4 Haziran 2013 Salı

RUM TAYYİP’İN DAİMİ YALAKASI DEMOKRAT GÖT CEMİL…



KATİL  TAYYİP’İN DAİMİ YALAKASI  CEMİL ÇİÇEK…

Hangi partiye mensup olursa olsun Cumhurbaşkanı ya da Meclis Başkanı, seçildikten sonra artık o kişi bağımsızdır…

Cumhurbaşkanı’nın partisiyle ilişkisi kesilir.

Meclis Başkanı da tarafsız olarak TBMM’yi yönetmekle görevlidir.
Partisiyle ilişkisi kesilir…

Şu işe bakınız ki Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, AKP’den kopamadığını, bağımsız olamadığını her icraatında belli etmemeye çalışır. Fakat ben yemem.

Meclis Başkanı Cemil Çiçek ise TBMM’nin değil, AKP’nin meclis başkanı sıfatından kurtulamaz, her icraatında AKP ve ilkeleri vardır.

Mesela AKP’nin icraatlarını savunduğu, destek verdiği gibi, Muhalefete cevap verirken AKP ağzıyla konuşur…

Hüseyin Çelik’in incitici, ukala, aşağılayıcı, pislik dilinden hiç farkı yoktur.

Bugün (4 Haziran 2013 Salı)  Cemi Çiçek’i, Samanyolu Haber TV’de gördüm.

İsyan bayrağı açan halkın icraatlarını AKP ağzıyla anlattığı gibi, Tayyip’in sözlerine sürekli destek veriyor, sunucunun sorularına halkı daha bir galeyana getiren üslupla cevaplar veriyordu.

Sonunda patladı… Sıçtı desek doğrudur:

“SOSYAL MEDYADA ÇOK SAYIDA YALANLAR PAYLAŞILIYOR. HALK GALEYANA GELİYOR. BENCE SOSYAL MEDYA KAPATILMALI…”

Aynen böyle…  Dileyen Samanyolu arşivlerinden seyredebilir.

Oysa tüm Türkiye, AKP iktidarının çatırdama seslerini duydu meydanlardan…

Sosyal medyayı bahane ediyor.

AKP’liler sosyal medyada her boku yiyor … Neden sesini çıkarmıyor?

Almanya’da çekilmiş ve fotoğrafta Atatürk’ün de yer aldığı PKK’lıların bir fotoğrafını, AKP’liler “Taksim'de çekildi” yalanlarıyla yüz binlerce kere paylaşırken görmüyor.

İşine gelmiyor…

AKP’nin yediği bokların gizlenmesi mi gerekiyor?

Ya Cemil Çiçek’in pisliklerinin de mi gizlenmesi gerekiyor?  Peki nedir onlar?

Cinayetler… Tarihi eser kaçakçılığı… Uyuşturucu ticareti… Memurların rüşvet işleri… Devletin binlerce kere soyulması…

Yalan mı söylüyorum, Cemil Çiçek?

Zerre kadar şerefin namusun varsa, çık kamuoyu önüne yalan söylediğimi iddia et…

Eğer çıkıp anlatmıyorsan, sen orospu çocuğunun tekisin…


BİLMEYENLER İÇİN ANLATIYORUM:

2005 senesinin Nisan ayında Cemil Çiçek beni telefonla aradı.
Aradığı telefon no: 0312 419 46 69 (Adalet Bakanlığının telefonu)

İnternette kamuoyuna sunduğum yazılarımı görmüş, bilgi almak istemiş.

Ben de verdim:

“AKP’li bir mafyanın cinayetleri olduğunu, antika kaçakçılığı yaptığını, yasadışı işlerini örtbas etme karşılığında amirlere memurlara rüşvet dağıtığını, bunların içinde Eskişehir Trafik polislerinin ve  Eskişehir Kaçakçılık şubesinin olduğunu, Eskişehir Subay Orduevine zarar verdiklerini, binanın çökebileceğini, içkili bar çalıştırdıklarını ve bu barda uyuşturucu sattıklarını, kara para akladıklarını, devleti dolandırdıklarını, özel şirketleri tokatladıklarını… Bu yasadışı işleri örtbas ettirmek için Eskişehir Başsavcı Vekili Coşkun Mutluer’i ve AKP’nin Eskişehir Milletvekili  Murat Mercan’ı kullandıklarını  anlattım…

Cemil Çiçek beni dinledikten sonra  “Elinde belge var mı?” diye sordu.
Ben de “evet” dedim…

“Belgelerini al, Ankara’ya derhal gel, icabına bakacağım, gereğini yapacağım” dedi ve kapattı…

Bir dilekçe yazdım, topladığım belge, döküman ve bilgileri bir dosya haline getirdim, ertesi gün Ankara’nın yolunu tuttum.

Adalet Bakanlığı’nda  Özel Kalem’de bir bayan karşıladı beni ve  “Bakan Bey’in misafirleri olduğunu, telefonumu bırakıp bina dışında beklememi” istedi.

Sabahtan akşam 5’e kadar Adalet Bakanlığı binasının dış kapısında bekledim.
Aç susuz…

Özel Kalem’e gittim, “Beni aramadınız” dedim.

Görevli bayan “Bakan Bey’in çok önemli bir işi çıktığını ve gittiğini” söyledi.

Oysa sabahtan akşama kadar beklediğim kapıdan Cemil Çiçek çıkmamıştı.
Üstelik bu eski binanın başka kapısı da yoktu.

Devam etti: “Size iletmemi istediği bir not bıraktı, belgeleri teslim etsin ve Eskişehir’e dönsün. Eskişehir Valisi sizinle ilgilenecekmiş…”

Söyleneni yaptım, belgeleri teslim ettim, “Özel Kalem Kayıt No: 1921” yazılı bir kağıt verdi.

Eskişehir’e döndükten bir hafta sonra Eskişehir Valisi Kadir Çalışıcı makamına davet etti ve hizmetlerimden dolayı teşekkür etti.

Aynı gün Eskişehir Emniyet Müdürü Savaş Yücel makamına davet etti ve beni öven sözlerden sonra çalışmalarımda destek vereceğini söyledi. 

İki gün sonra hakkımda yakalama kararı çıktı,  savcıların ve hakimlerin danışıklı dalaverelerinden sonra cezaevine soktular.

Şikayetçiler Eskişehir AKP Milletvekili Murat Mercan, Başsavcı Vekili Coşkun Mutluer… Suçum:  Kamu görevlilerine küfür…

Sizin ikinizin de anasını bacısını… Orospu çocukları… Ne zaman küfrettim?

Cezaevinde anladım ki Cemil Çiçek, Murat Mercan ve Tayyip oturup benim ihbarlarımı konuşmuşlar, çözüm üretmişler…

Bir AKP Milletvekilini yakmak, AKP’yi karalamak yerine beni yakmaya karar vermişler…

Hayatım boyunca tek bir küfür etmemiştim…

Cezaevinde yattığım süre içinde  günde on posta Tayyip’e ve Cemil Çiçek’e ana avrat düz gitmeye başladım…

Küfür etmediğim halde beni yakmaya çalışanlar… Küfürleri internette basınca yutar oldular…

Çünkü bizzat şahit olduğum cinayeti, antika kaçakçılığını, uyuşturucu ticaretini ve binlerce dosyalık devletten hırsızlıkları kapatmanın suçluluğuyla ana avrat küfürlerimi, millete kepaze olma pahasına yutuyorlardı…

…ve bu pislikleri sizler baş tacı ederken…
Ben sülalesine sayıyordum…

Çünkü haklı olan bendim…

İddialarımı bertaraf etmek adına her boku yediler:
İnternet bağlantılarımı kestiler, 28 adet ayrı sitemi sırayla kapattılar, e-mail hesaplarımı kapattırdılar, çocuklarımın peşine dahi polis taktılar…

Sokağımda, mahallemde beni “akıl hastası”  diye yaygara ettiler… Kimler? Savcıların eşeği polisler…

Ev adresimi değiştiriyordum, polis çocuklarımı okulda buluyor ve takip ediyordu, yeni adresimi mafyaya veriyordu.

Ilgaz mafyası da evimi basıyordu…

Ailemi alıp Eskişehir’den Mersin’e kaçmak zorunda kaldım.

2003’de başlayan mücadelem, tam 10 senedir devam ediyor…

Ne Rum Tayyip, ne Göt Cemil, ne Ilgaz mafyası beni yıldıramadı…

Satın aldıkları ve eşek gibi bindikleri savcılar, hakimler yıldıramadı…

Onlarca dava açıldı… 14 sene hapis Milyonlarca para cezası…

Ne cezaevine sokabildiler, ne para cezası ödetebildiler… Yargıtay bozdu…

Bu sebeple boynuma uyduruk bir deli raporu astılar:

“Hak arama tipi…” Hastalığım buymuş…

Hakkımı arıyormuşum internette, mahkemelerde…

…ve hala küfrediyorum:

RUM TAYYİP’İN DAİMİ YALAKASI DEMOKRAT GÖT CEMİL…

Ananı… Avradını…     Var mı daha ötesi…

Sosyal medyayı kapatacakmış…

Kapattırmazsan orospu çocuğunun tekisin…

Hodri meydan…

04/06/2013

Kenan Akkuş…

NOT: Birlik Vakfı’nı da bu ikisi kurmuştu. Tayyip ve Cemil… İmamın Ordusu’na asker yetiştiriyorlar… Bir diğer kurucusu, aklı sıra halkı kandırmaya çalışan  Hasan Celal Güzel… Vatan haini pislikler.