

Gelelim soygunlarına: İş yaptığı devlet daireleriyle yasadışı anlaşmalar yapar ve bu devlet dairelerinin başında sorumlu kim varsa kendilerin benzetirler, yani hırsız yaparlar. İşbirliği yaparak bu makam sahibi kimselerle bir olup devleti soyarlar. İnşaat faturaları misli misli kabartılarak, ganimet işte bu sorumlu makam sahipleriyle bölüşülür. Bunlardan üç örnek size: Birincisi Osmangazi Üniversitesi Rektörü, ikincisi Organize sanayi Bölge Müdürü, üçüncüsü Karayolları eski Şube Müdürü (Şimdi Anakara'da görevli.) Hadi bunların icraatlarını karıştırın da birlikte görelim ortaya neler çıkacak.

Ilgaz mafyası Karapara aklıyor dedim. Birinci derece sit alanını yağmaladıklarını ve buralardan 2600 senelik tarihi eser çıkararak Yunanlılara sattıklarını söylemiştim. İstanbul Fener Kilisesi Papazlarından biriyle işbirliği halinde olan bu mafya, katrilyon değerindeki Frig eserleri karşılığında aldığı dolarları, Ilgaz AŞ'ye ait bir kaç döviz bürosunda Eskişehir halkına sunulmuştur. Bu işlemler halen devam etmektedir.

Bu mafyanın adam dövdüğü, tehdit ettiği zaten Eskişehir Halkınca malumdur.Bir çok küçük şirkete işler yaptırmışlar ve bu kimselere para ödememişler, üstelik tehdit ederek darp ettirmişlerdir. Bu kimselerin birçoklarıyla tanıştım. Bunlardan biri de milyarlarca zarar ettirilen Esim İnşaat isimli bir şirkettir. Doğalgaz işlerini yaptırmışlar ve kuruş para ödememişlerdir.
İsmail Ilgaz'a ait piyasada birçok karşılıksız çek vardır. Bu şahıslar adalet önünde haklarını arayamıyorlar ve gelip beni buluyorlar, akıl danışıyorlar.

Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından dört senedir telefonlarım dinlenmekte, şahsımı suçlayacak delil aranmaktadır. Ilgaz mafyasının telefonla şahsımı tehdit etmeleri, küfürleri ve hatta çocuklarımın peşine düştüklerini bildiren konuşmalar, Başsavcılık tarafından yok edildi. Buyurun araştırınız.

Başsavcı'nın Ilgaz mafyası'nın emirleri doğrultusunda icraatlarına devam etmesi sonucunda böyle bir mektup yazıp, Adaletimizin yeni Bakan'ı Mehmet Ali Şahin'e ulaşmaktı amacım. Eski Bakanımız Cemil Çiçek'ten hiç bir icraat görmedim.

Şahsıma yapılan haksızlıklar hala devam etmekte, şahsımdan habersiz mahkemeler yapılmakta ve "Mahkemeye Gelmediğim" iddia edilerek şahsım nezaretlere atılmakta. İkamet ettiğim evime gecenin bir yarısı polis ekipleri gelerek şahsımı zorla götürmekte. Cumhuriyet Başsavcılığı ve Polis ikamet adresimi bildikleri halde şahsıma kesinlikle Mahkeme Tebligatı gönderilmemektedir. Muhtarlıkta kaydım olmasına rağmen Muhtarlığa da hiç bir tebligat teslim edilmemiştir. Başsavcılığın amacı şahsımı susturup
sindirmektir. Bu nasıl bir adalettir?

06/11/2007 günü mahkemem olduğunu bir şahıstan öğrendim ve ikamet adresimde bir tebligat bekledim. Yine gelmedi. Muhtarlığa sordum, onlara da iletilmemiş. Yanlış ve isim benzerliği olan kimselere tebligat gönderildiğine şahit oldum. Bunlardan birini şahit gösterebilirim. Kenan Akkuş isimli bu şahıs, bir yolunu bulsa adını ve soyadını değiştirecek kadar nefret ettirildi Başsavcı tarafından. Anlaşılacağı üzere Eskişehir Başsavcısı Gökhan Karaburun, Ilgaz mafyasının emirlerinden kurtulamamış, şahsımı paketletmenin yollarını bulmuştur. Hapse atamıyorlar fakat bol bol nezaretlere atılmaktayım, hesap da soramamaktayım. Türkiye Cumhuriyeti Adaleti'ni Eskişehir'de temsil edecek bir şahıs, nasıl oluyor da karanlık insanların emirlerinden çıkamıyor?

Ilgaz mafyası ve Murat Mercan Ak Parti'nin birer kara yüzüdür, neden hala görmek istemiyorsunuz?

Yukarıdaki icraatları ancak Allahsızlar ve Kitapsızlar yapabilir. Ak Parti Allahsızların ve Kitapsızların partisi mi? Ak Parti, Viskiyi havyarla yudumlayanların, zina edenlerin, Veteriner'in karısını parayla kandırıp kendine metres yapanların, hırsızların, rüşvetçilerin, hortumcuların partisi mi?

Taahhüt ettiğim doğrulara ulaşmak istiyorsanız, hodri meydan.

Ilgaz mafyasını bu kadar korumak ve himaye etmekteki amacınız ne?

Başbakan Tayyip, şahsımdan işittiği ve hakaret olarak algıladığı tüm sözleri Ilgaz Mafyası yüzünden muhatap olmadı mı? Başbakan, ihbar ettiğim ve sunduğum hangi yasa dışı dosya ile ilgilendi? Bunların hesabını kimden sormalıyım?
Şahsıma destek verenler korkak ve pısırık insanlar çıktı. Yanımda bir tek daşşaklı adam gibi adam bulsaydım, şimdi bu kirli halının içindeki bitleri tek tek hem de döve döve temizlerdim. Maalesef daşşaklı birini yanımda göremedim. Adaletimizin yeni Bakan'ı olarak şimdi sizden yardım istiyorum:

Ya bunun bir çaresini bulun, ya da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine müracat ederek Ülkemi ve Adaletimi rezil edeyim. Kara sizin. 09/11/2007
Kenan Akkuş (esrehber)